Image
26.11.2020 / 11:17 Okunma Sayısı: 127

“SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, İTAAT ETMİYORUZ”

Samandağ Kadın Dayanışma Derneği(SKDD) Başkanı Hülya Nehir “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü” dolayısıyla basın açıklaması yayımladı.
SKDD Başkanı Nehir, açıklamasında “Tam 60 yıl önce Dominikli Patria, Minerva ve Maria Mirabel kız kardeşlerin, ülkeyi 30 yıl boyunca baskı altında tutan diktatör Trujillo’ya karşı mücadelesi, diktatörü çok korkutmuş olmalı ki; 25 Kasım 1960’da 3 kız kardeş devlet güçleri tarafından tecavüz edilerek öldürüldü. Kadınların baskıya karşı mücadelesinin böylelikle sindirileceğini düşünen diktatör çok yanılıyordu. Bu katliamın ardından patlayan öfke, diktatörü tam 1 sene sonra düşürdü. Kadınlar, 1981 yılından bu yana her 25 Kasım’ı kadınlara yönelen şiddet ve baskıya karşı dayanışma ve mücadele günü olarak eylem takvimine işledi.
Toplumsal Cinsiyet eşitsizliği temelinde eril zihniyete uymayan herkesin ayrımcılığa ve saldırıya uğradığı bu dünyada bu yıl da cinsiyet temelli ayrımcılığı iliklerimize kadar yaşadık. Var olan ekonomik sorunlara pandeminin eklenmesiyle kadınların, çocukların ve LGBTİ+’ların türlü haksızlıklara, baskılara ve şiddete maruz kaldığını gördük.
Pandemi sürecinde güvencesiz çalıştırma meşru hale getirilirken, zaten güvencesiz ve istikrarsız işlerde çalışan kadınlar ilk gözden çıkarılanlar oldu. Kadınların her zamanki görünmeyen emeği ile birlikte eve kapatılan çocuk, engelli, yaşlıların yanı sıra hane halkının ev içindeki bakım yükü kadınların omuzlarına yüklendi. Okula gitmeyen çocuklar da toplumsal cinsiyet rolleri doğrultusunda bu yükten nasibini aldı. Kız çocukları ev içinde kardeşleri ve diğerlerinin bakımı ile ilgili sorumluluklar üstlenirken, kız ya da oğlan çocukların bir kısmı çocuk işçiliğinden nasibini aldı. Bu süreçte kız çocukları ısrarla gündeme getirilen çocuk yaşta evlilik adı altında yapılan cinsel istismarlarına açık hale geldi.
Evin ve hane halkının bakım yükü yetmezmiş gibi salgın koşullarında gerekli hijyen ve beslenmeyi sağlamak, uzaktan eğitim alması gereken çocukları gereksinimlerini karşılamak ve eğitim sürecini planlamak da kadınlara kaldı.
Kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+’lar sağlık nedeniyle kapatıldıkları evlerinde şiddete, istismara maruz kalırken, koruyucu mekanizmalara ulaşmakta zorlandı. Kadın örgütlerine göre 2020’nin ilk 10 ayında 397 kadın şiddetin en ağır haline maruz kaldılar, öldürüldüler.
Bütün bunlar olurken
İnfaz yasası ile kadın cinayeti ve çocuk istismarı failleri serbest bırakıldı ve bu serbest bırakmalara itirazları haklı gösteren yeni şiddet olayları ve ölümler yaşandı.
Türkiye’nin 2011’de imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadına Yönelik Şiddet ve Ev içi şiddetin Önlenmesi için Avrupa Konseyi Sözleşmesinden, aile yapımıza, ahlak kurallarımıza uymuyor, aileyi dağıtıyor diye ayrılmak istenildi. Oysa cinsiyet temelli ayrımcılığa uğrayan herkesin güçlü savunucusu ve ülkemizin yargı kararlarının belirleyicisi bu sözleşme vazgeçilmezdi. Biz biliyoruz ki insanların özgür ve şiddetten uzak yaşaması en temel insan haklarından biriydi. Aileyi dağıtan eşitlik değil, ayrımcılık ve şiddet ortamıydı ve her insanın şiddetten, ayrımcılıktan ve her türlü baskıdan arınmış güvenli evlerde yaşam hakkı olmalıydı. Ve kadınlar olarak bunu savunduk.
Şiddet sarmalı devam ederken kadınların hak verildiği halde alamadıkları nafakalarına göz dikildi ve ‘erkekler mağdur’ kampanyasıyla kadınların nafaka hakkına saldırıldı.
Ekonomik krize eklenen pandemi koşullarında yoksulluk, sağlık ve sosyal güvence yoksunluğu ve sosyal desteğe duyulan ihtiyaç arttı. İşyerlerinde mobbing, hakaret ve kötü muameleler artarken, ücretsiz izin uygulamaları ve işten çıkarmalardan kadınlar daha fazla etkidi.
Bu nedenle
Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki binlerce yıllık erkek egemen sömürü düzenine karşı
Sermayeye, ranta, savaşa aktarılan bütçe hakkımıza sahip çıkmak için
Ne giyeceğimizi, ne söyleyeceğimizi, nasıl yaşayacağımızı buyur ederek bize sınır çizenlere karşı
“İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” demek için
Binbir emekle elde ettiğimiz kazanımlarımıza ve haklarımıza sahip çıkmak için
Bir kişi daha eksilmemek için
“Ev işi kadın işidir” diyen ataerkine karşı bakım hizmetlerinin toplumsallaştırılması için
İşsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe, gericiliğe, tacize, tecavüze, istismara, katliamlara ve savaşlara karşı YAŞAMIMIZI SAVUNMAK İÇİN; Her türlü yasağa ve baskıya rağmen “Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz” demek için
Mücadeleye devam edeceğimizi buradan duyuruyoruz.
Yaşasın kadın mücadelesi. Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz.” ifadelerine yer verdi.

ARŞİV HABERLER

SOSYAL AĞLAR

ZİYARETÇİ SAYISI

227.033 kişidir.