Image
07.09.2019 / 09:18 Okunma Sayısı: 413

PSİKOLOG ALEV: AĞLAMA BİR SİNYALDİR

İlçemiz Özel Samandağ Deniz Hastanesi’nde görev yapan Psikolog ve Deneyimsel Oyun Terapisti Özlem Alev okula yeni başlayan çocuklarda görülen ağlama krizi ve yapılabilecekler üzerine açıklama yaptı.
Psikolog ve Deneyimsel Oyun Terapisti Özlem Alev konu ile ilgili yaptığı açıklamada ağlarken çocuğu bir yabancıya bırakarak gitmenin uzun dönem negatif etkileri olduğunu belirtti. Alev, açıklamasında “Okullar açılıyor ve okulun ilk haftası. Okul yönetimi sabah başlayıp akşama dek süren okul gününe çocuğunuzun alışacağını söylüyor. Birkaç gün geçiyor ama durum gittikçe daha kötüye gidiyor. Ağlama krizleri artmış halde. Okula gitmek istemeyen çocuğunuzun bu davranışının geçeceği söyleniyor size. Ağlasa da, okula gitmemek için dirense de, onu her gün o saatte o okula getirmeye devam etmeniz bekleniyor sizden. Ağlamasının geçici bir davranış olduğunu düşünüyorsunuz. Aslında ağlama bir sinyal. Çocuğun yaşadığı duyguları dışa vurma hali. Evet çocuğunuz bir süre sonra susacaktır. Ancak susması sorunun ortadan kalktığını göstermiyor. Çoğu uzman ağlama davranışının sona ermesini bir başarı olarak görüyor. Çocuğun ağlamaması korku, endişe gibi duyguların sona erdiğini göstermez. Çocuk susuyor çünkü dinlenmediği ortamda çocuk sinyal vermeyi bırakır.R.Bowlby diyor ki; güvenli bir bağlanma figürü yanında olmadığı zaman çocuğun stres ve kortizol seviyesi yükselir. Çocuk kendini güvende hissettiği ikinci derece bir bağlanma figürüne ihtiyaç duyar. Özellikle 30 ay önceki kreş deneyimlerinde çocuğun bir bağlanma figürü yoksa, tanımadığı bir ortamda tek başına bırakılması travmaya sebep olacak sonuçlar doğurabilir. Bağlanma kısmını biraz açalım. Birincil bağlanma figürü çoğu zaman anne baba(ebeveyn),ikincil ve üçüncül ise bakıcı, büyükanne, anneanne gibi çocukla ilgilenen kişiler. Çocukların beyinleri bağlanma figürleri ile olan ilişkideki duygusal tecrübe ile gelişiyor. İlişki için gerekli duygusal kapasite öğrenme, empati gibi sağ beyinin fonksiyonları 30 aya dek çok hızlı büyüyor. Aslında çocuğun ebeveyni ile ilişkisinin bilinçaltı temelleri burada atılıyor. Anne ve babanın dışında çocuğun hayatında kendini güvende hissettiği, bağlandığı birçok kişi mevcut ancak bu ilişkilerin güvenli hale gelmesinin bir sürece ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Bu bilginin anlamı, çocuğun okuldaki öğretmeni ile sağlıklı ve güvenli bir bağlanmaya ihtiyacı olduğunu iyice kavramak gerekiyor. Bu bağın birkaç günde oluşmasını beklemenin anlamsız olduğunun farkına varmamız gerekir. Çocuklarımız nesnelere değil insanlara bağlanmalı. Beynimiz için gerekli olan bu aslında sistemimiz böyle çalışıyor.Bu süreçte, şefkatli ve anlayışlı bir öğretmen doğru seçim olacaktır. Öğretmene bağlanma, çevreye alışma henüz gelişmekte olan beyin için bir süreç gerektirir. Çocuğunuzun yaşı ne kadar küçükse süreç o kadar uzar. Bir haftanın ardından yönetim size "Hadi artık gidin, sizi görmesin ya da dolaşın gelin vb." derse, çocuğunuzu en iyi tanıyan sizsiniz, iç sezgilerinizi dinleyip çocuğunuzun buna hazır olup olmadığına kendiniz karar verin. Ağlarken çocuğu bir yabancıya bırakarak gitmenin uzun dönem negatif etkileri; agresif davranışlar, okul fobisi, kabuslar bazen de içe kapanma olarak kendini gösterebilir. Çocuk ağlıyor çünkü hayatta kalma mekanizması burası güvenli değil diyor. Peki, ağlama olmadan okula alışma olur mu? Evet, olur. Bunun için ailenin hem zamana hem de iyi bir planlamaya ihtiyacı var. İşten belli bir süre izin almak, anneanne ya da babaanneyi işin içine sokmak, babanın desteği gibi. Çocuğa nereye gideceği, ne olacağı söylemek, kıyafet, kırtasiye seçimini beraber yapmak vb. Aslında en önemlisi, çocuğunuzun ilk günden itibaren sınıf dışı bir bekleme yerinde annenin hangi sandalyede olacağını bilmesinin ve oradan asla kaybolmayacağından emin olmasının önemli büyük. Kreş, yuva döneminde tam güne hemen başlanmamalı. Uyku, yemek geçişleri çocuk için zordur. İlk zamanlar baskı olmamalıdır. Okulun onun eğlendiği, keyif aldığı yer olarak kalmasına özen göstermek gerekir. İkinci hafta duruma göre, üçüncü hafta tam güne geçiş sağlanabilinir. Bazen çocuğun sinyallerine göre hareket edip, hazır olmadığına karar verilirse geri adım atılır. İlkokulun ilk günleri ise çocuklar için başka bir geçiş. Tanımadıkları bir öğretmen, bir sürü çocuk ve oyuncak olmayan bir sınıfta başlayan yeni bir dönem. Ebeveynin okul açılmadan çocuğuna okulu tanıtması, gerekirse sınıfını göstermesi, öğretmeni ile tanıştırması geçişi kolaylaştırır. Okul bahçesinde beklemek, okula götürmek, okuldan almak, akşam yatmadan ya da gün içinde olanları söze dökmek bu dönemin rahat geçmesini destekler. Sevgili ve değerli aileler; Çocuğumun sinyallerini takip edip, çocuğumu değiştirmeye çalışmadan ihtiyacını anladığımda çocuğumla aramdaki ilişkiyi kuvvetlendirmiş ve çoğu davranış probleminin önüne geçmiş olacağım. Yeni okul döneminde; çocuğun okula alışma sürecine hassasiyet gösteren, ağlatmadan okula alıştırmanın önemli olduğunu bilen ve destekleyen yöneticilere, öğretmenlere ve rehberlik bölümlerine ihtiyaç var. Çocuklarımıza başarılar diliyorum.

ARŞİV HABERLER

SOSYAL AĞLAR

ZİYARETÇİ SAYISI

128.068 kişidir.