Image
19.11.2020 / 16:24 Okunma Sayısı: 93

“YEREL YÖNETİM ANLAYIŞIMIZ – 1”

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Samandağ İlçe Örgütü, partilerinin yerel yönetim anlayışı üzerine açıklama yaptı. Yapılan açıklamada “Belediyeler, nüfusu belli bir sayının üstünde olan yerlerde kurulan yerel yönetimlerdir. Yerleşkenin sorunlarını çözmek ve bazı insani hizmetleri karşılamak amacıyla, yerleşke halkının oylarıyla seçilen yönetimlerin görev yaptığı, tüzel kimliği olan örgütlerdir.
Tarihte belediye anlayışı ve örgütlenmeleri ilk olarak ortaçağ Avrupasında ortaya çıkmıştır. Kısaca belediyeler üretim araçlarının değişiminin insan ilişkilerinde ve insanların deviniminden çıkan kentleşmenin şekillenmesi ve toplumsal ihtiyaçları karşılama, sorunları çözme arayışından doğan bir yapılanmadır.
Osmanlı’da ise il, ilçe, belde vb. yerleşim yerlerinin temel sorunları olan temizlik, su, toplu taşıma, esnaf denetimi, pazar yerleri oluşturma vb. gibi kamu hizmetlerine bakan çözüm üreten teşkilatlar olarak bilinir.
Belediye ve belediyecilik hizmetleri anlayışının kökleri eskiye dayansa da, hizmet anlayışı tarihsel süreç içinde çarpıklaşmış ve kamusal belediyecilik anlayışından uzaklaşmış, kapitalist üretim ilişkileriyle çirkinleşerek daha çok özel ve rantçı anlayışa hizmet etmeye evrilmiştir. Kamusal (müşterek) hizmet ve yatırım anlayışından uzaklaşılması çarpık kentleşme, sıkışık trafik, kamusal alanların yok edilişi, susuzluk, sosyalleşmenin yok olduğu ve bireyciliğin öne çıktığı çözümü zorlaştıran sorunlarla karşı karşıya kalınarak yerleşkelerin, egemenlerin istediği tarzda bir gettolaşmaya doğru evrilmesine sebep olmuştur.
Yaşadığımız yerleşkedeki sorunları çözmek, halkın mutlu bir şekilde ve refah içinde yaşamasını sağlamak ve yaşadığı kentle bir kültürel aidiyet kurmasını sağlayabilmek için özel alan, kamusal alan, kent ve insan anlayışı ile bağlantılı olmasına dikkat edilen bir bakış açısına sahip belediyecilik yapılması gerekmektedir.
Özel alan, kamusal alan kavramına kısaca değinirsek, her iki kavramı birbirine yakınlaştıran ve ayıran faktörlere ancak politik tercihlerle yaklaşılabilir. Özel alan dediğimiz zaman; evlerimiz ve mülkiyeti kişiye ait olan varlıklar kabul edilir. Oysa günümüzde modern zamanların modern teknolojilerinin bu özel alanları tehdit ettiği bir süreç yaşamaktayız.
Kamusal (müşterek) alan ise mülk sahibinin olmadığı, insanların sosyalleştiği, düşünceler geliştirebildiği (parklar, dinlenme-eğlenme ve spor alanları, kaldırımlar, meydanlar, ulaşım alanları, kentteki açık prestij alanları vb.) yerlerdir. Kısaca kamusal alan kavramı, "kamuya, yani bütüne, halka ait olan" anlamını taşımaktadır.
Kamusal alanlar herkes tarafından erişilebilir olan, toplum yararı için düzenlenmiş ortak yaşam alanları ve mekanlardan oluşan sosyal ve kültürel alanlardır. Kent içindeki yapısal dengeyi kurmada kentle insan bütünleşmesini sağlayan, onun çevresiyle ilişkisini düzenleyen veya ona yön veren, planlanarak düzenlenmiş veya kendiliğinden oluşmuş bu alanlar, hemen hemen kentin bütününü oluşturan bir yapıya sahip bulunmaktadır. Öyle ki kaldırımlar, caddeler, sokaklar, parklar, spor alanları, alışveriş merkezleri, meydanların hepsi birer kamusal alana örnektir.
Kamusal alanlar, bir kentte birçok insanın bir araya gelerek iletişim kurduğu, sosyalleştiği ve kültürel etkileşimler ile sosyal dokunun ortaya çıktığı yerlerdir. Kamusal alanlar; yapay, doğal çevresi ve fiziki yapıları ile insanlarda yaşadıkları yerlere ilişkin aidiyet duygusunu arttırırken "kentlileşme" ile bireyi maddi kültür unsuru haline getirmektedir.
Kamusal alanı, modern toplum kuramlarında, toplumun ortak yararına yönelik düşünce, söylem ve eylemin üretildiği ve geliştirildiği toplumsal etkinlik alanlarına işaret etmek için kullanılan bir kavram olarak da düşünebiliriz.

ARŞİV HABERLER

SOSYAL AĞLAR

ZİYARETÇİ SAYISI

214.219 kişidir.