“Depremde Ölmedik Ama, Her Gün Ölümden Beterini Yaşıyoruz” “Depremde Ölmedik Ama, Her Gün Ölümden Beterini Yaşıyoruz”

Hatay’da birçok gazetede yazdığı köşe yazılarıyla tanınan Araştırmacı- Yazar, Aktivist Şemsettin Günay, Gadir Hum Bayramı’nın bayram tatili olması gerektiğini vurguladı.
Araştırmacı- Yazar Şemsettin Günay, Gadir Hum Bayram gününde özellikle kamuda çalışan Alevi vatandaşların ciddi bir mağduriyet yaşadığını belirterek yazısında şu ifadelere yer verdi:
Her yıl Kurban Bayramından bir hafta sonra kendilerini “Arap Alevi” olarak tanımlayan vatandaşlarımız bir dini dayanağı olan Gadir Hum bayramını büyük bir coşkuyla kutlarlar. O gün hiçbir ticari iş yapmadıkları gibi kesilen kurbanlarla büyük kazanlarda yapılan Hirisilerle, dağıtılan ve garip gurebanın yüzünü güldüren yemek ikramlarıyla bu gün kutlanır.
Yirmi yıl öncesine kadar Sünnilerin pek azı bu bayramın içeriğini anlayabilirken, Şeyh Ali Yeral’ın kurduğu vakıfla salonlarda herkesi davet ederek yaptığı kutlamalar, hem bayramın içeriğini diğer kesiminde anlamasına yaramış, hem de Sünni vatandaşların da bu bayrama iştirakini sağlamıştır.
Bayramın içeriği ise büyük bir kalabalıkla hacdan dönen Hz. Peygamberin Gadir Hum mevkiine geldiğinde Hz. Ali’yi yanına çağırması, elini havaya kaldırarak kalabalık Müslüman topluluğuna hitaben “Ben kimin Mevla’sı isem, Ali de Onun Mevla’sıdır” demesi, akabinde Maide suresi 3. Ayeti “bugün dininizi kemale erdirdim” ayetinin inmesidir.
Arap Alevileri bunları Hz. Ali’nin hilafeti olarak yorumlamış ve bu günü bayram olarak yapmaya başlamışlardır.
Sünni kesim ise kaynaklarında bu olayı doğrulamakla birlikte konuyu halifelik bağlamında almamış, daha farklı yorumlamalara girmiştir.
Her ne ise 1450 yıl önce Sevgili dostum Mustafa Köse’nin deyimiyle şöyle veya böyle olmuş geçmiştir.
Önemli olan şu zamana yansımasıdır. Hatay, Adana ve Mersin yörelerinde bu bayram bütün coşkusuyla kutlanmakta, Sünni kesim ise bir karşıtlıkla değil olaya sahiplenerek kutlamalara katılmaktadır.
Ancak özellikle Alevi kesimin kamu çalışanlarının bu konuda ciddi bir mağduriyeti oluşmaktadır. Mesai zamanlarına gelen bu günde ya çalışmak zorunda kalmaktalar veya izin alabilmek için bazen ciddi bir uğraş vermektedirler.
Halbuki hükümet daha önceleri mağduriyet yaşayan insanlara Cuma namazı için bir genelge yayınlayarak o konuyu çözüme kavuşturmuş, o saatlerini idari izinli sayarak Cuma namazlarına rahat gidebilmelerine imkan sağlamıştı.
 Bu konuda takdir ettiğim aktivist Mevlüt Oruç şöyle seslenmektedir:
“Anayasa’nın 10. Maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” ifadesi ile devletin tüm inançlar karşısında eşit mesafede durması teminat altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Maddesi olan “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” maddesi de Türkiye’de yaşayan bütün insanları ayrım gözetmeksizin kapsamakta, insanların dinlerinin gereklerini yerine getirme ve özel günlerini yaşamaları güvence altına almaktadır. Bu evrensel hakları gereği; Arap Alevilerinin dini vecibelerini rahat bir şekilde yerine getirebilmeleri, kendilerini eşit yurttaş olarak hissedebilmeleri için Gadir-i Hum Bayramı’nın resmi dini tatil olarak kabul edilmelidir.”
Hükümetten beklenti, özellikle yukarıda zikrettiğim bölgeler için Gadir Hum bayramı tatil ilan edilmeli bu konudaki girişimler özellikle yerel milletvekilleri tarafından meclise izah edilerek yasa teklifi verilmelidir.
Hatta bu girişim Ak Parti vekillerince yapılırsa daha anlamlı olacak ve kardeşlik hukukunu vurgulayan güzel bir jest olarak anlamlandırılacaktır.
Şu an en ihtiyacımız olan şey bu kardeşliğin güçlendirilmesidir.
Foto-Haber: Neslihan Sağaltıcı

Editör: Nezahat Fırıncıoğulları