MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Anayasa Mahkemesi’nin, tutuklu TİP Hatay Milletvekili Can Atalay dosyasıyla ilgili ikinci kez ‘hak ihlali’ olduğu yönünde karar vermesine ilişkin, “Anayasa Mahkemesi’nin zaten başka türlü bir karar vermesini beklemiyorduk. Yani heyet aynı, dosya aynı, taraf aynı. Ne bekleyecektik. Yine ihlal kararı verdi. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının gerekçesi bana göre doğru değil” dedi.

Anayasa Mahkemesi bugün Gezi davasından cezaevinde bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında ikinci kez 'hak ihlali' kararı verdi. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, TBMM’de karara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yıldız şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesi’nin zaten başka türlü bir karar vermesini beklemiyorduk. Yani heyet aynı, dosya aynı, taraf aynı. Ne bekleyecektik. Yine ihlal kararı verdi. Ancak bu kararı nereye gönderecek, önemli olan o. Eğer 13. Ağır Ceza’ya gönderirse, 13. Ceza İstanbul, Yargıtay 3’e gönderir yine. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin aldığı karar da belli. Yani Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasındaki bu meseleyi halletmemiz lazım. Hukuken bir çözüm bulunması lazım. Şimdilik söyleyeceğim bu. Kararı görmedim ama ihlal gerekçesi de aynıdır. Anayasa Mahkemesi’nin atladığı bize göre şu var; 14. Maddede belirsizlik var diyor. Yani dokunulmazlığın iki kıstasında biri suçsuzluk hali, diğeri de ‘soruşturması seçimden önce başlamış olan ve Anayasa’nın 14.maddesindeki durumlar’ diyor. Bunu bir belirsizlik olarak yorumluyor ama eğer belirsiz dersek yani soruşturması seçimden önce başlamış terör örgütü üyelerini Meclis’e taşınır ve bunun önünde hiçbir engel kalmaz.

“ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARLARININ GEREKÇESİ BANA GÖRE DOĞRU DEĞİL”

MURAT KURUM’UN HAYALİ DAVET AÇIKLAMASINA İMAMOĞLU’NDAN YANIT: “ÇED RAPORU KONUSUNDA YALAN KONUŞAN BİRİ BU KONUDA DA YALAN KONUŞUR” MURAT KURUM’UN HAYALİ DAVET AÇIKLAMASINA İMAMOĞLU’NDAN YANIT: “ÇED RAPORU KONUSUNDA YALAN KONUŞAN BİRİ BU KONUDA DA YALAN KONUŞUR”

Yani bu 14. maddedeki tarif, Anayasa koyucunun bilinçli bir tercihi. Orada Ceza Kanunu’nun 302’den 320. maddesine kadar suçları tek tek sayıp cezalarını tek yazması mümkün değil. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir Anayasa da böyle bir şey yok. Onun için gerekçesi, Anayasa Mahkemesi kararları evet bağlayıcıdır. Ancak Yargıtay kararları da bağlayıcıdır. Kesin hüküm. Ortada bir sorun var aslında. Bunun düzeltilmesi lazım. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının gerekçesi bana göre doğru değil. Doğru olmamasının sebebi de bu. Yani diyor ki belirsizlik var. Nasıl açıklayacağız belirsizliği? Tekrar etmek istemiyorum ama durum bu. 302. maddeden 320’ye kadar olan 'Devletin güvenliğine karşı suçlar', evet kanunla düzenlenir. Bu da Terörle Mücadele Kanunu’dur. Çok açık. Oraya bakıp görmeleri lazım."

Kaynak: