(İSTANBUL) İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Rumeli Hisarı’nda devam eden restorasyon çalışmaları sırasında gizli bir yeraltı geçidi bulundu. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, "Belirli tanıklıklarla, tevatüren söylenmiş meseleleri, ilk defa ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkarmış bir restorasyonu sizinle paylaşıyoruz" dedi.

İBB Miras ekiplerinin Rumeli Hisarı’nda devam eden restorasyon çalışmaları sırasında İstanbul’un fethinin 571’inci yıldönümü olan 29 Mayıs günü gizli bir yeraltı geçidi bulundu. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Rumeli Hisarı restorasyon şantiyesinde açıklama yaptı. Polat, şunları söyledi:

"Heyecan verici bir gün tabii. Sizleri böyle görmek de ayrıca heyecan veriyor. Çünkü Türkiye'de kültürel mirasının ilgi gördüğü günler bizi de çok mutlu ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İBB Miras ekiplerinin restorasyon alanı Rumeli Hisarı restorasyon şantiyesindesiniz. Arkamda solumda Halil Paşa Kulesi'ni görüyorsunuz. Biliyorsunuz Rumeli Hisarı fethin en önemli sembolü olarak fetihten bir yıl önce 1452  tarihinde yapılmıştı ve oldukça kısa bir sürede yapıldı dört ay gibi kısa bir sürede yapıldı. Bu bile bu kentte muhteşem bir tarihin, muhteşem ve heyecan verici konuların ne kadar çalışılmaya, ne kadar anlatılmaya ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Ama bugün restorasyonumuzun yanı sıra restorasyon sırasında ortaya çıkmış olan ve kamuoyunun büyük ilgisini çeken bizim de her zaman çalışmalarda dikkat ettiğimiz, önemsediğimiz bir yapının fiziksel tarihini değil, onun kadar sosyal ve benzeri askeri tarihini de merak ettiğimiz konulara bir tetikleme yapan bir buluntuyla karşı karşıyayız. 

AÇEV: “Baba sevgisi ve ilgisiyle büyümek, çocukların çok yönlü gelişimini destekliyor” AÇEV: “Baba sevgisi ve ilgisiyle büyümek, çocukların çok yönlü gelişimini destekliyor”

''Bu oldukça önemli bir buluntu''

Hemen arkamda gördüğünüz noktada,  yaptığımız açmayla beraber restorasyon sırasında karşılaştığımız şu an dikine bir kesitte 125 metre olduğunu bildiğimiz fakat içeride başka kanallar ve kollarla ayrıldığını tahmin ettiğimiz bir yeraltı geçidinin buluntularını görmüş oluyorsunuz. Size bunu görsel üzerinde tarif etmem gerekirse hemen yan tarafında gördüğümüz kulenin dikine yukarıdaki vadi ile beraber çalıştığı bir yeraltı geçidi. Kuleyi baştan başa, suru baştan başa geçiyor ve ilerideki vadi tabanıyla birleşen bir zemin olduğunu görüyoruz. Tabii bu oldukça önemli bir buluntu çünkü biz bir dönem, orta çağ yapısı olarak kabul edilmesi gereken bir yapı. Çünkü biliyorsunuz İstanbul'un fethi de bir sene sonra orta çağ kapanacaktı. Bir orta çağ savunma yapısında yeraltı geçitlerinin olduğu bir buluntuyla karşılaşmış oluyoruz. Plan düzleminde gösterdiğimizde fotoğraflarıyla beraber desteklediğimizde yine kesitle beraber gördüğümüz alanda sahanın dikine bir geçiş koridoruyla beraber birleştiği görülüyor.

''Bu muazzam yapının aslında askeri teknikler açısından da bazı ihtiyaçları gördüğü anlaşılıyor''

