Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: HAKAN KAYA

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘10x10=100 Büyük Proje’ toplantılarının 9. ve 10.’sunu, ‘Özgür İstanbul’ ve ‘Yaratıcı İstanbul için tam yol ileri’ başlıklarıyla gerçekleştirdi. İmamoğlu, “Bu, demokrasi ve adalete susamış milyonların kurduğu ve bir araya geldiği güçlü bir vicdan ittifakıdır. Bu, hak ve özgürlüklerine, insan onuruna sahip çıkan, etnik kökeni, inancı ne olursa olsun, yaşam biçimi, giyimi, kuşamı ne olursa olsun, milyonlarca insanın, 16 milyon insanımızın, İstanbullunun kurduğu bir haysiyet ittifakıdır. 31 Mart'ta kazanacak olan tam da bu ittifaktır. Herkesi, adaletin ve vicdanın, dürüstlüğün ve haysiyetin zaferi için harekete geçmeye çağırıyorum. 31 Mart gününü görev alarak, sorumluluk üstlenerek geçirmeye davet ediyorum. Çocuklarımızın geleceği için, adil, demokratik, lider ve yaratıcı bir İstanbul'u birlikte inşa etmek için, hep birlikte, koşa koşa, coşa coşa tam yol ileri diyorum” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “10x10=100 Büyük Proje” toplantılarının 9. ve 10.’sunu, “Özgür İstanbul için tam yol ileri” ve “Yaratıcı İstanbul için tam yol ileri” başlıklarıyla gerçekleştirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Demir, CHP milletvekilleri Fethi Açıkel, Yüksel Mansur Kılınç, Ali Gökçek, Zeynel Emre, Engin Altay, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, CHP Beyoğlu Belediye Başkan adayı İnan Güney ile bilim insanları Celal Şengör ve Naci Görür de sunumda İmamoğlu’nu yalnız bırakmadı.

İmamoğlu’nun konuşmasının satır başları ise şöyle:

 “YEREL YÖNETİMDE DÜNYAYA ÖRNEK BİR DEMOKRASİ MODELİ ORTAYA KOYDUK”

‘Yaratıcı İstanbul’ ve ‘Özgür İstanbul’ yolunda, geride kalan 5 yılda, çok önemli işler yaptık. Yerel yönetimde, sadece ülkemize değil, dünyaya örnek bir demokrasi modeli ortaya koyduk. Bildiğiniz gibi, ekonomik sıkıntıları konuşmamızdan rahatsız olanlar var. Ekonomide bir sorun yokmuş gibi, enflasyon yüksek değil, emekliler enflasyon karşısında ezilmemiş, asgari ücret açlık sınırının altında kalmamış gibi davranalım istiyorlar. Oysa, ortada ağır bir ekonomik kriz var. Üstelik yaşamakta olduğumuz demokrasi krizi nedeniyle, her zamankinden daha da yoğun hissedilen bir kriz bu. Baskıcı, yasakçı, kendinden olmayanı ötekileştiren, ayrımcılık ve kutuplaşmadan beslenen yönetimlerde şeffaflık olmaz, liyakat olmaz. Kültürel çeşitlilik ve zenginliğe karşı hoşgörü olmaz. Ne olur biliyor musunuz? Kayırmacılık olur, tek tipçilik olur, ‘Her şeyi ben bilirim’ olur, ‘Ben yaptım, oldu” olur.  Böyle bir ortamda yaratıcılık gelişemez, üretim ve verimlilik mümkün olmaz. Maalesef ülkemizin; çok kıymetli akademisyenlerini, sanatçılarını, gençlerini bu kutuplaştırıcı anlayış ve onun antidemokratik uygulamaları nedeniyle kaybettiği bir dönem yaşadık.

“HERKESİ KENT YAŞAMINA KATILMAYA, KENTİ SAHİPLENMEYE VE İSTANBUL MUHAFIZI OLMAYA DAVET ETTİK”

Biz göreve gelir gelmez, halkın yönetime katılımını sağlamak için, tüm kanalları açtık, İstanbul Planlama Ajansı’nı (İPA) kurduk. İçerisinde kurduğumuz İstanbul İstatistik Ofisi ile İstanbul’un verilerini paylaştık. Veri dediysek, öyle birilerinin işine geldiği gibi organize edilmiş veri değil, tamamen bağımsız, doğru ve güvenilir veri. Vizyon 2050 Ofisi’yle İstanbul’un geleceğinin rotasını belirlemek için binlerce çalıştay, toplantı, anket vb. uygulamalarla ortak aklı harekete geçirerek, her adımımızı planlı, programlı, şeffaf ve katılımcı süreçlerle attık.  İstanbul’a ilişkin hangi konu varsa, paydaşlarıyla masaya yatırdık, birlikte karar verdik. Sadece karar alma süreçlerine değil, kentin gündelik yaşamına her kesimi aktif bir biçimde dahil etmek için çaba sarf ettik.  Başta dezavantajlı gruplar olmak üzere, her kesimin kentin olanaklarından eşit yararlanması için çok çalıştık. Herkesi kent yaşamına katılmaya, kenti sahiplenmeye ve İstanbul muhafızı olmaya davet ettik.

