Haber: EDDA SÖNMEZ - Kamera: ADEM KARABAYIR

CANDAN YÜCEER: “TEKİRDAĞ’DA ZORDA, DARDA, SIKINTIDA HİÇBİR VATANDAŞIMIZI BIRAKMAYACAĞIZ” CANDAN YÜCEER: “TEKİRDAĞ’DA ZORDA, DARDA, SIKINTIDA HİÇBİR VATANDAŞIMIZI BIRAKMAYACAĞIZ”

Hakkında ikinci kez hak ihlali kararı verilen tutuklu Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tahliye edilmesi talebiyle meslektaşları, arkadaşları Çağlayan Adliyesi'nde nöbet tutmaya başladı. Avukatlar, hukuk gereği Atalay'ın derhal tahliye edilmesi çağrısında bulundu. Çağrıda, "Biz buradayız. Bu yargı darbesine bugüne kadar direndik. Bugünde direnmeye devam edeceğiz. Kararını verene kadar mahkemenin önünde cübbelerimizde bekliyor olacağız" denildi.

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), yaklaşık 7 ay önce TİP'ten Hatay Milletvekili seçildiği halde serbest bırakılmayan Can Atalay hakkında ikinci kez "hak ihlali" kararı vermesinin ardından gözler, daha önce bu kararı uygulamayan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne çevrildi.

Avukat Can Atalay'ın arkadaşları ve meslektaşları, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’nın önüne gelerek, kararın yerel mahkeme tarafından derhal uygulanması talebini yineledi. Çağrıda, tahliye kararı verilene kadar Çağlayan Adliyesi'nde bekleneceği ifade edildi.

"SEÇİLMİŞ BİR MİLLETVEKİLİNİN BİR DAKİKA DAHA CEZAEVİNDE TUTULMAMASI GEREKİR. BUNA ENGEL OLAN HER KAMU GÖREVLİSİ SUÇ İŞLEMEKTEDİR"

Atalay'ın avukatlarından Deniz Özen, şunları söyledi: 

"Altı ayı aşkın süredir Anayasa'nın uygulanmasını ve seçilmiş milletvekilinin Meclis'te yerini almasını bekliyoruz. Daha önce verilen bir Anayasa Mahkemesi kararı vardı ve Türkiye tarihinde örneği görülmemiş bir biçimde Yargıtay tarafından 'uyulmamasına' diye hüküm kurulmuştu. Bunun kabul edilemez olduğunu biliyorduk. Bunun hukukla herhangi bir bağı olmadığını biliyorduk. Dün Anayasa Mahkemesi yeni bir karar verdi ve  dün saat 15.30 itibariyle İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Karar üç aşamadan oluşuyor. Birincisi; daha önce verilmiş olan 'hak ihlali' kararının uygulanmamış olmasını Anayasa Mahkemesi üyeleri oy birliğiyle bireysel başvuru hakkının ihlali olarak tanımladılar. İkincisi; milletvekili olan Can Atalay'ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verdiler. Üçüncü olarak; ilkellerin ortadan kaldırılması ve gereğinin yerine getirilmesi için mahkeme kararındaki tanımıyla birebir söylüyorum, 'mahkumiyet infazının durdurulması, Can Atalay'ın cezaevinden tahliye edilmesi, yargılamanın durması için dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza'ya gönderilmesi'ne oy birliğiyle karar verdiler. Bunun anlam şudur. Daha önce eleştirdiğimiz ve aleyhinde oy kullanan, muhalefet şerhi yazan Anayasa Mahkemesi üyeleri bile aslında demiş oldular ki 'Burada bir ihlal yok ama Anayasa Mahkemesi'nin kararları kesin ve bağlayıcı ve uygulanmak zorundadır'. Zaten bir şüphe yoktu. Bir kez daha tescillenmiş oldu. Anayasa'nın 153. maddesi hala yürürlükteyse, Anayasa hala yürürlükteyse, eğer bu ülkede yurttaşların hukuk güvencesi hala varsa Can Atalay bir dakika vakit kaybedilmeden hemen bugün derhal tahliye edilmesi bir anayasal zorunluluk. Daha önce söyledik, tekrarlayalım. Bunun yapılmaması suçtur. Bunu slogan atmak için söylemiyoruz. Bu gerçekten suçtur. Uygulanması zorunlu kesin bir mahkeme kararı var. Seçilmiş bir milletvekilinin bir dakika daha cezaevinde tutulmaması gerekir. Buna engel olan her kamu görevlisi suç işlemektedir. Bu nedenle biz burada basın açıklamamızdan sonra da bugün bu kararı alana kadar burada kalmaya devam edeceğiz. Teşekkür ederiz."

13. AĞIR CEZA MAHKEMESİ HEYETİNE "YARGI DARBESİNİN PARÇASI OLMAYIN" ÇAĞRISI

Atalay'ın avukatlarından Özgür Urfa ise "Hukuksuzluğun ve Anayasa'ya uyulmamasının 222'inci günündeyiz" diyerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Can Atalay 222 gündür Hatay Milletvekilidir ve 222 gündür Silivri Cezaevi'nde esir olarak tutuluyor. Dünkü Anayasa Mahkemesi kararının esası budur. Tutuklu veya hükümlü olmadığı, siyasi bir esir olduğu ikinci kez tescillenmiştir. Artık bir dakika bile fazladan tutulması mümkün değildir, söz konusu değildir. Son süreçte yaşadığımız ilk ihlal kararından sonra tahliye edilmemesinin adı yargı darbesidir. Buradan 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyetine sesleniyoruz. Bu yargı darbesinin parçası olmamalılar. Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirmek zorundalar. Bu kararı beğenmiyor olabilirler. Bu karar hoşlarına gitmeyebilir. Elleri bu karara imza atmaya gitmiyor olabilir. Ama buna uymak zorundalar. Aksi suçtur. Bugün bu kararı uygulamayanlar yarın 'Üzerimizde baskı vardı' diyerek bundan kurtulamazlar. Son kez uyarıyoruz. Bu suçun ortağı olmayın. Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirin. Hatay halkının iradesi her şeyin üstündedir. Hiçbir kuvvet bu ülkede Anayasa'nın üstünde değildir. Halk iradesinin üstünde olamaz. Her fırsatta millet iradesi diye 20 yıldır bağıranlar bugün Hatay halkının iradesini tanımamayı propaganda ediyorlar. Bunun için çeşitli yollar deniyorlar. Hukukun dışına çıkıyorlar. Anayasa'nın dışına çıkıyorlar. Buradan uyarıyoruz. Hem siyasileri hem mahkeme üzerinde baskı kurmaya çalışanları hem birtakım koltuklarda oturup beyanatlar verenleri, tweetler atanları, 'Anayasa ihlal edilebilir' diyenleri, 'Mahkeme kararı tanınmayabilir' diyenleri uyarıyoruz. Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner. O uymadığınız kanunlar, o uymadığınız Anayasa maddeleri, o uymadığınız, hukuk size de lazım olur. İşte o gün ses etmeye hakkınız olmaz. İmkanınız da olmaz. Biz buradayız. Bu yargı darbesine bugüne kadar direndik. Bugün de direnmeye devam edeceğiz. Mahkeme kararını verene kadar mahkemenin önünde cübbelerimizde bekliyor olacağız. Ve tahliye kararıyla birlikte Silivri'ye gidip Can Atalay'ı alıp hak ettiği yere, onu bekleyenlerin yanına, Hatay halkının yanına yolculayacağız."

Kaynak: anka