TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen hak ihlali kararını Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne göndermesine tepki gösterdi. Baş, "Bir adım değil, yarım adım bile geri atmayacağız. Saray mı büyük, halk mı büyük hep beraber göreceğiz. Gerekiyorsa sokak sokak, mahalle mahalle, atölye atölye, kapı kapı gezeceğiz. Bu akşam TİP Merkez Yürütme Kurulu toplanacak. Bu konunun sadece bizimle ilgili olmadığını biliyoruz. Bu sabah değerlendirmelerimizi yapacağız. Yarın sabah bir taraftan hukukçu arkadaşlarımız itirazlarını yaparken, biz de bu ülkede adaletten, demokrasiden, insan haklarından yana olan bütün siyasi partilerle ortak bir değerlendirme yapma çağrısında bulunuyoruz. Anayasa'yı ayaklar altına alma girişimine karşı en kararlı biçimde direniş çağrısıdır" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay hakkında verdiği ikinci ihlal kararını, ilk ihlal kararında olduğu gibi Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderdi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve TİP Hatay Milletvekili Can Atalay'ın avukatları Çağlayan adliyesi önünde karara tepki gösterdi.

"YARGITAY'IN BU KONUYLA İLGİLİ HERHANGİ BİR KARAR VERME YETKİSİ YOKTUR"

MANSUR YAVAŞ: "İDDİA EDİYORUM BİR BELEDİYE BAŞKANI KENDİSİNE OY VERSİN VERMESİN HİÇ KİMSEYİ AYIRAMAZ" MANSUR YAVAŞ: "İDDİA EDİYORUM BİR BELEDİYE BAŞKANI KENDİSİNE OY VERSİN VERMESİN HİÇ KİMSEYİ AYIRAMAZ"

Avukat Can Urfa, karar hakkında şöyle konuştu:

"Anayasa Mahkemesi'nin verdiği ikinci ihlal kararında açık açık muhatabın İstanbul 13. Ağır Ceza olduğu tespit edilmiş durumda. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği ikinci ihlal kararında hukuka aykırı keyfi tutum ve davranışların anayasal düzeni askıya almak olduğu ve bunu yapan ilgililerin cezai, hukuki ve idari sorumluluğunun bulunduğu tespit edilmiş durumda. Bu lafın muhatabı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkan ve üyeleridir. Daha önce suç işliyorlar demiştik, hala aynı suçu işlemeye devam ediyorlar. Bu kararı tanımıyoruz. Yargıtay'ın bu konuyla ilgili herhangi bir karar verme yetkisi yoktur. Verilen karara itiraz edeceğiz ve biliyoruz ki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi bu hukuksuz kararı bozacak ve ortalama bir hukuk devletinde olduğu gibi Anayasa Mahkemesi tanınacak ve Anayasa Mahkemesi kararları yerine getirilecek, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğu ortaya çıkacak diye umuyoruz."

"BU 3 HAKİMİN DERHAL BU GECE HSK TARAFINDAN GÖREVDEN ALINMASI GEREKMEKTEDİR"

Avukat Deniz Özen ise kararla ilgili şunları söyledi:

"10 saatin sonunuda yaza yaza 2 buçuk sayfalık bir evraka imza atmışlar. Elimizdeki karar bir mahkeme kararı değildir. Yukarıda bu karara imza atan 3 kişi cübbe giymiş olsa da hakim değildir. Bu 3 kişi suçludur, Anayasa'ya karşı suç işlemişlerdir. Anayasa Mahkemesi'ni de Anayasa'yı da tanımıyoruz demişlerdir. Bu 3 hakimin derhal bu gece HSK tarafından görevden alınması gerekmektedir. 10 saatte 2 buçuk sayfa yazdık demek 10 saatte iktidardan talimat aldık demektir. İktidar partisinin, onun küçük ortağının talimatlarıyla hareket ediyoruz demektir. Anayasa Mahkemesi ve Anayasa yok demektir. Siz bunları tanımıyorsanız, biz de sizi tanımıyoruz. Hakim falan değil, birer emir erisiniz."

"İKTİDARLARINI SONSUZA KADAR SÜRDÜRMEK ÜZERE HER TÜR HUKUKSUZLUĞU, HER TÜR PERVASIZLIĞI YERİNE GETİRMEKTE KARARLILAR"

TİP Genel Başkanı Baş, karara şu ifadelerle tepki gösterdi:

"Karşı karşıya olduğumuz şey bir mahkeme kararı değil. Yaşadığımız şey bir hukuk süreci falan da değil. Biz bu konuda bugüne kadar üzerimize düşen her şeyi yaptık. Belli ki bu ülkede iktidarı ele geçirmiş olanlar bu iktidarlarını sonsuza kadar sürdürmek üzere her tür hukuksuzluğu, her tür pervasızlığı yerine getirmekte kararlılar. Ama unuttukları bir şey var. Bu ülkede bütün özgürlükler halkın mücadelesinin eseridir.

Birbirinden farklı dünya görüşlerine sahip olsa da ortak paydada bir araya gelebilecek siyasi partilerin yöneticilerine, üyelerine, seçmenlerine güveniyoruz. Bu mücadeleyi sürdüren avukat arkadaşlara güveniyoruz. Eninde sonunda bize karar diye gönderdikleri hiçbir hükmü olmayan belgelerin tarihin çöp sepetinde yerini alacağından adımız kadar eminiz. Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'yı çiğnediklerini kendilerine tebliğ ettiği mahkeme, 'Ben bilerek ve isteyerek, aldığım talimat gereği Anayasa'ya ayaklar altına almaya devam ediyorum. Anayasa Mahkemesi'nin 'Yapamazsın' dediği şeyi yapmakta ısrar ediyorum' dediği bir noktada hukuku sağlamak, adaleti sağlamak hepimizin sorumluluğudur.

"ADALETTEN, DEMOKRASİDEN, İNSAN HAKLARINDAN YANA OLAN BÜTÜN SİYASİ PARTİLERLE ORTAK BİR DEĞERLENDİRME YAPMA ÇAĞRISINDA BULUNUYORUZ"

Bir adım değil, yarım adım bile geri atmayacağız. Saray mı büyük, halk mı büyük hep beraber göreceğiz. Gerekiyorsa sokak sokak, mahalle mahalle, atölye atölye, kapı kapı gezeceğiz. Bu akşam TİP Merkez Yürütme Kurulu toplanacak. Bu konunun sadece bizimle ilgili olmadığını biliyoruz. Bu sabah değerlendirmelerimizi yapacağız. Yarın sabah bir taraftan hukukçu arkadaşlarımız itirazlarını yaparken, biz de bu ülkede adaletten, demokrasiden, insan haklarından yana olan bütün siyasi partilerle ortak bir değerlendirme yapma çağrısında bulunuyoruz. Anayasa'yı ayaklar altına alma girişimine karşı en kararlı biçimde direniş çağrısıdır."

Kaynak: anka