Alevi Aydınlar İstişare Meclisi, 31 Ekim 2026 tarihinde Ankara’da Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleştirdiği çalıştayın sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı. Ankara’da 31 Ekim’de düzenlenen çalıştayın ardından yayımlanan bildirgede; laiklik, eşit yurttaşlık, Alevifobi ile mücadele, Suriye’de Alevilerin haklarının korunması ve geçmişte yaşanan hak ihlalleriyle yüzleşilmesine ilişkin 12 başlıkta talep ve değerlendirmelere yer verildi.
ALEVİ AYDINLAR İSTİŞARE MECLİSİ ÇALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİNDE ŞU İFADELER YER ALDI:
31.08.26 tarihli Alevi Aydınlar Bildirgesi sonrası, Alevi Kamuoyunun talepleri doğrultusunda 31.10.26'da, Ankara’da toplanan Alevi Aydınlar İstişare Meclisi Çalıştay Sonucu olarak şu hususları Alevi Kamuoyu başta olmak üzere, ilgili muhatapların dikkatine sunarız:
1. Alevi Aydınlar İstişare Meclisi, Türkiye’de ve Ortadoğu’da kalıcı barışın tesisini savunmaktadır.
2. Yeni Anayasa çalışmaları kapsamında Alevi toplumu, anayasada kuvvetler ayrılığının güçlendirildiği, yargı - yasama - yürütme arasında kontrol ve denge mekanizmasının hukuken sağlandığı ve bu güçler ayrılığının teminat altına alındığı, böylece tüm yurttaşların temel hak ve hürriyetlerinin korunduğu yeni bir anayasa sürecini desteklemektedir. Buna mukabil, anayasada; “Laik, demokratik, insan haklarına dayanan sosyal hukuk devleti” ilkesinin korunmasını esas almaktadır. Yeni anayasada Sünni merkezli Millet-i Hakime anlayışını sürdüren dinsel kurumlara yer verilmemelidir.
3. 16. yy’dan günümüze değin devam eden “Alevifobi” düşüncesine karşı eğitimden kışlaya bürokrasisinin tüm alanlarında mücadele edilmeli ve Sünni inanç merkezli “Millet-i Hakime” sistemi anlayışını savunan devlet aklı terk edilmelidir.
4. Suriye’de 16. yy aklıyla oluşturulmaya çalışılan devlet sisteminin, Suriye Alevilerinin temel hak ve hürriyetlerini tehdit ettiğini belirtmek ister; Suriye’de Sünni üstünlükçü Millet-i Hakime devlet inşasına destek veren hükümet ve politik aktörlerin kararlarını sorgulaması çağrısında bulunur ve Suriye’de “Laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti” çatısı altında bir sürece destek vermeye çağırıyoruz.
Suriye Alevi Toplumunun, yaşam hakkı başta olmak üzere, en temel insan hakları noktasında T.C, Suriye Rejiminin hak ihlallerine seyirci kalmamalıdır. TBMM çatısı altında Suriye’de Alevi toplumunun yaşadığı kitlesel hak ihlallerine karşı bir araştırma komisyonu kurulmalı; bu komisyon Suriye’ye resmi görevle gitmeli ve yerinde hak ihlallerini tespit ve tanımlama yönünde aktif olarak çalışmalıdır.
5. Yeni anayasa çalışması Millet-i Hakime merkezli etnik veya inançsal merkezli bir vatandaşlık tanımını değil, hukuki ve seküler vatandaşlık bağını esas almalıdır. Vatandaşlık hukukunun pratikte “Sünni inanç merkezli” olarak kabul edildiği bürokratik iş ve işlemlere son verilmelidir.
6. Alevi meselesinin salt cemevlerinin altyapı ve tanınma sorunu olmadığı anlaşılmalıdır. Devlet aklı, Alevi Meselesi nedeniyle geçmişte yaşanan travmalardan dolayı Alevi toplumunun kamusal hayatta uğradığı tüm ayrımcılıkları gidermeli, bu ayrımcılığı teşvik eden düşünce ile de mücadele etmelidir. Bu doğrultuda 20. ve 21. yy’da Alevilerin maruz kaldığı yaygın hak ihlallerine karşı TBMM çatısı altında bir araştırma komisyonu kurulmalı, geçmişteki kitlesel hak ihlalleri ile yüzleşilmelidir.
7. Alevi Meselesinin ve Alevifobinin coğrafyamızda kurumsallaşmasında dahili olan Yavuz Selim - İdris-i Bitlisî İttifakı önermeli siyasal referansların “güncelleme” adı altında meşrulaştırılmasının ve tarihin bu döneminin politikada araçsallaştırılması politikasından ilgili muhataplar ebediyen vazgeçmelidir.
8. Eğitim, sağlık, savunma ve güvenlik birimlerinde 16. yy’da Osmanlı - Safevi Savaşlarını hatırlatan “Çaldıran” ve “Yavuz Selim” gibi benzeri isimlerin proje, araç, mekân, envanterlere verilmesi uygulamasına son verilmelidir.
9. Kamu bütçesinden Alevi yurttaşların hakkaniyetli ve adil yararlanması sağlanmalı; Alevi yerleşim yerlerinde kutsal kabul edilen ziyaretgâhlar, ocaklar ve türbelerde hafıza - mekân ilişkisini tahrip edecek “Sünnilik” merkezli "Millet-i Hakime" dayatmasından vazgeçilmelidir.
10. Alevifobi ile mücadele için RTÜK’ün Alevi toplumu ile ilgili Türkiye Toplumunu aydınlatıcı programlara özel ve devlet TV kanallarında yer vermesi sağlanmalıdır.
11. Alevi toplumunun konuştuğu Türkçe dışındaki etnik diller (Zazaca, Kurmanci ve Arapça) ile edebiyatları, kültürel olarak yasal korunma altına alınmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında Alevifobi ile mücadele kapsamında özel bir çalışma yapılmalıdır.
12. Alevi tarihsel hafızasının neticesinde Alevi toplumunun içinden çıkan biz Alevi Aydınları, 21. yy’da Alevi toplumunun tüm haklarını, tüm dünyada sınır gözetmeksizin yasal güvencelerle teminat altına almak için çalışacağımızı, ilgili muhataplara bir sivil denetim platformu olarak deklare eder; Çalıştaya fiziken ve fikren katılan, destek veren tüm canlarımıza teşekkür ederiz.
Gelin, Birlikte Geleceğimizi İnşa Edelim!..