“KENT LOKANTALARI’NI KÜÇÜMSEYEN AKIL, ÇALIŞTAYLARIMIZLA DA ALAY ETTİ”

Kent Lokantalarıyla dalga geçen, küçümseyen, toplumdan kopmuş bir akıl, bizim çalıştaylarımızla, ortak aklı harekete geçirdiğimiz toplantılarımızla da alay etti. Demokrasiyi özümsememiş, kentin paydaşlarıyla muhabbeti kesmiş, üniversitesini, sivil toplumunu, özel sektörünü yok saymış bir anlayışın, ortak aklı küçümsemesi de çok normal. Ama öğrenecekler, hiç merak etmeyin. Demokrasiye ve özgürlüğe en çok ihtiyaç duyan alanların başında yaratıcı sektörler, kültür ve sanat alanı geliyor. Diğer alanlarda olduğu gibi, kentte yaşayan herkesin kültür ve sanata da eşit erişimini sağlamak, üretimin bir parçası haline getirmek ve demokratik, özgür bir kültür sanat yönetimini sağlamak zorundayız. Tek tip bir kültür politikasını dayatarak, baskıyla, yasakla, sansürle hiçbir yerde olmadığı gibi bu alanda da bir yere varılamaz.

“27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ”NÜ KUTLADI

Şöyle 5 yıl öncesine geri dönüp hatırlayın; İstanbul’un kamusal alanları, belediyenin kültür sanat mekanları, sanatçılara ve sanatseverlere kapalıydı. Düşünebiliyor musunuz; bu kentin sanatçıları, kamusal alandan kopmuştu. Biz yaptığımız her işte, meydanlarımızda, parklarımızda, sokaklarımızda, yurttaşlarımızı İstanbul’a yakışır bir biçimde kültürle, sanatla buluşturma gayreti içerisinde olduk. Sanatın her alanında önemli adımlar atarken, kente yeni sahneler kazandırmayı öncelikledik. Bu kapsamda; İstanbul’un çeşitli bölgelerinde, toplam 14 yeni sahne kazandırdık. Bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, bu vesileyle tiyatro camiası başta olmak üzere, tüm sanat camiasının gönülden kutlamak isterim. Kültür-sanat alanında, geçtiğimiz dönem çok önemli adımlar attık. İBB Miras ve İBB Kültür markalarımızla, İstanbul Kitapçısı’yla, İstanbul’un kamusal mekanlarını kültürle, sanatla ve kitapla buluşturduk. Kültürü bir kent hakkı olarak ele alarak, kentin dört bir yanında yeni kültür-sanat merkezleriyle, müzelerle İstanbul’un yaratıcı potansiyelini ayağa kaldırdık. Yeni dönemde de atacağımız adımlarla, İstanbul’u dünyada yaratıcılığın en önemli merkezlerinden biri haline getireceğiz.

İmamoğlu, “Yaratıcı İstanbul” kapsamında, önümüzdeki 5 yılda atacakları adımları özetle şöyle sıraladı:  

KÜLTÜR BÖLGELERİ

Bu dönem İstanbul’a kazandırdığımız alanları da kapsayacak şekilde, önümüzdeki 5 yılda açacağımız 200 yeni mekanla, İstanbul’a 100 kültür-sanat bölgesi kazandıracağız. 100 kültür bölgesiyle, yepyeni mekanlarla İstanbul, dev bir kültür merkezine dönüşecek. Şehrin tamamı, kültüre ve sanata eşit şekilde ulaşabilecek.

KÜLTÜREL YAŞAM MERKEZLERİ

Eğitimden sağlığa ,sosyalleşme alanlarına çok sayıda hizmet sunduğumuz Yaşam Merkezlerimizi, önümüzdeki dönemde de konusuna göre uzmanlaşmış yeni merkezlerle İstanbul’a yaygınlaştıracağız. Kültür-sanat alanında hizmete açacağımız yeni Kültürel Yaşam Merkezleri ile vatandaşlarımıza keşfetme ve kültür-sanat etkinlikleri ile bir araya gelme fırsatı sunacağız. Göreve geldiğimizde 4 olan müze sayısını, 35’e çıkardık. Müzelere benzer bir şekilde, 25 yılda açtıkları kütüphanenin iki katından fazla kütüphaneyi 5 yılda açtık. 4 yıl önce 20 olan kütüphane sayısını, 50 yeni kütüphane açarak, 70’e çıkardık. Gençlerimize eşit imkanlar, bilgiye erişim ortamları sunmak adına bu sayıyı önümüzdeki dönem artırarak, 40 yeni kütüphaneyi daha halkımızın hizmetine sunacağız.

KÜLTÜR VE SANAT ETKİNLİKLERİ

İstanbul’u, kültür ve sanatta 24 saat yaşayan, 365 gün etkinliklerle dolu bir kent haline getireceğiz. Yılda 10.000 etkinlik ile 5 yılda 50.000 etkinlik düzenleyip, 50 milyonun üzerinde sanat severi ağırlayacağız. Kültür-sanat hayatını, tüm paydaşlarla birlikte geliştirip, zenginleştireceğiz. Uluslararası arenada İstanbul’un görünürlüğünü artırmak için, önümüzdeki dönem Kültürel Diplomasi Birimimizle daha çok iş birliği yapacağız. Kültürel Diplomasi Birimi ile uluslararası görüşmeleri yürütürken, İstanbul ayağında yapacağımız ev sahiplikleri için de ‘Uluslararası Sanatçı Rezidansı’nı kuracağız.

