Saadet Partisi İBB Başkan Adayı Birol Aydın, Sultangazi ve Tuzla’da düzenlenen aday tanıtım programlarına katıldı. Kamu arazilerinin satılmasına tepki gösteren Aydın, “Zeytinburnu tank fabrikası arazisini bu beyefendiler ne yapmışlar? Bu rant kafalılar, beton kafalılar. Gördüğü yeşili, dolar yeşili zannedip abananlar. Her yeşile bir beton dökenler, asfalt dökenler. Büyük büyük servetler elde edenler. Milletin arsasını almışlar, imar planlarında değişiklik yapmışlar. Emsalleri yükseltmişler. Rezidanslar dikmişler. Kaç para bunun fiyatı? Bir tanesi 170 milyon. İstanbul'da kaç tane insan 170 milyona daire alır. Milletin parasıyla bunu yaptılar. Hani deseler ki, ‘buranın değeri 170 milyon, aldık 170 milyonu Güngören'de Tuzla'da kentsel dönüşüm yapacağımız yerler için kullanacağız’ bir miktar kurtarma tarafı var. Ama milletin arsasının üzerine imar tadilatı değişiklikleri yaparak bu binaları dikiyorsunuz. Bu kafa mı İstanbul'da kentsel dönüşümü yapacak? Fikirtepe’yi yapanlar, Finanskent’i ortaya çıkaranlar mı, İstanbul'da kentsel dönüşümü yapacak? Yazık değil mi? Günah değil mi” dedi.

Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın, önce İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı ve Sultangazi Belediye Başkan Adayı Hüseyin Aydoğan ile birlikte Sultangazi’de düzenlenen aday tanıtım programına katıldı. Aydın, ardından Saadet Partisi Tuzla Belediye Başkan Adayı Necati Tosun eşliğinde Tuzla’da düzenlenen aday tanıtım programına katıldı.

Aydın, programda şöyle konuştu:

BAŞIBOŞ BİR DURUM VAR İSTANBUL’UMUZDA”

Ben herkesi bir şeye davet edeyim. Fazla söze hacet yok. Türkiye'miz, Tuzla'mız ne ilk seçimi yaşıyor, ne son seçimi yaşayacak. Bundan önce de belediye başkanı seçtik, bundan sonra da seçeceğiz. Hiçbir belediye başkanı, bana yetki verin. Ben buranın altını üstüne getireyim. İmar yolsuzluğu yapayım, rüşvet alayım, vereyim. Sokakları berbat edeyim diye yola çıkmıyor. Hiçbir insanımız da ben şu adaya oy vereyim, o da gelsin, memleketin içine etsin demiyor. Yani herkes iyi olsun diye oy veriyor. Herkes iyi olsun diye oy veriyor ama maalesef iyi olmuyor. İşte bugün İstanbul'umuzun hali ortadadır. Hayat pahalılığı. Bunun yerel yönetimle alakası yok. Son 5 yıldır iktidarın yanlış ekonomik politikaları yüzünden herkesi ve her kesimi kasıp kavuruyor hayat pahalılığı. Emeklilerimizin hali ortada. İşçilerimizin hali ortada. Aldığı ücretle evini geçindiremeyen insanlarımızın hali ortada. Çarşı pazardaki, tezgahtaki fiyatlar ortada. Raflardaki etiketlerin fiyatı ortada, kasapta etin kıymanın fiyatı ortada. Cebimize giren para ortada, kiralar ortada. Yani bir bütün olarak İstanbul'da böyle küçük bir kesim hariç, ki o zaten ultra zenginlerle, İstanbul'da bir tek trafikte eşitleniyoruz. Ama bizim için yaşadığımız İstanbul, ortalama İstanbul'un sıkıntılarını yaşıyor. Trafik ortada. Trafikteki yoğunluk ortada. Trafikte kalma süresi ortada. Başıboş köpeklerin sokaklarımızda insanlarımızı tedirgin edişi ortada. Bir kısım mahallelerimizde bir kısım it kopuk serserinin mahalleliyi sindirmişliği ortada. Mahallenin en makul isimleri olaylara müdahale edemiyorlar, etse, arkasında duran kimse yok. Öyle başıboş bir durum var İstanbul’umuzda.

