Ekokırım Yasası Yurttaş İnisiyatifi Suç Duyurusunda Bulundu Ekokırım Yasası Yurttaş İnisiyatifi Suç Duyurusunda Bulundu

Eğitim Sen Samandağ Şube Yönetimi; 6 Şubat Depremin 1. yıldönümü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. 
Eğitim Sen Yöneticileri, sorulması gereken en temel sorunun “Neden Öldük?” olması gerektiğini vurgulayarak yaptıkları açıklamada “Tam bir yıl önce bugün, hiç olmadığımız kadar yalnızdık, hiç olmadığımız kadar çaresiz. 
Sonra canlarımız ülkenin ve dünyanın dört bir yanından geldi yara sarmaya, sardı da. 
İşte o gün bize umutsuzluk yasak dedirten şey buydu.
Biz bize, koşulsuz, teklifsiz, beklentisiz dayanışma. İşte buydu o gün bu gündür bize dayanışmayla aşacağız dedirten şey…
Aradan bir yıl geçti yine biz bizeyiz, yalnız ve çaresiz. Ancak umudumuz hala diri ve hala aynı fikirdeyiz: dayanışmayla aşacağız.
Bugün bizleri yapayalnız bırakanlar o gün de yanımızda değildi.
KİM BUNLAR: Vergilerimizin genel ve yerel muhatapları o gün de yokuz demişti halen de yoklar. Vergilerimiz zehir zıkkım olsun.
Ve fakat ne acıdır ki bu süreçte iki seçim geçirdik. Biri daha kapıda.
Bu muhataplar bizim halk olarak zayıf hafızamıza güvendi ve ne yazık ki yanılmadı.
Hesap soracağımıza, yalan vaatlerine, yalan sözlerine kandık, kanmaya da devam ediyoruz.
Dün merkezi erk üç gün boyunca bizleri ölüme terk edendi bugün riyakârca anmada en önde.
Ve yetinmiyor. Riyakarca anmanın evvelinde, yereller merkezi yönetimle uyumlu değilse bir şey beklemeyin, yani gözümüzün içine baka baka biat yoksa ölmeye devam edeceksiniz diyor.
Yerelle uyumlu olsa ne olur olmasa ne olur. Zira onlar da yoktu… Fakat tarihe notu düşelim: madem ki merkezi iktidar bu halkın hizmetkarı olduğunu unutup hizmeti aldığı vergilerin bir karşılığı ve mecburiyeti olarak düşünmeyip yerellerin de biatına bağlıyor; o halde bizlere düşen de hem bundan sonra vergi vermemek hem de verdiklerimizi faiziyle geri istemek olmalı, oldurmalıyız. 
“YA HESAP VE DİRENİŞ YA BİAT VE TÜKENİŞ!”
Yerel yöneticiler de bundan kendilerine riyakarca propaganda malzemesi çıkarmaya kalkmasın. Onlar da yoktu. Dün kendi personelinin dahi su ve ekmek ihtiyacına cevap veremez iken, her gelen buranın belediyesi yok mu der iken bugün ilde tekrardan başımıza musallat edildiler ilçede anıt park derdindeler.
Bir düzeni genel ve yerel ceberrut yapan karakteristik nitelikler vardır. Bunlardan ilki ve en önemlisi insan kanını ve canını sudan ve tuzdan ucuz saymasıdır.
Fakat sürekliliğinin tek bir nedeni vardır: Kanı ve canı sudan ve tuzdan ucuz sayılan bizlerin halk olarak  bu genel ve yerel ceberrutlara mahkummuşuz gibi, onları yine ve yeniden baştacı etmesidir.
Aradan tam bir yıl geçti. Gelecek ile ilgili artık hayal dahi kuramıyoruz.
Hiçbir şeyimiz kalmadı. En kıymetlilerimizi toprağa verdik. Binlercesi nerede belli değil. Kayıp...
Ancak merkezi iktidar hemen hemen yaşamın her alanında her şey olağanmış gibi davranıyor ve bizden de onay ve alkış bekliyor. Yerel iktidarlar ağlamaktan ancak fırsat bulup ecek ve acakla yarınlarımızı da rehin alma derdinde.