FESTİVALLER

Üniversite şenliklerini yasaklayanlar, festivalleri iptal ettirenler, şimdi kalkmış ‘Festival yapacağız’ diyor. Festival yasaklayarak, sanatçı yasaklayarak bu işler olmaz. Bir kısmını bu dönemde başlattığımız festivalleri, yeni dönemde çeşitlendirerek, İstanbul’u festivaller kenti yapmaya kararlıyız. Yeni dönemde, farklı alanlarda, kültür ve sanat alanında paydaşların ürettikleri festivalleri de destekleyerek, en az 100 festival düzenleyeceğiz. Uluslararası Gençlik Festivali’nden Haliç Festivali’ne, Uluslararası Dans Festivali’nden Gençlik Orkestraları Festivali’ne, İstanbul Edebiyat Festivali’nden Boğaziçi Festivali’ne, Dünya Müzikleri Festivali’ne varıncaya kadar, İstanbul festivale doyacak. Bu yasakçı zihniyete boyun eğmeyeceğiz.

SERGİLER

İBB ile sergi, sanat, müze, 5 yıl öncesine kadar, yan yana bile gelmeyen iki kelimeydi. Şimdi uluslararası ölçekte sergilere imza atan, dünyaca ünlü sanat kurumlarıyla sergiler düzenleyen bir noktaya geldik. İBB Miras’ın kente kazandırdığı marka değeri ve 35 yeni müze sergi alanıyla, İstanbul, dünyanın dikkatini çeken bir kültür-sanat merkezi haline geldi. Önümüzdeki dönemde de İstanbul’un dört bir yanında kazandıracağımız mekanlarda, yılda 100, 5 yılda en az 500 sergiyi, katılımcı bir anlayışla hazırlayıp, İstanbullularla buluşturacağız.

HERKES İÇİN HER YERDE KÜLTÜR-SANAT

Mevcut ekonomik koşullarda, kültür-sanat etkinliklerini herkese, her yere ulaştırmak için mobilize olmayı çok önemsiyoruz. Bu sayede şehrin çeperlerini, en ücra yerlerini kültür-sanatla buluşturuyoruz. Gelecek 5 yılda da adım atılmadık yer bırakmayacağız. Önümüzdeki dönemde, ‘Cumhuriyet Otobüsü’, ‘Gezici Çocuk Şenlikleri’, ‘Semt Festivalleri’, ‘Gezici Film Festivali’, ‘Semtimde Orkestra’ ve ‘Kadınlar Matinesi’ ile adım atılmadık, kültür ve sanat ile ulaşılmadık mahalle bırakmayacağız.

SANAT ALTYAPI MODELİ

Çocuklar, kültür-sanat alanında da önceliğimiz. Onlar için eğitimler, etkinlikler ve gelişim atölyeleri düzenliyoruz. Yeni dönemde, çocuklarımız için planladığımız pek çok çalışmanın yanında, üç aşamalı bir ‘Sanat Altyapı Modeli’ni hayata geçireceğiz. İlk hedefimiz; mevcut kültür-sanat merkezlerimizde 100.000 çocuğumuza sanat eğitimi vermek olacak. İki yıllık sanat eğitimleriyle kendine güvenen, hayal gücü gelişmiş çocuklar yetiştireceğiz. İstanbul’un farklı bölgelerinde yaşayan çocuklar için tasarladığımız merkezlerin ilkini, pilot çalışmamız olarak, Çengelköy Çocuk Sanat Merkezi’nde hayata geçirdik. İçerisinde, bağlama, gitar, keman, perküsyon ve koro eğitimlerinin yanı sıra resim, heykel, 3 boyutlu animasyon, halk dansları, bale, tiyatro ile yaratıcı drama alanlarında eğitimler olacak. Bu merkezlerin sayısını hızla arttırıp, 39 ilçede ‘Çocuk Sanat Merkezi’ açacağız. Üçüncü aşamada, ‘İBB Sanat Akademileri’ni kuracağız.

DESTEKLER

Konservatuar öğrencilerimize, yılda 1000 olmak üzere, 5 yılda, toplam 5000 öğrenciye, 15 bin TL burs vereceğiz. ‘Kültür ve Sanat Destek Birimi’ kurarak, belirlediğimiz önceliklere göre tiyatro, sinema, belgesel, müzik ve dans gibi farklı sanat disiplinlerinde, yılda 20 milyon olmak üzere, 5 yılda, toplam 100 milyon TL ‘Kültür-Sanat Desteği’ni sanatçılarımızla buluşturacağız. Ayrıca ‘Çalışma Alanı Desteği’ ile kültür ve sanatın farklı alanlarında üretimde bulunan bağımsız sanatçılarımıza, belirli periyotlarda çalışma alanı imkânı sunacağız. 18 yaşına dolduran ve başvuruda bulunan 100 bin gencimize; tiyatro, kitapçı, sinema, müze gibi kültür sanat etkinliklerimizden yararlanmaları için destek sağlayacağız.”