Birazdan içeriden inceleme imkanınız olacak tekil olarak bakma imkanınız olacak. Kanalın burada fotoğraflarda gördüğünüz haliyle bu noktadan itibaren girdiğinizde bir, bir buçuk metre bir yüksekliğinde başlayıp sonra ortada surun bugün içinde kalan, yani hisarın ortasında kalan sarnıç bölümünde dört dört buçuk metrelere varan yüksekliklerle oldukça iddialı bir geçiş koridoru olarak tasarlandığı, beden duvarlarında gördüğünüz, yan duvarların Hisar'ın yapım sırasındaki yapım tekniğindeki moloz örgü sistemine sahip olduğu, üst örtüsünün de belirli noktalarda bin 900’lü yılların başına kadar gelecek düzenlemelerle ara ara dönemlerde onarım gördüğü görülüyor. Böyle bir buluntu arkadaşlar tabii ki bu aşamadan sonra arkeometre dediğimiz çalışma metoduyla harç analizleri, malzeme analizleri, yapım tekniği analizleriyle daha da çalışılarak ileri bilgiler, yorumlar yapılmasını mümkün kılacak. Ama şu haliyle gördüğümüzde kısa bir yorum yapacak olursak fetih sırasında tam bu noktada  biliyorsunuz yukarıda Duatepe noktası da var. Fatih Sultan Mehmet'in burada üç paşasına emrettiği yapımını emrettiği ve İstanbul'un fethinin aslında nişanesi olan karşı tarafta Anadolu Hisarı'daki restorasyonunu yeni tamamlamıştık görüyorsunuz. Boğazkesen noktası olarak bilinen noktada başlayan bu yapımla beraber dört ay gibi kısa sürede yapılmış bu muazzam yapının aslında askeri teknikler açısından da bazı ihtiyaçları gördüğü anlaşılıyor.

''Bir hisar yapıyorsunuz ve bu aslında lojistik olarak en iddialı noktanız''

Bu tabii ki bir vadi tabanını bir dere tabanını tuttuğu için bir su geçiş noktasının üzerine inşa edilmiş olduğu ve doğallığında olan bir noktanın üstünü tahkim edildiği görülüyor. Bu ne demek? Şimdi gözünüzde şöyle bir şey canlandırmanızı istiyorum. Bir an 571 hatta 572 yıl önceye gidin. Şu an durduğunuz yerde burada Osmanlı orduları burada bir yapı yapmaya çalışıyorlar ve burada henüz bu hisar yok. O zaman daha önceden burada olduğunu Evliya Çelebi'den bildiğimiz bir manastır yapısı kalıntıları var ki içeride bazı yapı parçalarında o zaman yıkılmış olan yapı parçalarında bunu görüyoruz. Ama bu altyapı verilerinin tamamını kullandığınız bir geçiş ağları var. Yani manastır yapılarının sırtlarda kullanıldığı ve onun belirli geçişlerle denize bağlantı sağladığı, gizli geçişler olarak hala halk bilincinde de yeri olan noktaların olduğu bir hatıranızı böyle canlandırın ve bu noktada üstüne bir sur yapıyorsunuz, bir hisar yapıyorsunuz ve bu aslında lojistik olarak en iddialı noktanız. 

''Farklı buluntularımız da var''

Baltalimanı semti hemen yakınlarımızda. Baltalimanı, Baltaoğlu Süleyman'ın isminden adını alır. O da Osmanlı'nın Fatih Sultan Mehmet'in kuşatmasının amiralıydı. Yani buradaki denizcilik faaliyetlerinde ve gemilerin tahkimini sağlıyordu. İşte Baltalimanı adını verdiğimiz semtte Baltaoğlu Süleyman'ın da Osmanlı'nın fetih günlerinde Fatih Sultan Mehmet'in donanmasını sakladığı nokta olmasıyla beraber bu bu bölgenin nasıl bir hayati önemde olduğunu tahmin tahmin edeceksiniz. Burada oluşan bu askeri garnizon yapısının kendisi olağanüstü haşmetli ve yapısal olarak çok güçlü bir yapı. Döneminde bazı deprem etkileri gördü. Fakat bu yüzyıla kadar güçlü bir şekilde ulaştı. En son onarımı fethin beş yüzüncü yılı olması sebebiyle 1953 yılında yapıldı. Ondan sonra gerçekten esaslı bir onarım ihtiyacı hep vardı. Fakat İBB Mirasa nasip oldu. Yıllarca el atılmayan bir bina halindeydi. Ve şimdi bu restorasyonda bugüne kadar ortaya çıkmamış noktalar tek tek bu gibi örneklerle ortaya çıkıyor. İçerisinde farklı buluntularımız da var. Kamuoyuyla daha sonraki günlerde bunu paylaşacağız. Çünkü fonksiyon olarak kullanımında bir dönem burada farklı fonksiyonların verdiği izleri de açığa çıkarmaya başladık. Bütün bunlarla şunu söyleyebiliriz. Bu noktada bugün Boğaziçi Üniversitesi'nin başladığı nokta ve yan tarafında Duaatepe adını alan  fethin ilk şehitliğinin olduğu Şüheda kuyusunun bulunduğu noktayla beraber Nafi Baba mezarlığının olduğu noktayla beraber bu bölgedeki sırtlardan aşağıya denize ulaşan noktalarda bu şu an gördüğünüz bir tanesi. 