İSTANBUL'DA BİR KALİTE ORTAYA ÇIKARACAĞIZ”

Kentsel dönüşüm hikayeleri, tartışmaları, konuşmaları… 20 yıldır çok konuştuğumuz deprem olma ihtimali karşısında insanlarımız tedirgin. Bütün bunları yaşıyoruz. Yine bir seçime giriyoruz ve bütün bunlara ilişkin olarak çıkmış birileri cafcaflı projeler, vaatler ileri sürüyorlar, anlatılıyorlar. Biz Saadet Partisi, Milli Görüş olarak İstanbul'un dününü de biliyoruz, bugününü de okuyoruz, yarınını da öngörebiliyoruz. Neyi ne şekilde yaparsak, neyle karşılaşacağımızı biliriz. Mevcut anlayış, mevcut düşünce, şu partiliymiş, bu partiliymiş devam ettiği müddetçe İstanbul'da bu keşmekeşlik devam edecek. Hayat yaşanmaz hale gelecek. Ve biz bugünkü İstanbul'un bu haline alışmadık, alışmayacağız. İnsanımızın da alışmasını istemiyoruz. Ama bizim dışımızdaki adaylar, bugünkü durumu kanıksamışlar, açıkladıkları projelerle de, vaatlerle de insanların da buna alışmasını istiyorlar. Biz alışmadık, alışmayacağız, alıştırmayacağız. Yeni bir İstanbul tasavvuru yapacağız. İstanbul tasavvuru içerisinde insan olacak, aile olacak, mahalle olacak. Yapacaklarımızla İstanbul'da bir kalite ortaya çıkaracağız. Her şey kalite olacak. İstanbul kalitesi diye bir şey olacak. Taksisi de kaliteli olacak, taksicisi de. Berberi de kaliteli olacak, aşçısı da. Otobüs şoförü de kaliteli olacak. Pilotu da kaliteli olacak. Doktoru da kaliteli olacak. Ezanı da kaliteli olacak, müezzini de kaliteli olacak. Sokağı da, caddesi de, parkı da, bahçesi de İstanbul kalitesi diye nam salacak. Ama bütün bunların olabilmesi ancak bir anlayış değişikliğiyle mümkündür. Bunu da ancak biz yaparız. Bunu bizden başkası yapamaz.

DOSDOĞRU OLACAĞIZ., ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”

Emrolunduğu gibi dosdoğru olun diyor Cenab-ı Hak. Dosdoğru olmaktır esas olan. Doğruluğun içerisinde ne var? Hak var, adalet var, dürüstlük var, esneklik var, nizam var, şefkat var, merhamet var. Doğruluk böyle bir kavram. Onun için Necati Bey, Tuzla’da yola çıkmış, ilçe teşkilatımız yola çıkmış. Bütün insanlarımıza, bütün köylülerimize, bütün arkadaşlarımıza, bütün canlarımıza bütün ahbaplarımıza, nazımızın söktüğü, temas kurabildiğimiz bütün insanlarımızın yüreğine dokunacağız. Sözümüz şefkatle çıkacak. Bu söz buradan çıkacak karşı tarafın gönlüne sirayet edecek. Bakışımız şefkatli olacak. Ve insanlarımızı bir şeye davet edeceğiz. Diyeceğiz ki dayı oğlu, emmi oğlu, birader, arkadaş, hocam, arkadaşım gelin hep beraber doğruya, doğruluğa sahip çıkalım. Ahlaka, adalete, vicdana sahip çıkalım. Budur ancak bizim soframızda, sokağımızda, yönetimimizde, belediyemizde bereketin gelmesine vesile olacak. Yoksa bu kavramlardan uzak, bu kavramları konuşup bunları yaşamamak, bunları işinize, bunları ticaretinize, bunları siyasetimize, bunları yönetimimize yansıtmazsak bu keşmekeşliği yaşamak zorunda kalırız. Bu ekonomik sıkıntıyı hep beraber en ağır şekilde yaşamak zorunda kalırız. Bu trafik çilesini yaşamak zorunda kalırız. Ve kanıksarız ama İstanbul'da daha iyi bir yaşam mümkün. Başka bir İstanbul mümkün. Yeter ki biz bu değerlere, bu kavramlara sahip çıkalım. Bu sahip çıkma, İstanbul'un altında yatanlara da sahip çıkmaktır. İstanbul'un üstünde yaşayanlara da sahip çıkmaktır. Çoluğumuza çocuğumuza, torunlarımıza da sahip çıkmaktır. Türkiye'mizin, İstanbul’umuzun geleceğine de sahip çıkmaktır. Başka bir ilacımız yok. İşimizi dosdoğru yapacağız. Dosdoğru olacağız. Çok çalışacağız. Yapılması gerekeni yapacağız. Yapmak için değil. Doğru işleri dosdoğru yapacağız.

