CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiğ süte verilen desteğin 50 kuruştan 1,5 liraya çıkarılması için bir kanun teklifi verdi. Gürer, “Bu kanun teklifimiz yasalaşırsa en azından süt fiyatlarında bir dengelemeyi beraberinde sağlamış olacaktır” dedi.

BİRLEŞİK KAMU İŞ KONFEDERASYONU: "ŞUBAT AYINDA AÇLIK SINIRI 18 BİN 973 LİRAYA, YOKSULLUK SINIRI 52 BİN 375 LİRAYA YÜKSELDİ" BİRLEŞİK KAMU İŞ KONFEDERASYONU: "ŞUBAT AYINDA AÇLIK SINIRI 18 BİN 973 LİRAYA, YOKSULLUK SINIRI 52 BİN 375 LİRAYA YÜKSELDİ"

TBMM’de bugün basın toplantısı düzenleyerek teklifini anlatan Gürer, çiğ süte verilen desteğin 50 kuruştan 1,5 liraya çıkarılması için teklif verdiğini kaydetti. Gürer, özetle şunları söyledi:

“Hayvancılıkta sorunlar sürekli artıyor. Yılın ilk 10 ayında, 682 bin 351 baş hayvan ithal edildi ve ülkemizin 846 milyon doları yurt dışına gitti. Hayvan varlığımız, 2 yılda 2 milyona yakın azalma oluştu. Et ve etten mamul ürünlerle süt ve süt ürünleri de bu artışın etkisi görülecek. Hayvancılık yapanlar kazanamıyor. Tüketiciyse rafta her gün fiyatı neredeyse değişen ürünle karşılaşıyor. Bunun sonucunda da hayvancılık yapanlar, yem fiyatındaki artışlar nedeniyle hayvancılıktan uzaklaşıyorlar. Yem fiyatlarında düzenli artışın yanı sıra, ahır giderlerinin de yükselişi, özellikle 1 ila 10 hayvan olan ahırları zora soktu. Anadolu’da çok yerde ahırlar boşaldı. Yem fiyatını, sanayici tek başın belirliyor ve yeme son 1 ayda yine yüzde 20 oranında zam geldi. Süt fiyatını ise sanayici, iktidar ve üretici birlikleri belirliyor. Burada da fiyatı sanayiciyle iktidar baskılıyor. Olması gereken: süt birliği, damızlık birlikleri gibi hayvanlara yönelik bu birlikler fiyatları belirlemeli. Sanayici sütün fiyatını belirleyen olmamalı. Çünkü alacağı sütün fiyatını sanayici belirlerken sattığı yerin fiyatını da sanayici belirliyor ve böylece yem fiyatı artıyor, süt fiyatı baskılanıyor. Süt fiyatı baskılandıkça da hayvancılık, özellikle süt inekçiliği sorunlu hale dönüşüyor.

İthal yem, dövize bağlı. Ve ülkemizde ithal yemde de önemli ölçüde yurt dışından ürün getiriyoruz. Bu ürünlerin artışı, fiyatın artışını tetikliyor. Ve böylece 50 kiloluk torba şu anda 500 lirayı geçmiş durumda. Yemde KDV düşürüldü ama düşürülen KDV kadar zam geldi. 1 litre sütü satıp 1 buçuk kilo yem alınması parite olarak olması gereken. Şu ana kadarsa bu hiç gerçekleşmedi. Son 5 yılda özellikle buna yaklaşılmadı. Hatta 1 litre süt satıp 1 kilo yem dahi alınamadı. Çiğ süt üreticiden bazı bölgelerde 11 liradan alınırken bazı bölgelerde 13 liradan alınıyor. Bu da bölgedeki hayvan varlığıyla doğrudan ilgili. Ulusal Süt Konseyi’nin tavsiye fiyatı da 11 lira 50 kuruş. Sağılan inek sayısı 2020 yılında, 6 milyon 886 bin 944 başken 2023 yılında 6 milyon 435 bin 705 inek sayısına düşmüş. Fransa’da, bunun yarısı kadar inekten ülkemizdekinden daha çok süt elde ediliyor. Bunun nedeni, hayvanların bakımıyla doğrudan ilgili olduğu gibi, verilen yemle de ilişkili. Daha düşük süt yemi verilmesinin yanında, hayvan refahı ülkemizde sağlanamıyor.

Ahır giderleri, veterineri, aşısı, işçiliği, enerjisi, mazotu derken ahır giderlerinin artması hayvanların daha iyi beslenememesini yarattığı için sütte verim düşüyor. Bazı kesilen süt ineklerinin küpeleri teslim edilmeyerek, kredi aldıkları için zorunlu üretici elinde tutuyor. Küpe üzerinden sayım yapıldığı için de daha fazla inek sayısı düşmüş olmasına rağmen verilere yansımıyor. Hayvanlar 12 ay kapalı alanda ve sürekli yemle besleniyor. Mera hayvancılığı ne yazık ki ülkemizde önemli ölçüde bitti. 12 ay hayvana sürekli yem vermek zorunda olunca üretici, o hayvandan para kazanması da daha sınırlı hale geliyor. Hayvancılık yapmayı bırakıyor.

Bu bağlamda soruna kısmi bir çözüm olması için bir kanun teklifi verdim. Bu kanun teklifinde şu anda uygulanmakta olan çiğ süt için 50 kuruşluk desteğin 1,5 liraya çıkarılmasını ve bunun altında da desteğin olmamasını, belirlenecek prim desteğinin en az 1,5 lira olmasını önerdim. Bu kanun teklifimiz yasalaşırsa en azından süt fiyatlarında bir dengelemeyi beraberinde sağlamış olacaktır. Şu anda süt fiyatlarının, çiğ süt üreticisinde düşük olmasına rağmen rafta 1 litre sütün 36 lira civarında fiyatlandırılmaktadır. Peynir üretimi de Türkiye’de düşmesine rağmen peynir fiyatları artmaktadır. Peynir fiyatındaki bu artış 160 ile 400 lira aralığına kadar çıkmakta. Bu nedenle kaliteli peynire erişimde sorun oluşmaktadır. 5 litre sütten 1 litre peynir elde edildiği düşünüldüğünde peynir fiyatlarının artışında süt maliyetinden çok nakliye ve içinde kullanılan diğer ürünlerin de etkisi olmaktadır.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı, bütçede yaptığı konuşmada, tarım kesimine destek verildiğini açıkladı. ‘Biz tarım sektöründe yem ve gübrede KDV’yi düşürdük’ diyerek buradan oluşan vergi giderlerini de tarım desteği içinde saydı. Tarıma bu yıl bütçeden ayrılan destek 91 milyar lira. Tarım Kanunu’nun 21. Maddesine göre; verilmesi gereken destek ise milli gelirin yüzde 1’i, 411 milyar lira. 411 milyar liralık destek yerine 91 milyar liralık destek veriliyor. Bu destek de içine tarım alanında yapılan diğer yatırımlar da katılarak sanki yüksek bir destek verilmiş gibi ifade ediliyor.”

 

Kaynak: anka