(ANKARA) - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Demirhan, Belediye Eş Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, "Her belediyede büyük bir soygun yapmışlar. Van’da 2 buçuk milyar, Siirt’te 500-600 milyon borç ne demek, nereye gitmiş bu paralar? Bizim dönemimizde borçsuz devraldıkları ya da çok cüzi borçlarla devraldıkları belediyelerde bu kadar devasa borçların ortaya çıktığını Türkiye kamuoyunun, halklarının görmesi gerekiyor. Bunlar hizmet etmek için değil rant için varlar. Bunlar dünyada kurulmuş en büyük soygun şebekesini örgütlemişler" dedi.

DEM Parti, 31 Mart yerel seçimlerinde seçilen belediye başkanları ve eş genel başkanlarının katılımıyla Belediye Eş Başkanları Toplantısı düzenledi. Toplantıya DGM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan da katıldı.

"İKTİDAR VE MUHALEFETİ 31 MART’TA ORTAYA ÇIKAN İRADEYİ DOĞRU OKUMAYA DAVET EDİYORUZ”

Toplantıda konuşan Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Kayyımcı zihniyet, kötü yönetilen belediye anlayışı kaybetti. Halkımız, halklarımız kazandı. Kayyımlar sandığa gömüldü. Türkiye halklarının mücadelesi ve DEM Parti’nin 31 Mart’taki başarısıyla birlikte aslında AKP-MHP iktidarına 22 yıldır ilk defa büyük bir yenilgi tattırıldı. Bu yenilgide emeği olan bütün halklarımıza teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Türkiye’yi yöneten parti, açık ara farkla ikinci parti oldu. Çok önemli bir seçimdir onun için bu seçim. İktidar ve muhalefeti 31 Mart’ta ortaya çıkan bu iradeyi doğru okumaya davet ediyoruz.

"KÜRT MESELESİNİ BASTIRMAK İÇİN HÂLÂ ASKERİ OPERASYONLARDAN MEDET UMUYORLAR”

Bütün açıklamalarımızda, ‘Çok cumhurbaşkanı, çok başbakan, çok bürokrasi gördük. Gelip geçtiler çünkü Kürt meselesini çözmediler. Kürt meselesini çözmeyenler, çözülür’ demiştik. 31 Mart seçim sonuçları da bizi bir kez daha doğruladı. 31 Mart’ta halkın mesajını anlamak istemeyenler, ülke ülke gezerek savaş vizesi almaya çalışıyorlar. Seçim sonrası iktidarın çeşitli ülkelere yapmış olduğu ziyaretlerde de bu bir kez daha ortaya çıktı. Siyasi ve demokratik çözümün tek yöntem olduğu Kürt meselesini bastırmak için hâlâ askeri operasyonlardan medet umuyorlar. Defalarca denenmiş ve sonuç alınmamış yol ve yöntemleri denemek, oradan medet ummak büyük bir acizliktir. Biz buna asla izin vermeyeceğiz.

"TEHDİTLERLE HİZALANACAĞIMIZI BEKLEYENLER ÇOK BEKLERLER”

Çağrımızı bir kez daha yenilemek istiyoruz: Biz kararlıyız, bu ülkede barışı, demokrasiyi getireceğiz. Başta Kürtler, Aleviler olmak üzere bu ülkede yaşayan insanlar eşit bir temelde, demokratik bir anayasayla yönetilinceye kadar mücadelemize devam edeceğiz. Tehditlerle hizalanacağımızı bekleyenler çok beklerler. Çünkü bu gelenek hiçbir zaman bugüne kadar yapılan tehditlere boyun eğmemiştir. Belediyelerimizi tehdit edenler çok iyi bilsinler: Belediye eş başkanlarımız, belediye yönetimlerimiz, yerel yönetimlerden seçilen arkadaşlarımız asla bu tehditlere pabuç bırakmaz. Yatıp kalkıp Kürt düşmanlığı yapanları, 23 Nisan 1920’deki ilk Meclis’in kısmi çoğulculuğunu ve istediğimiz düzeyde olmasa da 1921 Anayasası’nın demokratik özünü anlamaya çağırıyoruz. Ama onlar burada değiller. 1924 Anayasası ile ret ve inkar edilen, yok sayılan halkları tekrar aynı anlayışla yönetmek istiyorlar. O dönem bu işleri yapanların bugünkü modern temsilcileri, bugün bu ülkeye bu zehri, bu kötülüğü yaymaya çalışıyorlar. Bunlar 1924’teki anayasanın ret ve inkar eden özüyle bu ülkeyi ikinci bir yüzyılda daha yönetmek istiyorlar. Kesinlikle buna izin vermeyeceğiz.

"HALKIN PARASINI BALYALARLA ÇALMAK MI VATANSEVERLİKTİR”

31 Mart seçim sonuçlarında ortaya çıkan halkın iradesini kumpaslarla, yalanlarla gasp etmek isteyen Ergenekon ve JİTEM artıklarına buradan bir kez daha sesleniyoruz: Size buradan ekmek çıkmaz. Kürt halkı asla sizin bu tehditlerinize boyun eğmez. Artık medya plazalarında, karanlık odalarda halkın iradesine operasyon yapma dönemi kapandı. Artık Türkiye’de siyaseti psikolojik harp daireleri değil; Türkiye’nin emekçileri, yoksulları, halkları belirliyor 31 Mart’ta olduğu gibi. Bundan sonra da daha güçlü bir şekilde belirleyip yönlendirecektir halklarımız. Bizim gündemimiz bu karanlık odakların kumpasları değil, zaten ona ilişkin tavrımız nettir. Belediyelerimizi kayyım borçlarından kurtarmak, yaratılan tahribatları gidermek ve halka hizmet etmek üzere çalıştırmaktır. Bizim yerel yönetimler anlayışımızda sembollere ve değerlere hakaret asla yoktur. Bu çok iyi bilinmesine rağmen seçimin kaybedenleri, gelecek korkusu yaşayanlar toplumun hassasiyetleri, fay hatları üzerinden yolsuzluklarını, hırsızlıklarını, talanlarını örtmeye çalışıyorlar. Halkın parasını balyalarla çalmak mı vatanseverliktir, vatanı rant çiftlikleri olarak görmek mi vatanseverliktir, milletin malına çöreklenerek mi vatansever olunuyor, millet sevgisi yoksulun kursağındakini cebe indirmek midir, bayrak rantınızı, rüşvetinizi, milyonluk yolsuzluklarınızı, vurgunlarınızı örtmek için midir sorularını bir kez daha sormak istiyoruz.

