Güney İlleri Tabip Odaları, Osmaniye'de bir araya gelerek Türkiye'de bir hekim aleyhine verilen en yüksek tazminat kararını değerlendirdi.
Hekimlik mesleğine yönelik yüksek tazminat baskısının sağlık sistemi, hasta-hekim ilişkisi ve halkın sağlığa erişimi üzerindeki etkileri tartışıldı.
Güney İlleri Tabip Odaları (GİTO), Osmaniye Tabip Odası'nın ev sahipliğinde, Hatay Tabip Odası yönetiminin de aralarında bulunduğu temsilcilerle Eczacılar Odası Toplantı Salonu'nda toplandı. Toplantıya Adana, Gaziantep-Kilis, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Osmaniye tabip odalarından yönetim kurulu üyeleri, komisyon üyeleri ve aktivistler ile Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Kanatlı ve Dr. Ayşegül Ateş Tarla katıldı.
Toplantıya Adana, Gaziantep-Kilis, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Osmaniye tabip odalarından yönetim kurulu üyeleri, komisyon üyeleri ve aktivistler ile Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyeleri Dr. Ali Kanatlı ve Dr. Ayşegül Ateş Tarla katıldı.
Toplantıda, Güney illerindeki tabip odalarının 31 Mayıs 2025 tarihli son toplantıdan bu yana yürüttüğü faaliyetler aktarılırken, deprem bölgesinde yaşanan sağlık sorunları ve afet sonrası hizmetler ele alındı. Katılımcılar, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorlukları, altyapı eksikliklerini ve hasta-hekim ilişkilerindeki sorunları paylaştı.
Gündemin öne çıkan başlığı ise 17 Eylül 2025 tarihinde yerel bir mahkemenin, bir kulak burun boğaz uzmanı hekim hakkında verdiği 38,3 milyon TL tazminat kararı oldu. Faizlerin eklenmesiyle toplam tutarın yaklaşık 109 milyon TL'ye ulaştığı bu karar, Türkiye'de bir hekim aleyhine verilen en yüksek tazminat olarak kayıtlara geçti.
GİTO açıklamasında, hekimlik mesleğinin temel değerleri olan hastaların yararına davranma, adalet, hasta özerkliğine saygı ve gizliliğin korunmasının altı çizildi. Tıbbi hatalarda sorumluluğun yalnızca hekim üzerinde gösterilmesinin adil olmadığı vurgulandı:
“Sağlık hizmeti bütüncül bir hizmettir. Zararlarda hekimin kusuru tek belirleyici değildir; çalışma ortamı, altyapı, tıbbi malzeme ve yönetsel organizasyon da etkendir.”
Açıklamada, son yıllarda tıbbi malpraktis davalarının hızla arttığına dikkat çekilerek, bunun başlıca nedenleri arasında toplum ve medyanın hekime karşı olumsuz tutumu, sağlığın piyasalaşması, olumsuz çalışma koşulları, niteliksiz tıp fakülteleri ve bazı hekimlerin etik ihlalleri sayıldı.
Yüksek tazminat baskısının hekimleri hasta ile yoğun temasın olduğu branşlardan uzaklaştırdığı, defansif tıp uygulamalarını yaygınlaştırdığı ve yurt dışına hekim göçünü hızlandırdığı bildirildi. Tıpta Uzmanlık Sınavlarında genel cerrahi, beyin cerrahisi, kalp-damar cerrahisi, çocuk sağlığı ve kadın doğum gibi alanların tercih edilmemesi de bu baskıya bağlandı.
GİTO, sağlık hizmetinde aksayan yönlerin acilen ele alınmasını ve zarar görenlerin zararlarının karşılanması için kamusal bir fon kurulmasını önerdi. Açıklamada, “Komplikasyon veya tıbbi malpraktis nedeniyle mağdur olan hastaların zararları bu fondan karşılanmalıdır. Bu, hem hasta hem hekim açısından insani ve hakkaniyetli bir yöntemdir” denildi.
Toplantıda ayrıca Suriye'deki Alevi katliamlarından hareketle bölgede ve ülkede yaşanan gelişmeler, barış ihtiyacı, sayıları artan maden ocakları, kentsel dönüşüm projeleri ve doğa talanı gibi konular da tartışıldı. Katılımcılar, tabip odalarının bu süreçlerdeki sorumluluklarını ve toplum sağlığını koruma görevlerini değerlendirdi.
Toplantı, bir sonraki buluşmanın Gaziantep'te yapılmasının kararlaştırılmasıyla sona erdi. GİTO, devam eden yargılama sürecinde bilime dayalı adil bir karar verilmesini umduklarını belirterek, kamuoyunu süreci sağduyulu takip etmeye davet etti.
Foto:Haber merkezi-Haber: Nezahat Fırıncıoğulları