İKAM VE İBB MÜZİK ÇALIŞMALARI MERKEZİ

İstanbul Kültür Araştırmaları Merkezi’ni (İKAM) kuracağız. Tarihsel ve kültürel açıdan, sürekli bir değişim ve dönüşüm içerisinde olan İstanbul’un kültür yapısını inceleyecek olan bu merkez, aynı zamanda kitap, dergi gibi basılı ve çevrimiçi yayınlar aracılığıyla, kentin kültürünü kayıt altına alacak ve bir hafıza merkezi rolü üstlenecek. Sanatçılarımızın sorunlarını yakından takip ediyoruz, taleplerini biliyoruz. ‘Orkestraların Yeni Evi: İBB Müzik Çalışmaları Merkezi’, bu kapsamda gerçekleştireceğimiz önemli projelerimizden biri. Birden fazla fonksiyonda hizmet verecek merkezimizde; ‘İstanbul’un Sesleri Televizyonu ve Radyo Evi - Stüdyo İstanbul  - İlk Fotoğrafım/Fotoğraf Stüdyosu - Müzik-Cafe-Prova Stüdyoları-Müzik Kütüphanesi ve Atölyeler yer alacak. İBB Müzik Çalışmaları Merkezi aynı zamanda bağımsız müzisyenlerin de faydalanabileceği bir alan olacak. Bağımsız sanatçılara, stüdyo kullanımı, klip çekimi, prova ve sahne imkanı verecek.

SİVİLLEŞME POLİTİKASI

ALMANYA CUMHURBAŞKANI STEINMEIER, ÖZGÜR ÖZEL İLE GÖRÜŞTÜ ALMANYA CUMHURBAŞKANI STEINMEIER, ÖZGÜR ÖZEL İLE GÖRÜŞTÜ

Kültür-sanat mekanlarının sivilleşmesi ile sanat ikliminin özgürleşmesini ve karar mekanizmasının bir parçası haline gelmesini sağlayacağız. Sanatçıların ve sanat üreticilerinin özgür bir ortamda tartışma, ortak cevaplar arama, keşfetme ve izleyiciyle paylaşma süreçlerini kolaylaştıracağız. Yeni nesil kültür merkezi olarak, sivilleşmenin ilk durağı olacak ‘İBB Kültür ve Sanat Odağı’nı, İKSO adıyla, Ünalan’da hayata geçireceğiz. ‘İstanbul Kültür Politikaları Merkezi (İKPM), bir başka önemli projemiz. Aklın ve bilimin ışığında, dünyadaki gelişmeleri ve politikaları takip edecek bu merkezde, İstanbul’un kültür politikalarına uzmanlarımız, kültür-sanat kurumları ve emekçileriyle birlikte, katılımcı bir anlayışla yön vereceğiz. Buradaki en büyük hedeflerimizden biri de ‘İstanbul Kültür ve Sanat Eylem Planı’nı hazırlamak olacak.

İyi bir kitapsever olarak, sizlere heyecan verecek bir projeden bahsetmek istiyorum. İstanbul Kitapçısı markamızla, İstanbul’un her köşesini kitapla buluştururken, yayıncıların depolama sorunlarını çözeceğimiz, sadece yayıncılara değil, kurulduğu alana da kültür-sanat, istihdam ve ekonomi getirecek olan, yayıncılar, gazeteciler ve yazarlara özel tasarlanacak ve imkânlar sunacak ‘Kitap Kenti’ni de yeni dönemde açacağız. Atacağımız bu adımlarla İstanbul’u küresel ölçekte bir kültür sanat kenti ve yaratıcılığın merkezi haline getireceğiz.

Şu ana kadar sizlerle 9 temada paylaştığım 90 projenin olmazsa olmaz koşulu, demokrasidir, özgürlük ortamıdır. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir toplum ve bir kişinin tensipleriyle, lütfuyla değil, özgürce karar veren liyakatli kadrolardır. Şimdi gelin, İstanbul’da demokrasi ve özgürlük ortamını nasıl sağlayacağız, ulusal ölçekte hangi adımları atacağız, bölgesel bütünlüğe yönelik hangi adımları atacağız, İstanbul’u küresel ölçekte nasıl lider bir dünya kenti konumuna getireceğiz sorularına cevap olacak olan, yeni dönemde atacağımız 10 adıma hep birlikte bakalım.