İNSANA DOKUNAN, AİLEYE DOKUNAN, MAHALLEYE DOKUNAN PROJELERİ DE DEVREYE SOKACAĞIZ”

Bakınız bugünkü iktidar, bugünkü yönetim, bizim dışımızdakiler, maalesef dünden bugüne doğru işleri yanlış yapıyorlar. Bazı yanlış işleri de doğru yapıyorlar. Fikirtepe'de bir kentsel dönüşüm oldu. Kentsel dönüşüm o bölgenin ihtiyacı mıydı, ihtiyacıydı, doğru bir adımdı. Bakın doğru bir iş yanlış yapıldı. Şimdi kuşların bile uçmasına fırsat vermeyecek kadar orayı betona gömdüler. İnsanları mağdur ettiler. Bir kısım müteahhitleri zengin ettiler. Ve gelecek 3-5 yıl sonra orayı felç edecek bir projeyi yaptılar. Doğru bir işi yanlış yaptılar. Bunun yanında bazı yanlış işleri doğru yaptılar. En uzun tünel, en uzun köprü, en büyük adliye sarayı, en yüksek binalar. Bunların her biri yanlış işler. Çünkü İstanbul'un ihtiyacı bunlar değil. En uzun köprü, en uzun tünel, en yüksek bina. Bunlar yanlış iş. Ama mühendislik açısından doğru yapılmış. Yani mühendislik aslında bir kusur bulamazsın. Ama gerekli değil. Şimdi düşünün, İstanbul'un bir köprüsü vardı, ikinci köprüyü yaptık. Birinci köprü, ikinci köprü ihtiyacını ortadan kaldırmamış, ikinci köprü, üçüncü köprü ihtiyacını ortadan kaldırmamış. Bu kafayla giderse bizim dışımızdakiler, güneş panelleri gibi boğazın üstünü olduğu gibi köprü yaparlar, beton yaparlar yani her tarafı köprü yaparlar. Biz Milli Görüş, Saadet Partisi olarak İstanbul'u bu enlerden kurtaracağız. İstanbul'da insana dokunan, aileye dokunan, mahalleye dokunan projeleri de devreye sokacağız. Hayatı rahatlatacağız, güzelleştireceğiz.

MİLLETİN PARASIYLA MİLLETE ALGI YAPIYORSUNUZ”

İYİ PARTİLİ UZ'UN KURULTAY DELEGE LİSTESİNDE USULSÜZLÜK YAPILDIĞI GEREKÇESİYLE ÇANKAYA 4. İLÇE SEÇİM KURULU'NA YAPTIĞI İTİRAZ REDDEDİLDİ İYİ PARTİLİ UZ'UN KURULTAY DELEGE LİSTESİNDE USULSÜZLÜK YAPILDIĞI GEREKÇESİYLE ÇANKAYA 4. İLÇE SEÇİM KURULU'NA YAPTIĞI İTİRAZ REDDEDİLDİ

Zeytinburnu tank fabrikası arazisini bu beyefendiler ne yapmışlar? Bu rant kafalılar, beton kafalılar. Gördüğü yeşili, dolar yeşili zannedip abananlar. Her yeşile bir beton dökenler, asfalt dökenler. Büyük büyük servetler elde edenler. Milletin arsasını almışlar, imar planlarında değişiklik yapmışlar. Emsalleri yükseltmişler. Böyle böyle ne yapmışlar? Rezidanslar dikmişler. Kaç para bunun fiyatı? 170 milyon. Bir tanesi 170 milyon. İstanbul'da kaç tane insan 170 milyona daire alır. Milletin parasıyla bunu yaptılar. Hani deseler ki, ‘Buranın değeri 170 milyon, aldık 170 milyonu Güngören'de Tuzla'da kentsel dönüşüm yapacağımız yerler için kullanacağız’ bir miktar kurtarma tarafı var. Ama milletin arsasının üzerine imar tadilatı değişiklikleri yaparak bu binaları dikiyorsunuz. 170 milyon. Bu kafa mı İstanbul'da kentsel dönüşümü yapacak? Fikirtepe’yi yapanlar, Finans kenti ortaya çıkaranlar mı İstanbul'da kentsel dönüşümü yapacak? Yazık değil mi? Günah değil mi? İstanbul'da 20 bin lira geliri olan adamın böyle bir şeyi elde etmesi mümkün mü? Yarısı benden diyor. Yarısı bizden diyor. Adamın 20 bin lira parası var. 20 bin liranın 10 bin lirasını alsa adam yine geçinemez. Siz milletin parasıyla millete algı yapıyorsunuz. Diğer bir proje, Çekmeköy’de bulunan kışla arazisi. Burayı da aldılar, askeriyeyi oradan boşalttılar. Sonra imar planlarınında değişiklik yapmışlar. 155 milyona orada villa satıyorlar. Kaç tane insan 155 milyon verip de buradan bir daire alabilir? İstanbulluya dokunan bir şey mi bu? İmar namustur namus. Bir ilçenin bir ilin imarı namusudur. Namus kirletilmez. Kirletenlere destek olunmaz. İğfal edenlere destek olunmaz. Beşiktaş'ta, Jandarma Dikimevi. Boşalttılar orayı. En küçük daire 46 milyon. Günah değil mi? Devam ediyor bunlar. Zekeriyaköy'de 135 milyon. Maslak’ta her tarafta, Çekmeköy'de arazilerde imarda değişiklikleri yapmışlar.