''İlk defa ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkmış çıkarmış bir restorasyonu sizinle paylaşıyoruz''

Bunun dışında hemen yan tarafımızda Kayalar Mescidi'nin başladığı ve bugün Aşiyan Mezarlığı'nın olduğu bir nokta var biliyorsunuz hemen yan tarafımız. Bu 1920’li 30’lu yıllarda önümüzden geçen bu dolgu yolu oluşmadan önce yapılan genişletme sırasında açılmış kesitlerde orada da altıya yakın geçidin alt görüntülerinin ortaya çıktığı tarihi fotoğraflar mevcut. Bugün Boğaziçi Üniversitesi'nin altından da hareket eden bazı altyapıların olduğunu biliyoruz. Biz ilk defa bu bölgede yoğun yeraltı geçiş noktalarının olduğunu bilimsel olarak bir restorasyon çalışmasını da ortaya koymuş diğerlerini yol açma çalışmalarında tahrip edilmiş, bir defa görülmüş, üstüne bilimsel çalışma yapılmamış. Ya da belirli tanıklıklarla tevatüren söylenmiş meselelerin tamamını ilk defa ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkmış çıkarmış bir restorasyonu sizinle paylaşıyoruz. İstanbul'un tarihi yapıları, özellikle askeri garnizon yapıları, bu tür yeraltı geçişlerini, hem suyun tahliyesi adına, hem de onunla beraber kuşatma ve de benzeri koşullarda bir üs olarak kullanma vazifesi de devam ediyorlardı.

''Bu aşamadan sonra bilimsel araştırmalara ve tarihi yorumlara devam edecek''

Biliyorsunuz aslında bu bölgede oluşan Osmanlı'nın fetih günlerinde Fatih Sultan Mehmet'in fetih günlerinde askeri garnizon lojistiği gibi düşünmeniz lazım burayı. Yani her tarafın Osmanlı hakimiyetinde olduğu bir toprak değil. Bir kale ve sur yapıp içine askerlerinizi de berk ettiğiniz bir alan. Böyle bir yerde tabii ki sarnıç ve su depolama ihtiyacınız da oluyor. Benzeri birçok örnekte Çanakkale'deki Seddülbahir ve benzeri örneklerde de bildiğimiz gibi büyük bir lojistik alanı oluyor. Ve bununla beraber önümüzde bugün ortaya çıkmış olan bir yeraltı geçiş noktası. Bu aşamadan sonra bilimsel araştırmalara ve tarihi yorumlara devam edecek. Biz benim ilk yorumum buranın bir dere yatağı üzerinde Çukurçeşme'den başlayan yukarıdaki hattın su tahliyesiyle başlayan ve fakat burca geldiği noktada yapım sırasında bunun bir geçiş ve denize iniş noktası olma bir gizlenmiş ve korunaklı bir geçiş noktası olarak yapıldığı, tahkim edildiği bir alan. Beden duvarlarının genişliği, alanın tonozlu örtü sistemi, yapının güçlü bir şekilde hem su yapılarıyla hem de bir tahliye sistemiyle beraber birleşmiş olması bu askeri ihtiyaçların ne kadar elzem olduğu ve nasıl kullanıldığını gösteriyor.

''İstanbul'da için ve dünya tarihi için hayırlı uğurlu olsun''

İstanbul kamuoyuna fethin 571’inci yılında ve bunu özellikle altını çizeyim arkadaşlar. Bu tür şeylerde hep süresini bekleme zamanını bekleme vardır. Öyle deği ilginç bir şekilde tam o gün ortaya çıkmış bir buluntudan bahsediyoruz. Yani kendini adeta bize göstermeye çalışan bir buluntudan bahsediyoruz. İstanbul'da için ve dünya tarihi için hayırlı uğurlu olsun. Çok özel bir buluş olduğunu biliyoruz, hissediyoruz. Restorasyon bittiğinde de insanların gezmesine, ziyaret etmesine uygun hale getireceğiz."

Kaynak: anka