DEMOKRATİK YEREL YÖNETİM REFORMU

Göreve geldiğimizde gördük ki, İBB; sivil topluma, meslek odalarına çoktan sırtını dönmüş, kendisi gibi düşünmeyenlere kapılarını kapatmış, hiçbir imkanını yerel demokrasinin hayrına sunmamış, ancak bir avuç imtiyazlı vakıf, dernek, kişi ve benzeri gruplara dönük, tek sesli, eleştiriye kapalı, ne yazık ki sahte alkışlar içinde bir dünyayı, İstanbul’a demokrasi diye insanlarımıza anlattı. Biz, sizin gibi demokrasi kahramanlarının sayesinde bu kapıları ardına kadar açtık. Yeni nesil bir yerel demokrasiyi, İstanbul’la buluşturduk. Şimdi bu anlayışı, yerel demokrasimizde hakim kılma zamanı. Ülkemizin köklü bir yerel yönetim reformuna ihtiyacı var. Demokrasi, hukuk ve toplum yararını, kent hakkı kavramını merkeze alan bir yerel yönetim anlayışı, köklü bir ‘Yerel Yönetimler Reformu’ ile mümkün olacaktır. Karar, yetki ve sorumluluk alanlarını, özellikle merkezi-yerel arasındaki yetki belirsizliklerini giderecek ve görev paylaşımını yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğine ve yerindenlik ilkesine uygun biçimde yeniden düzenleyecek, etkin bir yerel yönetimler reformunun öncüsü olacağız.

KÜRESEL AĞLAR VE KENT DİPLOMASİSİNDE LİDER İSTANBUL

İstanbul; konumuyla, tarihiyle, kaynaklarıyla, insanıyla geniş bir coğrafyanın ekonomik ve siyasi lideri olmayı hak ediyor. Bu potansiyeli açığa çıkaracak, İstanbul’u uluslararası alanda bölgesine liderlik eden bir dünya kenti haline getireceğiz. Mevcut küresel kent ağlarında, aktif bir diplomasi yürütmekle yetinmeyeceğiz. Geçtiğimiz dönemde kurucusu olduğumuz, 57 önemli kenti bir araya getiren, ‘B40 Balkan Şehirleri Ağı’ ve dünyada ilk defa gerçekleştirdiğimiz, ‘Mega Şehirler Zirvesi’ gibi adımlarımıza yenilerini ekleyerek, ‘Uluslararası Kent Ağları ve Kent Liderliği’ konusunda, yeni uluslararası ağların oluşmasında, kurucu ve lider pozisyonumuzu güçlendirmeye devam edeceğiz. Yeni dönemde, uluslararası platformlarda güven teşkil etmek, dünyanın ilham veren şehirleriyle deneyime dayalı iş birliklerini geliştirmek, İstanbul’un farklı paydaşlarının uluslararası alandaki stratejilerini uyumlu hale getirmek üzere, ‘Uluslararası Kent Koalisyonları ve İşbirliği̇ Ağı’nı kuracak, kadim kentimizin bölgesel liderliğini dünya ölçeğine taşıyacağız.

“ULUSLARARASI DEMOKRATİK ÇERÇEVELERE DAYANAN POLİTİKALAR ÜRETECEĞİZ”

Dünyada deprem riski altında olan kentlerin bir araya gelerek, iş birliği ve dayanışma ilişkisini güçlendirebileceği, ‘Dünya Deprem Kentleri Ağı’nın kurucusu ve öncüsü olacağız. İPA bünyesinde, her yıl farklı temalarda düzenlenecek, dünyanın büyükşehirlerinden temsilcilerin ve katılımcıların yer alacağı, ‘İstanbul Metropolitan Forumu’nu, önümüzdeki yıldan itibaren başlatacağız. İstanbul’un, ‘Uluslararası İnsan Hakları Çerçeveleri’, ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ gibi evrensel belgelere ilişkin konularda, ulusal ve yerel düzeyde verdikleri taahhütlerin yerine getirilmesini izleyip, denetlemek üzere, ‘Küresel Müzakere ve Kentsel Demokrasi Enstitüsü’nü, İPA içerisinde hayata geçireceğiz. Bu enstitüde, uluslararası düzeyde temsil kapasitesini geliştirecek, sivil toplum bileşenlerinin koordinasyon halinde bir araya geleceği ve uluslararası demokratik çerçevelere dayanan politikalar üreteceğiz.

GÜÇLÜ VE DAYANIŞMACI YEREL YÖNETİM ANLAYIŞI

Ülkemizde yerel yönetimleri yok sayan, kentsel politikalara dair tüm yetkileri merkezileştiren ve merkezden müdahale anlayışını hakim kılmaya çalışan, bir vesayet düzeni kurmaya çalıştılar. Üstelik bu süreç, biz büyükşehir belediyelerini kazanmadan önce başlamıştı. Üstelik bu süreç, biz Büyükşehir Belediyesi’ni kazanmadan önce başlamıştı. Ama birçok uygulaması, gayri kanuni bir şekilde bizim dönemimizde daha da vahşi bir şekilde uygulamaya başlandı. Büyükşehir’e ait birçok kurula dışarıdan müdahale edildi. Düşünsenize; İstanbul gibi bir metropolün, Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı seçilmiş Meclis’inin ve Belediye Başkanı’nın onayladığı planları yok sayarak, bakanlıklar eliyle parsel düzeyinde plan değişiklikleri yapıyorlardı. Bakmayın şimdi döktükleri timsah gözyaşlarına; rahmetli Kadir Topbaş, bu vesayet düzeninden az çekmedi. Türkiye kentlerinin karşı karşıya kaldığı krizleri, yereli yok sayarak, merkezden yönetemediğini, yönetemeyeceğini biz 6 Şubat depremlerinde de gördük, pandemide de gördük, gıda krizinde de ekonomik krizde de gördük.”

