Image
19.11.2020 / 11:18 Okunma Sayısı: 97

“İKTİDARA ‘DOĞA TALANINA SON VER’ DİYORUZ”

Hatay emek ve demokrasi Platformu’ndan meclise sunulan torba yasa’yı eleştiren açıklama yapıldı.
Hatay emek ve demokrasi Platformu adına Selver Büyükkeleş’in okuduğu açıklamada Torba kanunun sermayeyi ve tüm yandaş şirketlerini daha fazla korumak ve kollamak için hazırlandığı iddia edildi.
Sözkonsu açıklamada şu ifadeler yer aldı.
“Elektrik Piyasası Kanunu adı altındaki “torba yasa” iktidarın “Ali Cengiz oyunları” nın bir devamıdır. Komisyondan türlü dalavere ile meclise indirilen torba kanunun tüm maddeleri sermayeyi, tüm yandaş şirketlerini daha fazla korumak ve kollamak için hazırlanmıştır.
Torba’da kamusal hiçbir yarar yoktur, doğanın geri dönülmez biçimde bozulmasına yol açacağı da kesindir. Halk işsizlikle, pandemiyle, depremle baş etmeye çalışırken iktidar şirketlere yeni imtiyazlar sağlama peşindedir.
Kanun teklifini komisyona getiren Bakan ve AKP’li milletvekillerinin şu sözleri bir itiraf niteliğindedir: “Öncelikle, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 5 ayrı maddesinde yapılan düzenlemeler ile tamamen, yatırımcı ve işletmecilerimiz lehine birtakım kolaylıklar getirmeye çalıştık…” Evet, açık biçimde doğayı sermayeye peşkeş çekeceklerini söylüyorlar. Değişiklikleri destekleyecek tek bir bilimsel bilgi, rapor yoktur, çünkü bu düzenlemelerin tek amacı bir grup “yandaş”ı daha fazla zengin etmektir.
Yıllardır ormanları, dereleri, kıyıları, tarım alanlarını yani tüm doğal ve kültürel varlıkları talan eden AKP bu hamlesiyle tüy dikmeyi planlamaktadır.
Torba Yasa doğa ve yaşamı yok edecek
Doğa talanının Yasa’da nasıl gerçekleşeceğini dilimize tercüme edelim:
YEKDEM’e (Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması) sınırsız yetkiler sağlanmaktadır. Bu yetkiler artık çocukların bile zararını bildiği HES’lerin çok daha fazla artışına neden olacaktır. İktidarın bugüne değin el koyamadığı ne kadar su ve tarım alanı varsa sermayeye devredilecektir. Bütün bunları da Giresun’da son yaşadığımız felaketin üzerine yapmayı planlamaktadır. Yekdem’in büyük ölçekli RES ve GES’lerle doğaya zarar verilmesine nasıl aracılık ettiğini biliyoruz, şimdi bu zararlar kat be kat artacaktır.
İktidar ülkeyi atık çöplüğü ne dönüştürmek istiyor
Biyokütle Enerji Santralleri’nin (BES) yasada yer almasının bizim için anlamı nettir. Nükleer santraller’i yapmadan santral arazilerine atık gömüsü yapan, Avrupa’nın radyoaktif atığı ile doğayı zehirleyen zihniyet şimdi ek olarak petro kimya ürünleri ile doğayı tahrip etmeyi planlamaktadır. Lastik ve benzeri, genel bir çöp sözü olacakların habercisidir. Bu santrallerin nasıl zehirli gazlar ürettiğini biliyoruz. Bu atıklar büyük miktarda sera gazı da üretmektedir, iklim değişiyor diye dünya ayakta iken iktidar gözümüzün içine bakarak bize “yenilenebilir enerji” masalı anlatmaktadır.
Jeotermal Enerji Santralleri (JES) en az termik ve nükleer kadar zararlıdır, toprakları ve suları zehirleyen bu santraller için iktidar “ yenilenebilir enerji” başlığını seçmiştir. Yasa ile, Jeotermal alanların ihale sürecini hızlandıracak, jeotermal enerji santrallerinin sayılarının artmasına yol açacaktır. Özellikle Manisa, Aydın, Çanakkale Gürpınar ve Tuzla’da doğaya ve tarım alanlarına, bölgede yaşayan halka ciddi anlamda zarar veren JES’ler daha da artacaktır.
Her türlü denetimden muaf yeni enerji şirketleri kurulacak, lisanssız üretim ve geçici ruhsatla üretim ile enerji dağıtım şirketlerine, maden şirketlerine yeni “kıyak”lar yapılacaktır. Pandemide bile ihale yapmaktan vazgeçmeyen İktidar, halka İBAN gönderirken, şirketlerin ihalelere katılımı kolaylaştırmak için, borçlarını ödeme ispatı zorunluluğunu kaldırmakta, ödeme taksitlendirmelerinde çeşitli kolaylıklar sağlamaya çalışmaktadır.
“Acele kamulaştırma” dendiğinde artık, özel ve tüzel kişilerin veya hazine arazilerinin şirketlere devri olduğunu biliyoruz. Bu yasa ile artık hukuk tamamen ortadan kalkacaktır, önlerindeki engel olan son küçük taşları da temizlemeye çalışmaktadırlar.
Torba’nın pek çok yerine iliştirilmiş “Cumhurbaşkanı’nın yetkisindedir” sözleri ile anladığımız, petrol, doğal gaz, madencilik alanında kurulu şirketlerin her türlü denetim mekanizmasından ve yükümlülüklerden uzak şekilde Türkiye’de faaliyette bulunmalarıdır. Bu ülkede Cumhurbaşkanı’na karşı dava açıp da kazanmış bir kişi yoktur.
Daha fazla “doğa talanına geçit yok”
Bugün ülkenin pek çok yerinde halk sokaktadır, “rant ve sermayenin çıkarları uğruna daha fazla doğayı tahrip edemezsiniz” çığlıkları her yerden yükseliyor. Biz yaşamı savunanlar, işçiler, emekçiler, kadınlar, kentliler ve köylüler yeter artık diyoruz. Bu talanı durdurmaya kararlıyız, yasayı geri çekin.”

ARŞİV HABERLER

SOSYAL AĞLAR

ZİYARETÇİ SAYISI

214.218 kişidir.