23.01.2020 / 10:27 Okunma Sayısı: 39

Av. Güney Cuma Can

Kooperatifçilik Yaygınlık Kazanıyor

Samandağ yeni üretim kooperatiflerine kavuşuyor. İlçemizde Samandağ Belediyesi öncülüğünde kurulum çalışması devam eden Tarımsal Kalkınma Kooperatifi hem üreticilere, hem de tüketicilere yarar ve katma değer sağlayabilecek örnek bir uygulama olacaktır. Kooperatifçilik birlikte üretme, kalkınma ve istihdam sağlar.
İlçemizin istihdam sorununa bir nebze çare olacak bu kooperatiflerin başarısı, ilçe halkının başarısı olacaktır. Belediye uhdesinde olan arazilerin modern tarım teknikleri ile verimli bir şekilde değerlendirilmesiyle üreticiler kazancı yüksek ürünleri yetiştirme imkanı bulacaktır.
Kooperatifçilik uygulamaları Cumhuriyet döneminde önem kazanmıştır. Ülkedemizde kopratifçilik ; "Cumhuriyet Dönemi ve AtatürkCumhuriyetin ilân edilmesiyle birlikte kooperatif harekette hem hukuksal hem de düşünsel açıdan bir ilerleme olduğu görülüyor. Atatürk, kooperatifçiliği belli bir zaman aralığının sınırları içerisinde değil, yeni Türk Devletinin başına geçmesinden ölümüne kadar sürekli olarak ele almış.
Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusun arttırılması, tarım politikaları açısından önemli bir yaklaşımdı. Tarımdaki üretim teknikleri de geliştirilmeye çalışıldı. Kredi kooperatiflerinin başlangıçta istenilen başarıyı elde edememesi, kooperatiflerin en zengin köylerden başlaması ve ekonomik konularda desteğin sağlanamamasından kaynaklanıyordu. Cumhuriyetin ilan edilmesine kadar, kooperatifçilikle ilgili olarak yasal anlamda bazı düzenlemelere yönelik çabalar bulunuyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasından kısa bir süre önce, 27 Eylül 1920 tarihinde Kooperatif Şirketler Kanun Layihası meclise gönderildi ve 28 Aralık 1920 yılında da Genel Kurul gündemine alındı. Bu tasarıda Meclis başkanı olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün de imzası bulunuyor. Ancak tasarı ne yazık ki yürürlüğe giremedi.
“Tarım Ülkesi Olacağız”
Atatürk, köylünün her konuda bilinçlenmesini istiyordu. Yapmış olduğu bir konuşmada şunları söyledi: “Ben de çiftçi olduğumdan biliyorum. Makinesiz tarım olmaz, el emeği güçtür. Birleşirseniz birlikte makinalar alırsınız. Yılda yüz dönüm çalışır, on katını eker, yüz katını elde edersiniz, bir de toprağın sevdiği tohumu bulup ekmelidir. Yurdumuz, çiftçi ülkesi olmaya henüz hak kazanmıştır. Tarım ülkesi olacağız. Bu da ancak makinalı tarımla olur.” Atatürk’ün ekonomik konulara ağırlık verilmesiyle ilgili olarak söylediği şu sözler de son derece manidar: “Ticarete salim bir cereyan vermek için başka unsura istinat etmek zaruretindeyiz. Bu da ancak alım-satım kooperatifleri ile olabilir. Memleketi kooperatif şebekesinin ihata etmesi şayan-ı arzudur. Bu kooperatifler vücut buldukça dağınık bırakılmamalı, teşkilat altına alınmalıdır.”
Kooperatiflere Verilen Önem Artıyor