“ASKIDA FATURA’YI ÇIKARDIK, ‘‘HADİ BAKALIM EL KOYUN’ DEDİK”

İBB olarak, tüm bu kriz anlarında, engellemelere rağmen diğer kentlerimizin, halkımızın yanında olduk, dayanışma gösterdik. Yerelde insanlarımıza katkı sunmak adına, dayanışmayı güçlendirmek adına, yasak koyarak, topladığımız bağışlara bile el koymayı kendilerine yetki gören bir anlayışı İstanbul'a yaşattılar. Siz öyle yaparsınız? Yaratıcı akıllar devreye girdi. Harika bir iş çıkardı ‘Askıda Fatura’ diye. ‘Hadi bakalım el koyun’ dedik. Ondan sonra milyonlarca faturayı insanlar, kimse birbirini görmeden ödediler. Ve dünyanın en büyük sivil dayanışmasına dönüştü. İBB’nin gücünü, deneyimini, birikimini Türkiye’ye aktaracak bir anlayışı, yeni dönemde sürdürecek, birlikte güçleneceğiz. Hayata geçirip önderliğini üstleneceğimiz, ‘Kardeş Belediyeler Ağı’ ile ülkemizin yerel yönetimleriyle dayanışma ve işbirliği içinde, deneyim paylaşımı, bilgi transferi ve ortak projelerle yerel yönetimler arasında güçlü bir bağ kuracağız. ‘Yerel Yönetim Akademisi’ ile her kademede yerel yönetim ekiplerine yönelik eğitim ve gelişim imkanları sunarak, etkin kamu hizmetini destekleyen bir platform oluşturacağız.

MARMARA’DA BİRLİK

Doğal afetler ve ekolojik krize ilişkin konular, idari sınır dinlemiyor. Depremden müsilaja, birçok konuda Marmara Bölgesi’nde bulunan belediyelerimizle tam bir iş birliğine ihtiyaç var. İstanbul’un yönetim stratejilerini, politikalarını oluştururken, icraatları hayata geçirirken, Marmara Bölgesi bütünlüğü içinde düşünecek, bölgesel bir iş birliği modelini hayata geçirmek üzere, ‘Marmara Bölgesel Koordinasyon Merkezi’ni hayata geçireceğiz. Tüm bu konularda bölgesel birlikteliğin sağlanması için, öncü olacağız. Ayrıca sanayi, turizm ve tarım gibi sektörlerde, bölgesel kalkınma hedefleri doğrultusunda, birlikte, daha güçlü bir şekilde hareket edeceğiz. İstanbul’da ortak aklı merkeze alıp, 2050 vizyonunu kapsayıcı ve bilimsel eylemler üzerinden belirleyen, İPA koordinasyonunda, ‘Bölgesel Planlama Çalışmaları’nda, bölge kentleri arasında uyum ve bütünlük sağlanması için birlikte hareket edeceğiz.

YEREL DEMOKRASİ ÇÖZÜMLERİ

Göreve geldiğimizde açtığımız, yerel demokrasi bayrağını daha ileriye, hep birlikte taşıyacağız.  İstanbul’un demokrasiyle, katılımcılıkla nefes almasını sağlayacak, kapsayıcı mekanizmaları hayata geçirecek, demokrasimizi geliştirecek, geleceğimize sahip çıkacağız. İstanbul Kent Konseyi öncülüğünde, ilçe kent konseylerinin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenlemek, deneyim paylaşımı ve işbirliği fırsatlarını çeşitlendirmek, yürütülen projelerin toplumsal faydasını büyütmelerine katkı sağlamak üzere, ‘İlçe Kent Konseyleri Koordinasyon Masası’nı kuracağız. ‘Komşu İlçeler Çözüm Masası’nı kurarak, işbirliğini güçlendireceğiz. Geçtiğimiz dönemde de önem verdiğimiz ilçeler ve Büyükşehir Belediyesi arasındaki koordinasyonu güçlendirme gayretimize, olumlu yanıt alamadık. Vatandaşa hizmet değil, particilik üzerinden ayrımcılığı önceliklendiren bu anlayışa, 1 Nisan’da ilçe sayımızı arttırarak ve Belediye Meclisi’nde çoğunluğu alarak, en iyi şekilde cevap vereceğiz. Yerel katılımı artırmak ve İstanbulluların kent yönetiminde etkin bir şekilde söz sahibi olmalarını sağlamak amacıyla, her ilçede en az bir ‘Katılım Ofisi’ kuracağız.