Buna benzer binlerce örnek verebiliriz fakat emin olun ki en kıymetli zamanımızı alacak kadar önemli değiller.
Onlar da bugün bizden tüm geçmişi unutup onlarla bir beyaz sayfa açmamızı, DÜN DÜNDÜR BUGÜN BUGÜNDÜR dememizi bekliyor ve istiyor.
Bugün bir yıl önce yaşadığımız o büyük acının yıl dönümü. Bir karar vereceğiz: Ya celladımıza, cellatlarımıza ilanı aşka devam edecek ya da hep bir ağızdan yeter artık diyeceğiz. Gereğini de yapacağız
İkincisi zor, cidden zor çünkü bedel ister, çünkü kendini başkasından üstün görmekten vaz geçmeyi, benden sonrası tufan fikrini çöpe atmayı ve kendi gibi olanlarla, mazlum binlerle bir arada, teklifsiz, hinsiz, hilesiz ve yolun sonuna kadar, her durakta değerlerini bireysel menfaat uğruna satmadan, yerel ve genel iktidarlara yönelik "Sizden gelecek hayır Allah'tan şer olarak gelsin. Beni hiç bir durakta satın alamazsınız.” diyerek “Yolun Sonuna Kadar Devam”  demeyi ve gitmeyi gerektirir.
Diğer yol; yaranma, menfaat vb. yoludur. Kolaydır fakat bedeli çok daha ağırdır. Depremde en kıymetlilerimizi vererek gördük.
Halka sırtını dönen hiçbir iktidar siz biz gibilerden binlerce mislini almadan tek bir şey vermez.
Başa dönelim ve en temel soruyu yeni baştan soralım: 
“NEDEN ÖLDÜK? TEMEL SORU BU!”
Bir karar vereceğiz. Ya ölümümüze sebep olan genel ve yerel cellatlarımıza yeni aşk ilanları yapacak ya da yeter artık diyeceğiz.
NEDEN CANLARIMIZ YİTTİ?
Temel soru bu cevaplanması gereken…
Genel ve yerel bütün erk sahipleri, rant üzerine, burjuvazinin en ahlaksız yüzü ile karşımızdaydı da o yüzden. Bu ahlakta insan yoktur, doğa yoktur, bilim yoktur, akıl yoktur. Sadece gömlek farkı ile dar grupların rantı vardır. 
İşte budur ölümümüze sebep olan. 6 Şubat sabahı binlerce canımızı koparıp alan budur ve istisnasız son yirmi yılın tüm genel ve yerel erkleri bunlardan doğrudan sorumludur.
Bugün bunlardan hesap soracağımıza, bunların riyakârca eylem ve söylemlerinin peşine takılmanın, dünü çabuk unutmanın tek bir anlamı vardır. “Hak ettik, yine ve yeniden sizin ucuz, pespaye, yoz ve halk düşmanı söylem ve eylemlerinize onay veriyoruz. Sizin için daha nice can vermeye razıyız ve hazırız.”
Böyle diyen toplumlara tarih fiili olarak tek bir bedduada bulunur ki tutar. O da şudur: Allah topunuzun belasını versin. Bir deprem daha, bir deprem daha olsun. Olsun ve enkaza uzanacak el omuzundan olsun.
BİR KARAR VERECEĞİZ: Ya biz gibi insanların safları ya da biz gibileri basit menfaatleri uğruna feda etmeye hazır insan müsveddelerinin, cellatlarımızın safları...
Temenni ederiz ki bir daha halk olarak böyle bir acı ile sınanmayız ve temenni ederiz ki yan yana ve yolun sonuna kadar durmayı ve yürümeyi bilerek tarifsiz acılarımızın hesabını hep birlikte sorarız.
Yitirdiklerimizin ruhları şad olsun. Anıları inancımızda, umudumuzda ve haklı kavgamızda yaşayacak. 
DÜNÜ UNUTMA UNUTTURMA! KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ!” ifadelerine yer verildi.
Foto-Haber: Nezahat Fırıncıoğulları
 

Editör: Nezahat Fırıncıoğulları