(ANKARA) -TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM’de; "Meclis'te onaylanan 2024 bütçesine baktığımızda vergi gideri dedikleri 2 trilyonluk bir kalem var. Vergi gideri dedikleri aslında büyük sermayenin ödemesi gereken, halka hizmet etmek üzere devlete ödemesi gereken vergiden devletin sildiği kalemlerden söz ediyoruz. Bu ülkede en zenginlerden almanız gerekenden vazgeçiyorsunuz. Zenginlerden almaları gerekirken almadıkları paranın küsuratıyla tasarruf paketi açıklayan bir utanmazlıktan söz ediyoruz" açıklamasını yaptı.

Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi: "20 yıldır yapmanız gerekenleri yapmayıp hayvanları hedef gösteremezsiniz" Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi: "20 yıldır yapmanız gerekenleri yapmayıp hayvanları hedef gösteremezsiniz"

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında AKP'nin ekonomi yönetimi, yeni açıklanan tasarruf paketi ve adalet sistemini eleştirdi. 

Baş'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"İSRAFIN SİMGESİ SARAYDA TASARRUF TEDBİRİ AÇIKLANIYOR"

"Akıl almaz bir durumla karşı karşıyayız. Sarayda tasarruf paketi açıklıyorsunuz. Bu ülkede israfın simgesi nedir diye sorsanız herkesin parmağıyla göstereceği yerde tasarruf tedbiri açıklanıyor. Kamu hizmetlerinde tasarrufa gideceklerini ilan ediyorlar. Yurttaşın en temel ihtiyaçlarını karşılamayan bir kamu hizmeti anlayışı var çünkü zaten yıllardır törpüleye törpüleye kamu hizmetini ortadan kaldıran bir yaklaşımla yönetilen bir ülkedeyiz. Şimdi bunun katmerleneceği bir sürecin tasarruf diye karşımıza çıkarıldığı tabloyla karşı karşıyayız.

Eğer gerçekten tasarruf yapmak istiyorsanız atacağınız ilk adım; Cengiz, Kalyon gibi beslediğiniz, büyüttüğünüz müteahhitlere işletilen İstanbul Havalimanı'na ödenmeyen 2022 ve 2023 kiralarını alarak bütçeye 60 milyarlık bir ek sağlayabilirsiniz. Tasarruf diye milletin boğazını sıktıkları bir tabloda kendi yandaşlarına verdikleri rakamları hatırlayınca insan gerçekten söyleyecek söz bulamıyor. Meclis'te onaylanan 2024 bütçesine baktığımızda vergi gideri dedikleri 2 trilyonluk bir kalem var. Vergi gideri dedikleri aslında büyük sermayenin ödemesi gereken, halka hizmet etmek üzere devlete ödemesi gereken vergiden devletin sildiği kalemlerden söz ediyoruz. Bu ülkede en zenginlerden almanız gereken vergiden vazgeçiyorsunuz. Zenginlerden almaları gerekirken almadıkları paranın küsuratıyla tasarruf paketi açıklayan bir utanmazlıktan söz ediyoruz.

"MAHKEMELERDEN SARAY TALİMATIYLA ÇIKAN KARARLARI HUKUKİ OLARAK DEĞERLENDİRMEMİZ BEKLENİYOR"

Milli Görüşçüler, Menzilciler, Hak-Yol'cular, Nucular, mafyalar, çeteler... Türkiye'de en önemli yargı kurumlarından bir tanesinin (Yargıtay) başkanının seçilmesinde hukuktan, yargıdan, adaletten, liyakatten hiç söz edilmemesi ama onun hangi tarikatın, onun hangi cemaatin, onun hangi partinin, onun hangi devlet yöneticisinin yakını olması üzerinden bir tartışma yapılmasını içimize nasıl sindirebiliriz? Zerre kadar ilgilenmiyoruz kimin kazandığıyla çünkü bu anlayıştan adalet, bağımsız yargı, bu ülkenin geleceğine dair hayırlı bir şey çıkması mümkün değil.

Sarayda verilecek her kararın mahkemeler tarafından onaylanabileceği bir düzen kurulması gerekiyordu. Bunu da gerçek hukukçular eliyle yapamayacaklarını bildikleri için oraya bu tarikat, buraya öteki cemaat, şuraya iktidarın ortağı bu parti ve yurttaşa da bunu izlemek ve Türkiye'nin bir hukuk devleti devleti olduğuna inanmamız ve o mahkemelerden saray talimatıyla çıkan kararları hukuki olarak değerlendirmemiz bekleniyor. Böyle bir ülkede yarın Kobani davasında çıkacak kararların hukuk çerçevesinde olduğuna inanmamız bekleniyor. Böyle bir ülkede Can Atalay'ın Silivri Cezaevi'nde tutulmasının yargı kurumlarının yorum farklılığına bağlı olduğuna inanmamız bekleniyor."

 

 

 

Kaynak: anka