SANDIKLARDAN GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE SAADET PARTİSİ’Nİ ÇIKARACAĞIZ”

Özetle biz bir şehre bütünüyle bir tasavvur oluşturarak bakmamız gerekiyor. Bizim dışımızdakilerin bunu yapma, becerme imkanları yok. Bizim bu sözümüzü de, İstanbul'da 11 milyon 350 bin seçmen var, kaçına ulaştırabileceğiz? Tek tek hepsine ulaşsak, yani canımızı dişimize taksak, 7-24 çalıştık, ulaştık. Bir defa dokunabiliyoruz. Ama gidiyoruz bizim o bir defa dokunduğumuz arkadaşımıza, komşumuza, sitedeki insana 7-24 sosyal medyadan ve televizyon ekranlarından başkaları, algı yaparak ulaşıyor. Biz ne yapacağız devasa eşitsizlik karşısında? Allah'a sığınıyoruz. Milletimizin gönlündeki, ruhundaki güzelliklere itimat ediyoruz. Diyoruz ki gelin hep beraber kendimize, şehrimize, İstanbul'umuza, Tuzla'mıza, sokağımıza, geleceğimize sahip çıkalım. Bu sahip çıkmak da ancak doğruya, doğruluğa, ahlaka, adalete, vicdana sahip çıkmakla mümkün olur. Onu nerede görüyorsan o gönlündeki güzellikler oraya doğru meyil etsin. Beton kafalıların, rantçıların, gördüğü yeşili dolar yeşili zannedenlerin, bir gözü dolar, bir gözü euro görenlerin bu şehre verecekleri hiçbir şey yoktur. Gelecek bundan daha kötü olur. Onun için hem Tuzla’mızda hem büyük şehrimizde biz hep beraber canımızı dişimize takacağız, sandıklardan güçlü bir şekilde Saadet Partisi’ni çıkaracağız.

YAŞANABİLİR İSTANBUL'U İNŞA EDECEĞİZ”

Milletimize, İstanbul'umuza, Tuzla'mıza en güzel, en hayırlı hizmetleri biz yapacağız. Emin olunuz başkaları sadece dokunurlar, iyileştiremezler. O anlayış, o derinlik onlarda yok, o vizyon yok, maalesef yok. Mevcut anlayış bir hayal gerçekleştiremiyor Tuzla için. Tuzla'yı bambaşka bir Tuzla yapabilmek gibi bir hayali gerçekleştirecek irade onda yok. O irade ondan alınmış, ona sınırlar belirlenmiş. İmarda, yolda, ihalede her şeyde. Çünkü yukarıya da birileri sınır çizdi. O da birilerinin çizdiği, emperyal güçlerin çizdiği sınırlar içerisinde hizmet yapabilir. Gazze için ancak onların çizdiği sınırlar içerisinde söz söyleyebilir. Ekonomide sadece onların belirlediği sınırlar çerçevesinde birtakım işler yapabilir. Biz aşmışız. Kendimizi aşmışız, enginlere sığmayız, taşarız. İstanbul'u, İstanbul, Tuzla'yı Tuzla biz yaparız. En büyük başarıları, en büyük zaferleri elde edeceğiz. Bu zafer İstanbul'umuzun zaferi olacak, insanımızın zaferi olacak. Şu partili bu partili değil. Hep beraber ağız tadıyla yaşanabilir İstanbul'u inşa edeceğiz.”

Kaynak: anka