Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mayıs seçimlerinden sonraki tüm açıklamaları, öğrencilere bir öğün ücretsiz yemeği sağlayamadığı için, kalabalık sınıflar ikili eğitim sorununu çözemediği için, eğitim emekçilerinin yoksullaşmasını engelleyemediği için, engellemediği için hatta; deprem bölgesindeki okulları unuttuğu için dinselleştirmeyi öne sürüyor. Söyleyeceği başka bir sözü yok. Karma eğitimi tartıştırıyor. Tek cinsiyetli okulları övüyor. Okullara, ana okullarına; imam, manevi danışman gönderiyor. Derslik yokken okullarda, mescit açtırmaya çalışıyor. Yani siyaseten vaat edebilecek bir şeyleri kalmadı. Şimdi devrede olan tarikatlar” dedi.

Eğitim Sen’in 12. Olağan Genel Kurulu, bugün Ankara’da düzenlendi. Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, kongrede yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Diyorlar ki, ‘Tarikat ve cemaatleri, dernek ve vakıf adı altında iktidara bağlayıp oradan güçlendirelim ve biz de güçlenelim…’ TBMM’de bütçe görüşülüyor. Bütçenin aslan payını, güvenlik harcamaları oluşturuyor…

“ASIL KORKMASI GEREKENLER, HALKI KORKUTARAK, KENDİ KORKULARINI UNUTMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mayıs seçimlerinden sonraki tüm açıklamaları, öğrencilere bir öğün ücretsiz yemeği sağlayamadığı için, kalabalık sınıflar ikili eğitim sorununu çözemediği için, eğitim emekçilerinin yoksullaşmasını engelleyemediği için, engellemediği için hatta; deprem bölgesindeki okulları unuttuğu için dinselleştirmeyi öne sürüyor. Söyleyeceği başka bir sözü yok. Karma eğitimi tartıştırıyor. Tek cinsiyetli okulları övüyor. Okullara, ana okullarına; imam, manevi danışman gönderiyor. Derslik yokken okullarda, mescit açtırmaya çalışıyor. Yani siyaseten vaat edebilecek bir şeyleri kalmadı. Şimdi devrede olan tarikatlar…

Merkezi Yönetim Bütçelerinde örtük olan kalemlerin sayısı giderek artıyor. Eğitim, sağlık, barıma, kültür, sağlıklı ve güvenli beslenmeye, çocuk yoksulluğunu azaltmaya ayrılması gereken bizim vergilerimiz savaşa harcanıyor… Asıl korkması gerekenler, halkı korkutarak, kendi korkularını unutmaya çalışıyorlar.

“TÜRKİYE KAPANIYOR”

AKŞENER: “ÖZGÜR ÖZEL’E DE MANSUR YAVAŞ’A SAYIN EKREM İMAMOĞLU’NA YÖNELİK DE HERHANGİ BİR DÜŞMANLIĞIM YOK." AKŞENER: “ÖZGÜR ÖZEL’E DE MANSUR YAVAŞ’A SAYIN EKREM İMAMOĞLU’NA YÖNELİK DE HERHANGİ BİR DÜŞMANLIĞIM YOK."

Türkiye kapanıyor. Bu karanlıkta, hâkim medya nedeniyle gözler daha az görüyor, kulaklar daha az duyuyor. Azalan maaş ve ücretlerimiz her geçen gün tadımızı kaçırıyor. İhraçlar, sivil ölüme mahkûm edilmeler, sürgünler nedeniyle en temel insani yetimiz olan konuşma, yazma, resim, müzik, heykel, fotoğraf sanatına erişim, akademik özgürlüğümüz engelleniyor…

Türkiye’de egemen düzen, pek çok konuda faşist yönetimleri bile gölgede bırakacak uygulamalara girişiyor. Anayasayı tanımayan, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarını uygulamayan bir sistem ile karşı karşıyayız. Yetkilerin pek az kişide toplandığı bu oligarşik yapı ile Türkiye şirket gibi yönetiliyor…

19 milyon öğrencinin haftalık ders çizelgesi okulların açılmasına iki hafta kala hiçbir tartışma yürütmeden köklü bir biçimde değiştirildi…

Son dönemde, eğitimin dinselleştirilmesine karşı laik bilimsel eğitim mücadelemiz, pandemide yaşam hakkı- eğitim hakkı- çalışma hakkı mücadelemiz, eğitim ve bilim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük hakları mücadelemiz… Çok ciddi mücadeleler verdik. Eğitim emekçilerini ayrıştıran; öğretmenleri ücretli öğretmen-sözleşmeli öğretmen bölen, parçalayan sözde Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun iptali konusunda yoğun bir çalışma yürüttük… Kimi zaman yalnız kaldık. Alma yılmadık, mücadelemizi sürdürdük. KHK’lerle haksız-hukuksuz ihraç edilen üyelerimizle, dayanışmamızı sürdürdük…

Yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz bir şey var. İktidarın olduğu her yerde direniş de var. Bizleri bölen ve yöneten anlayışı reddeder; yerine ittifak ve koalisyonları büyüten, yan yana gelişleri, karşılaşmaları artıran bir politika ve sendikal çizgi izlersek; kutuplaştırma ve tecrit duvarlarını yıkar, yerine anlama, dayanışma ve cesaret adacıklarını inşa eder ve çoğaltırsak, boyun eğdirme operasyonlarına yüz vermez, yerine iktidarın gözünün içine bakar ve başkaldırıyı ve direnme hakkını hayata geçirirsek, yalana dolana hileli yönlendirmelere karşı koyar, bilgi ve hakikat arayışını çoğaltırsak; kültürel istilalara izin vermez; dayanışmacı, eşitlikçi, özgürleştirici kültürümüzü korur ve geliştirirsek işte o zaman kazanırız.”

Kaynak: anka