ERDAL SAĞLAM 

(ANKARA) -Ekonomi yönetimi “dezenflasyon sürecinin şimdi başlayacağını” söylüyor, çünkü Mayıs enflasyon rakamlarının ardından düşüş sürecinin başlamasını bekliyor. Bugün açıklanacak TÜİK rakamlarıyla birlikte yıllık enflasyonun yüzde 74-75’lere çıkması bekleniyor. Bu orandan aşağı geliş olacak ama bunun nereye kadar ineceği, bu süreçte daha neler yaşanacağı merak konusu.

Türk-İş Ankara için Mayıs’ta gıda fiyatları artışını yüzde 7 olarak açıkladı. İstanbul Ticaret Odası da perakende fiyatlardaki artış rakamını yüzde 3.6 olarak saptadı. Şimdi gözler Pazartesi günü açıklanacak TÜİK verisine çevrildi. Mayıs artışı, baz etkisiyle, neredeyse tümüyle yıllık enflasyon rakamını yükseltecek. Merkez Bankası tepe noktası olacak bu rakamı yüzde 75-76 olarak bekliyor. TÜİK rakamı Nisan’da İTO’nun çok altında kaldığı için farkın Mayıs’ta kapanacağı beklentisi oluştu, şimdi bunun yaşanıp yaşanmayacağını göreceğiz.

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Çerçioğlu: "Kurban Bayramınızı en içten duygularımla kutluyorum" Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Çerçioğlu: "Kurban Bayramınızı en içten duygularımla kutluyorum"

Geçen hafta açıklanan ilk çeyreğe ilişkin büyüme verileri de ekonomide Merkez Bankası’nın beklediği yavaşlamanın yaşanmadığı görüşünü tasdik etti. Öyle anlaşılıyor ki; 2023’ün son çeyreğinde başlayan deprem harcamaları ve Mart seçimlerine ilişkin harcama artışı, bu yılın ilk çeyreğinde de devam etmiş. Kamu harcamaları etkisi açıkça gözlenirken, inşaat sektöründeki canlılık, hizmetler ve perakende ticaretteki canlı seyir, bunu teyit eder nitelikte.

İşte Merkez Bankası bir süredir iç talepte beklenen daralmanın yaşanmadığını söyleyerek kredi hacmini daraltmaya, kredi kartı kullanımını düşürmeye, faiz oranlarını yüksek tutup iç talebi frenlemeye çalışıyor. Bu nedenle canlılığın bu kez döviz kredileri kanalıyla açıldığını görünce iki hafta önce buna önlem aldı. Döviz kredilerindeki artış ancak son 2-3 günde yavaşlamaya başladı.

Özet olarak; ekonomi yönetimi beklentilerin ötesinde yaşanan talep artışı ve buna bağlı yüksek kalan aylık enflasyon oranlarını düşürmek için önümüzdeki dönemde daha sıkı bir uygulamayı devreye sokacak. Bunun için asgari ücrete Temmuz’da zam yapılmayacağını belirten ekonomi yönetimi, en azından 2025 yılı sonuna kadar sürecek çok sıkı bir ekonomik iklimin hazırlıklarını yapıyor.

Enflasyon düşüşü kurlara bağlandı

Ekonomi yönetimi enflasyonla mücadele en önemli aracını “kur artışı” olarak belirledi. Nisan’dan sonra Mayıs ayında da kurlar sabit kaldı. Ekonomi yönetimi bu yolla bir yandan enflasyonla mücadele için bu aracı kullanırken öte yandan da sıcak para girişinin devam etmesini amaçlıyor. Faizlerin yüksek seyrettiği bu ortamda, kurlar konusunda, özellikle yabancılara verilen bu garanti, Türkiye’ye sıcak para girişini sürdürecek gibi gözüküyor.

Net rezervlerde seçimden bu yana 65-70 milyar dolarlık bir iyileşme yaşandı. İyileşmede, seçim öncesi döviz ve altına yapılan yatırımların TL’ye dönüşünün hızlanmasının büyük etkisi var. Yanısıra hem swaplar kanalıyla Türkiye’ye döviz girişi oldu, hem de TL kredi faizleri yüksek olduğu için yurt dışından alınan krediler çok hızlı arttı. Swap limitleri sonuna gelirken, bundan sonra da tahvil alımı yoluyla yabancı sermaye girişinin devam etmesi bekleniyor.

Ekonomi yönetimi döviz rezervlerini iyileştirerek, aynı zamanda önümüzdeki döneme hazırlık yapıp, yabancılar çıktığında rezervlerden harcayarak kurları tutmaya devam etmeyi amaçlıyor. Bu nedenle de aşırı TL likiditesi sorununa rağmen, döviz rezervlerini artırma politikasını sürdürme kararlılığında.

Yılbaşından bu yana Merkez Bankası beklentilerinin üzerinde yaşanan aylık enflasyon rakamları, kurların beklentinin çok daha sıkı biçimde yönetileceği gerçeğini ortaya çıkardı. Hem yabancılar hem de yerli piyasa oyuncuları bundan sonra, 2025 yılı sonuna kadar aylık kur artışlarının yüzde 1’i geçmeyeceği üzerine hesap yapmaya başladılar. Yabancılara verilen “bu süreçte TL değerlenmeye devam edecek, kur artışları enflasyonun altında kalacak” sözünün gerçekleşmesi için de aylık yüzde 1’lik artışın aşılmaması gerekecek.

Peki tüm bunlar enflasyonun düşürülmesi için yapıldığını gözönüne alırsak; enflasyon hangi sürede, ne kadar düşmesi bekleniyor?

Piyasadaki beklentilere bakacak olursak; Pazartesi yüzde 74-75 olacak yıllık enflasyon 2024 yıl sonunda yüzde 42-43’e düşebilir. Merkez Bankası’nın hedef rakamı yüzde 38 ama yüzde 40’ın, bindelik oranlarda da olsa, altında çıkacak bir rakam yönetim açısından başarılı görülecek. 2025 yılı için hedef yüzde 14 ama buna ulaşmak mümkün değil. Ekonomi yönetimi 2025 yıl sonu için hedefi yüzde 20’in altında bir rakama revize edecek diye bekliyoruz.

Ancak aylık yüzde 1 kur artışının aşılmayacağı varsayımıyla bile, piyasaların beklentisi 2025 yıl sonunda ancak yüzde 25 rakamına inilebileceği yolunda. Bence asıl iş ise bundan sonra başlayacak ve ekonomi yönetiminin yüzde 20’nin altına inilmesi beklentisi, mevcut kararlarla pek mümkün değil. Yüzde 10’un altına inilmesi için ise çok daha radikal adımlar atılması, yapısal tedbirler ve reformların gündeme gelmesi gerekecek. Bu yapılabilir mi göreceğiz.

Ekonomi yönetiminin izlediği bu yol; bu süreçte varlıklı kesimlere ve yabancılara, yüksek TL faizleri ödeyerek, durumu kontrol altına almayı içeriyor. Bu ödemelerin faturasının, enflasyonun çıkış sürecinde olduğu gibi, yine  Hazine’ye, yani dar ve sabit gelirli geniş kesimlere çıkması kaçınılmaz.

Kaynak: anka