Türkiye’de kooperatifçiliğin gelişimine bakmaya devam edecek olursak, kooperatiflere yönelik özel düzenlemeler olarak 1923 yılında “İstihsal, Alım ve Satım Ortaklık Kooperatifleri Nizamnamesi” sonra da 1929 yılında “Zirai Kredi Kooperatifleri Kanunu” çıkarıldı. Ekonominin tarım ağırlıklı olması ve tarım sektörünün dünyadaki mali krizden etkilenmiş olması nedeniyle çiftçilere finansman sağlama ve tarım ürünlerini pazarlama konularında çalışmalar başlatıldı. Bunun sonucu olarak 1935 yılında 2834 Sayılı “Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkında Kanun” ve 2836 Sayılı “Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunu” çıkarıldı.
Kooperatifler Kanununun çıkarılmasına kadar (1969) geçen sürede kooperatifçilik Ticaret Kanunu hükümlerine göre yönetildi; tarım sektöründe ise özel kanunlarla kooperatifçilik faaliyetleri sürdürüldü.1960’lı yıllara gelindiğinde, işsizlik başta olmak üzere ekonomik ve sosyal sorunlar artmış durumdaydı. Bununla birlikte ekonomik ve sosyal alanda planlama dönemine geçildi. Planlama döneminde kırsal alanda üretimi arttırmak, kentlerde istihdam oluşturmak amacıyla birtakım politikalar geliştirildi.
1956 yılında çıkarılan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “Ticaret Şirketleri” ile ilgili kısmın sonunda kooperatiflerle ilgili düzenlemelere yer verildi. 1960’tan sonra devletin kooperatifçiliğe verdiği önemin arttığını görüyoruz. Örneğin, 1961 Anayasasına ilk defa kooperatifçilikle ilgili hükümler konuldu. Bu gelişmelerin ardından 1969 yılında “Kooperatifler Kanunu” hayata geçirildi.
Kooperatifler Kanununun yürürlüğe girmesiyle; tüketim kooperatifleri, kredi ve kefalet kooperatifleri, tarımsal amaçlı kooperatifler ve konut kooperatifleri sayısal olarak arttı ve yeni kooperatif türleri olarak; üretim kooperatifleri, temin tevzi kooperatifleri ile ulaştırma sektöründe faaliyet gösteren kooperatifler kuruldu.
Tarım kredi kooperatifleri, pancar ekicileri kooperatifleri ve tarım satış kooperatif ve birlikleri yatırımlar yaparak sanayi tesisleri kurdu ve faaliyetlerin çeşitlenmesi nedeniyle kooperatiflere bağlı ticari ortaklıklar ortaya çıktı. Bu şekilde sağlanan ortaklık ve ticari ilişkiler günümüzde büyük işletmelere dönüştü. Dünyada son 30 yıl içerisinde, ekonomik ve sosyal yaşam ile kamu yönetimi anlayışındaki değişimlerin sonucu olarak devletlerin ekonomik ve sosyal alanda rollerini azaltmaya, idari, politik ve ekonomik yapıları serbestleştirmeye ve yerelleştirmeye, planlı ekonomiden piyasa ekonomisine geçmeye ve farklı ekonomik sektörlerin gelişimini dengelemeye doğru yöneldikleri bir süreç yaşandı. Söz konusu gelişmeler toplumun ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarına çözüm üretebilecek oluşumlara olan ihtiyacı ortaya çıkardı.
Kooperatifler gibi kendi kendine yardım eden ve kendi sorumluluklarını yüklenen ekonomik dayanışma örgütleri, gelişmiş birçok ülkede ortaya çıkan bu boşluğu büyük ölçüde dolduruyor. Bu açıdan, son dönemlerde uluslararası kuruluşlar ve bölgesel entegrasyonlar tarafından “Devletlerin Kooperatiflere Olan Yaklaşımları” konusunda yapılan çalışmalar da hız ve önem kazanıyor. Ekonomik ve mali istikrarın sağlanması, sosyal refahın artırılması için ülkemizde de kooperatifçiliğin ideal yönde geliştirilmesi bir gereklilik olarak görülüyor."
Av. Güney Cuma Can

paylaş

ARŞİV HABERLER

SOSYAL AĞLAR

ZİYARETÇİ SAYISI

162.097 kişidir.