YENİLİKÇİ KATILIM MEKANİZMALARI, İŞBİRLİKLERİ VE DİJİTAL DEMOKRASİ

Her farklı düşüncenin, her özgün fikrin açıkça ifade edilebildiği, yatay ve eşitlikçi bir demokrasi anlayışının mahalle ölçeğinden başlayarak oluşturulması, güçlenerek kent bütününe yayılması gerekir. Katılımcılıkla ilgili yanlış algıları yıkacak, kurumsal hale getireceğiz. Katılımcı demokrasiyi, İBB’nin her kademesinde özümsenen bir kültür haline getireceğiz. İPA’dan aktif biçimde yararlanmaya devam edecek, birlikte karar verecek, birlikte yöneteceğiz. Yeni dönemde başlattığımız katılımcı bütçe projelerine yönelik bütçemizi de giderek artıracağız. İstanbul’un 2050 vizyonunu hayata geçirmek için çıktığımız yolda iş birliklerini çoğaltmak, izleme ve geri bildirim süreçlerini katılımcı bir yaklaşımla yürütmek, hesap verilebilirlik ilkesine uygun bir şekilde takibini sağlamak üzere, ‘Vizyon 2050 Katılım Platformu’nu hayata geçireceğiz. Hayatın tüm çeşitliliği ile canlı ve özgür olduğu, herkesin iyi yaşadığı bir dünya şehri İstanbul’u, bu kentin paydaşlarıyla birlikte yaratacağız.

“SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINI, YAPTIKLARI SİYASETİN ARKA BAHÇESİ HALİNE GETİRMEYE ASLA CESARET EDEMEYECEKLER”

Bu dönem hayata geçirdiğimiz Sanayi Platformu, Turizm Platformu gibi ‘Sektör ve Hizmet Geliştirme Platformları’ ile farklı sektörlerden katılımcıları bir araya getirerek, inovasyonu teşvik etmeyi ve hizmet kalitesini artırmayı amaçlayan, çok daha dinamik platformlar oluşturacağız. Sivil toplum kuruluşlarına, ihtiyaçları dahilinde kapasite desteği vermek hem İBB ile olan hem de birbirleriyle olan ilişki ve işbirliği düzeylerini iyileştirmek ve bu sayede ortaya çıkacak kamu ve toplum odaklı projeleri İstanbul’a kazandırmak amacıyla, 3 ayrı bölgede ‘Sivil Toplum Çalışma Merkezleri’ni hayata geçirecek, yerel yönetim ve sivil toplum ortaklıkları için, ideal bir zemin hazırlayacağız. İstanbul’u ve yerel yönetimleri ilgilendiren temel konularda, konunun uzmanı akademisyen ve ilgili kurumlardan uzmanların yer aldığı ‘Bilim Kurulları’ oluşturacağız. Üniversitelerimiz ve akademisyenlerimizin bilgi ve deneyimlerinden aktif bir biçimde yararlanacağız. Sivil toplum kuruluşlarının, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle eşgüdümlü, dayanışma içerisinde kurumsal yapının bir parçası haline öyle bir taşıyacağız ki, bir daha hiç kimse, sivil toplum kuruluşlarını yaptıkları siyasetin arka bahçesi haline getirmeye, asla cesaret edemeyecekler. Bu kanalları ortadan kaldıracağız.

KENT HAKKI BÜROSU

Krizlerin en derin bir biçimde yansıdığı İstanbul’da, hemşehrilerimizin ulaşım, sağlık, eğitim, temiz çevre, temiz suya erişim gibi hakları mümkün kılacak koşulların ve düzenlemelerin sağlanması temel önceliğimizdir.  Kent imkanlarından faydalanmada ayrımcılığa uğramadan, adil, eşit, özgür ve demokratik katılımcı mekanizmaların teminatı olacağız. Bu kapsamda kuracağımız ‘Kent Hakkı’ büromuzda; kent ve kentli haklarını korumak, savunmak ve geliştirmek, vatandaşlarımızın kent, çevre, planlama, kentsel dönüşüm vb. konularında hukuki sorunların çözümü için rehberlik hizmeti sunacağız.

GÜÇLÜ MAHALLE, ÖZGÜR İSTANBUL

İstanbullu hemşehrilerimizin, mahallelerinden başlayarak kent politikalarına katkı sunmalarını, kararlara dahil olabilmelerini sağlayacak mekanizmaları kuracak, mahalle kültürünün yeniden güçlenmesini sağlayacağız. Her ilçede düzenleyeceğimiz ‘mahalle yönetişim toplantıları’ ile mahalle sakinlerinin yerel yönetimde söz sahibi olmasını sağlayacağız. ‘Benim Mahallem Benim Muhtarım Projesi’yle, muhtarlarımızın mahalledeki ihtiyaçları anlamak, sorunlara çözüm bulmak ve mahalle sakinleriyle daha yakın bir bağ kurmak için, aktif bir rol almasını sağlayacağız. ‘Motorize Yerinde Çözüm Ekipleri’mizle hızlı ve etkili müdahale ile sorunları yerinde çözeceğiz.