"BİR DAHA BELEDİYELERİN KAPILARINDAN GİREMEYECEKLER”

Kemal Kılıçdaroğlu, yarın Selahattin Demirtaş ve Adnan Selçuk Mızraklı’yı ziyaret edeceğini bildirdi Kemal Kılıçdaroğlu, yarın Selahattin Demirtaş ve Adnan Selçuk Mızraklı’yı ziyaret edeceğini bildirdi

Bizleri günlerdir hedef haline getirenleri çok iyi tanıyoruz, niyetlerini de çok iyi biliyoruz. Onlar demokrasiyi bir düşman olarak görüyorlar. Onların yaşadığı, nefes aldıkları zeminler karanlık zeminlerdir, çatışmalı zeminlerdir. Dolayısıyla bu ucuz komplolara kesinlikle geçit vermeyeceğimizi, pabuç bırakmayacağımızı bir kez daha tekrar ediyorum. Bunların yolsuzlukları, hırsızlıkları saymakla bitmez. Seçim meydanlarından defalarca söyledik. Her belediyede büyük bir soygun yapmışlar. Van’da 2 buçuk milyar, Siirt’te 500-600 milyon borç ne demek, nereye gitmiş bu paralar? Bizim dönemimizde borçsuz devraldıkları ya da çok cüzi borçlarla devraldıkları belediyelerde bu kadar devasa borçların ortaya çıktığını Türkiye kamuoyunun, halklarının görmesi gerekiyor. Bunlar hizmet etmek için değil rant için varlar. Bunlar dünyada kurulmuş en büyük soygun şebekesini örgütlemişler. İnşallah bundan sonra bir daha asla halkımızın desteği ve bizim halkımızı memnun eden iyi çalışmalarımızla birlikte bunlar o belediyelerin kapılarından giremeyeceklerdir.

"BİZ BU SEÇİMDE HEM KAYYIM İLE HEM DE KAYYIM SEÇMEN İLE MÜCADELE ETTİK"

Toplantıda konuşan Tülay Hatimoğulları ise şunları söyledi:

"Seçim kampanyamızı çok zor koşullarda yürüttük. AKP başta olmak üzere, yerel ortakları, devletin bütün olanaklarını seferber ederek bir seçim çalışması yürüttü. Bizlerse kıt olanaklarla bu çalışmaları yürüttük. İki seferdir kayyım atayarak yerel yönetimler üzerinde estirmiş oldukları baskılar ve kayyım zihniyetinin neticesi olarak, yerel yönetimlerin yarattığı bütün hizmetlerden halkı mahrum bıraktıkları bir zeminde bu kampanyayı yürüttük. Biz bu seçim yarışında kayyım ile mücadele ederken, kayyım seçmen ile de mücadele ettik. 32 merkeze kayyım seçmen göndererek, başta asker ve polis olmak üzere seçimleri DEM Parti'nin iradesini, Kürt halkının iradesini çalmak üzere izledikleri yol ve yöntemlerini de önemli oranda başarısızlığa uğrattık.

"HALKIMIZ TERCİHİNİ DEĞİŞİMDEN YANA YAPMIŞTIR"

Bugün Türkiye'de AKP'nin MHP'nin ortaklığıyla ve özellikle bölgedeki küçük ortaklarıyla bir birlikte faşizmi ve otoriterleşmeyi ve kayyımcı anlayışı tesis etmek isterken, Türkiye genelinde ortaya çıkan haritaya baktığımızda bu anlayışa halk dur demiştir. Bu anlayış artık gerilemiştir. Merkezi hükümet AKP, MHP iktidarının elinde ama artık yerel yönetimler artık onların elinde değildir. Dolayısıyla kitle desteğini arkasına alamamış olan bir rejimin ne kayyımcı anlayışı artık yol yürüyebilir ne de faşist, otoriter anlayışı yol yürüyebilir. Burada halkımız tercihini değişimden yana yapmıştır.

"AKP İKTİDARI, MAZLUM FİLİSTİN HALKININ YANINDA OLDUĞUNU SÖYLESE DE DURUM BÖYLE DEĞİL"

AKP iktidarı bugün mazlum Filistin halkının yanında olduğunu söylüyor. Ama gerçekte böyle olmadığını biz seçim kampanyamızda da her yerde ifade ettik. Burada bir kez daha ifade etmek isterim ki; mazlum Filistin halkının gerçek dostları Türkiye'de, geçmiş dönemde de başta Deniz Gezmiş'ler olmak üzere Türkiye Devrimci Hareketi'nin ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin Filistin topraklarında, Filistin halkıyla verdiği mücadele, geleneği, bu dayanışmanın en önemli adresidir. Bizler bu dayanışmayı güçlendirmek ve mazlum Filistin halkının yanında olduğumuzu burada bir kez daha altını çiziyoruz."

 

Kaynak: anka