YENİLİKÇİ BİLGİ HİZMETLERİ

Maalesef birçok kurum verilerini, bilgilerini vatandaşa ve diğer kurumlara kapatmış durumda. Önceden erişilebilir olan birçok veriye, bilgiye artık erişemiyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bile veri iletişimimizin kapandığı birçok hat var. Biz göreve geldikten sonra erişebildiklerimize ise, ne kadar güvenebileceğimiz şüpheli. Kurduğumuz İstanbul İstatistik Ofisi’yle, kısa zamanda doğru ve güvenilir bilgiyi, vatandaşlarımızla paylaştık. Merkezi kurumların verileri kapattığı bir dönemde, açık veri portalı ile verilerimizi halkımızın hizmetine sunduk. Yeni dönemde çözüm noktalarımızda vereceğimiz Wi-Fi hizmeti ile İstanbulluların internete, bilgiye ve veriye daha kolay ve hızlı erişebilmesini sağlayacağız. 153 Çağrı Merkezimizi, tam 10 dilde hizmet verecek. Görüntülü çağrı sistemiyle, işitme engelli hemşehrilerimiz için, işaret diliyle çağrı hizmetini başlatacağız.

GÜÇLÜ BİREY, ÖZGÜR İSTANBUL

Hayata geçireceğimiz, ‘Yerel Demokrasi ve Katılımcılık Akademisi’yle İstanbul’un gençlerini, çocuklarını, kadınlarını, yaşlılarını aktif yurttaşlık konusunda bilinçlendirecek, temel yurttaşlık hakları ve katılım konusunda donanımlı, denetleyen, takip eden, hesap soran, birbirlerinden güç alan bir demokrasi gücü haline getireceğiz. Bu aynı zamanda vatandaş olma bilincini insanlarımıza aşılayacak. Bir yöneticinin, bir kamu kurumunun vatandaşına sunduğu bir desteğin lütuf olmadığını, birebir bizden öğrenecekler. Vatandaşa sunulan yardımın, desteğin yöneticinin sorumluluğu olduğunu öğrenecekler. Vermezse eksiktir. Verdiği için tam değildir. Verdiği için görevini yapmış anlamına gelir. Bunları biz paylaşacağız. Kentli olmanın, vatandaş olma hakkının ne olduğunu onlara birebir öğreteceğiz.

“AĞIR YARALI DEVLET GELENEĞİMİZİ, DEMOKRASİMİZİ HEP BİRLİKTE İYİLEŞTİRECEĞİZ”

Ağır yaralı devlet geleneğimizi, demokrasimizi hep birlikte iyileştireceğiz. Tabii önce sandığa gireceğiz. İlçelerimizde, Büyükşehir’de ve Meclis’imizde demokrasimizi tehdit edenlere, kurumlarımızın içini boşaltanlara, hatta Ankara'daki bakanlıkları boşaltıp İstanbul'a gelenlere, seçim kazanmak için her yolu mubah kabul eden, tek kişiye hizmet eden anlayışa, güçlü ama bir o kadar da eğitici, iyi bir demokrasi dersi vereceğiz. Demokrasi dersi vereceğiz ki, bir daha hiçbir iktidar, demokrasi kurallarının dışına çıkmaya cesaret bile edemeyecek. Herkes kurallara, kanunlara uygun hareket edecek ve milletin iradesine saygı duyacak. Bu dönem attığımız demokrasi tohumları yeşerecek ve yeni dönemde İstanbul'da öyle güçlü bir demokrasi modeli işleyecek ki, göreceksiniz, söz veriyorum, dünyaya örnek olacak. Bu anlayışla, göreceksiniz ekonomimiz de iyileşecek. Ona da katkı sunacak. Yaratıcılık artacak. Üretim artacak. Gençlerimiz el kapılarında iş aramayacak.

“BU, DEMOKRASİ VE ADALETE SUSAMIŞ MİLYONLARIN KURDUĞU VE BİR ARAYA GELDİĞİ GÜÇLÜ BİR VİCDAN İTTİFAKIDIR”

Karşımızda tek renk ve tek sesten ibaret bir şehir haline getirmek isteyen zihniyete karşı; demokrasi isteyen, daha fazla hak ve özgürlük talep eden herkes, bu zihniyete karşı bir olmak ve birlikte olmak ve kendi hak ve hukukunu korumak zorunda olduğun bilincine varacaktır. Bu zorunluluğu gören milyonlarca vatandaşımız, siyasi partilerin ittifakların çerçevesini aşan, partiler ötesi muazzam bir bütünleşmeyi sandıkta gerçekleştirme kararlılığını göstereceğine adım kadar inanıyoruz. Bu, demokrasi ve adalete susamış milyonların kurduğu ve bir araya geldiği güçlü bir vicdan ittifakıdır. Bu, hak ve özgürlüklerine, insan onuruna sahip çıkan, etnik kökeni, inancı ne olursa olsun, yaşam biçimi, giyimi, kuşamı ne olursa olsun, milyonlarca insanın, 16 milyon insanımızın, İstanbullunun kurduğu bir haysiyet ittifakıdır. 31 Mart'ta kazanacak olan tam da bu ittifaktır. Herkesi, adaletin ve vicdanın, dürüstlüğün ve haysiyetin zaferi için harekete geçmeye çağırıyorum. 31 Mart gününü görev alarak, sorumluluk üstlenerek geçirmeye davet ediyorum. Çocuklarımızın geleceği için, adil, demokratik, lider ve yaratıcı bir İstanbul'u birlikte inşa etmek için, hep birlikte, koşa koşa, coşa coşa tam yol ileri diyorum.

 

 

Kaynak: anka