Barış ve Demokratik Toplum Sürecine ilişkin gündem; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuyla (Milli DKD Komisyonuna) sınırlandırılamayacak kadar hayati önemdedir. Ülke sathında tabanda; konuşulması, tartışılması ve olgunlaşması toplumsal barış gücünü ve rızasını güçlendirir.
“Kimin Söylediğine Değil, Ne Söylediğine Bakın”
(Hz.Ali)
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Yeni döneme giriyoruz. Dünyada Barış isterken kendi ülkemizde barışı Sağlamak lazım” şeklindeki önerisi ve “Bir Kürt, bir Alevi; iki Cumhurbaşkanı Yardımcısı” vb Pozitif ayrımcılık önerileri Çağdaş
Çoğulcu Demokrasinin gereğidir. “Çoğulcu Sistem” uygulama araçlarıyla Toplumu oluşturan her kesimin adil bir şekilde var olabilme kotasına/hakkına sahip olması önemlidir.
Türkiye’nin, en yaşamsal gündemi olan Milli DKD Sürecine ilişkin bilgi kirliliğini, negatif tutum ve söylemleri bertaraf etmek; başta komisyonun ve her yurtseverin görevidir. Ülkemiz sorunlarını demokrasi, kardeşlik ve dayanışma ile çözebilecek deneyim, bilgi birikimi, olanak ve kabiliyete sahiptir. Savaşarak değil, savaşmadan kazanmak zaferdir.
Barıştan vazgeçemeyiz.
Ülkemizde;Hukukun Üstünlüğü, Demokratikleşme, Yargının Bağımsızlığı ve Farklılıkların Hukuki güvence içinde mütalaa edilmesi ihtiyacı vardır.
ÇEVRESEL IRKÇILIK SIFIRLANSIN
Üstlerde bu olumlu görüşler, görüşmeler, açılımlar ve temiz kan pompalanırken; yüzyıllık devlet damarlarda, bürokrasi kanallarında birikmiş tortular kirliliğe devam ediyor. Eşit vatandaşlığa, insan haklarına, özgürlüklere aykırı ve ayrımcı uygulamalar acımasızca devam ediyor. Sahada yerellerde haksız ve keyfi uygulamalar Alevileri canından bezdiriyor. Hatay’da Antakya, Defne ve özellikle Samandağ ilçemizde Alevilerin yaşam alanlarındaki tapulu küçük geçimlik tarım toprakları, geçim ve yaşam alanları; inşaat, beton, enerji, turizm vb diğer sermaye şirketlerine servet aktarımı uygulaması durdurulmalıdır.
Depremi, afeti, konut ihtiyacını vb fırsat bilerek “Rezerv”, “TOKİ”, “Kamulaştırmalı”, “Kamulaştırmasız” vb mülksüzleştirmelere son verilmelidir. Kanun ve mevzuatta gayri sıhhi olarak tasnif edilen ve yine mevzuatın kuruluş yerlerine ilişkin getirilen kısıtlamaların hiç birine uymadan kurulan ve çalışan beton santralleri adı altındaki kanser santralleri kapatılmalıdır. Alevilerin yaşamını ve yaşam alanlarını her fırsatta darlaştırma, zehirleme, kirletme uygulamaları olan Beton Santrali, Taş ve Maden Ocakları, Çimento vb kirletici ve gayrisıhhi işletmeler ve tesislerle Çevresel Irkçılık uygulamalarına son verilmelidir. Alevi yaşam alanlarında Kirletici ve gayri sıhhi işletmelerin kurulması ve korunmasına son verilmelidir.
Milletvekili olan Can Atalay (varsa suç isnadı hukuk ve dokunulmazlık çerçevesinde ele alınmalı) serbest bırakılıp, seçmene saygı gösterilmelidir.
DEM ve CHP parti örgütlerine, Belediyelerine ve kongrelerine keyfi kayyum ve gözaltı uygulamalarına son verilmelidir. Hukuk herkese lazımdır. “Demokratik Hukuk Devleti” ilkelerinden taviz verilmez.
Siyasi partiler ve seçimler kanunu demokratikleşmelidir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına ülkemiz Türkiye’nin koyduğu çekince ve şerhler kaldırılmalıdır. Ülkemizde merkezi idarenin yerel yönetimler üzerindeki vesayeti kaldırılmalıdır. Valileri ve kaymakamları halk oylarıyla seçmelidir. DKD Sürecini; Türkler Kürtler Araplar vb etnik yapılar için ve Sünni, Alevi, Hristyan bütün inançlar için ve
bütün Türkiyeliler için okuyoruz. Türkçe, Kürtçe, Arapça, Lazca, Adigece, Abhazca, Ermenice, Boşnakça vb ve bütün anadillerimiz için okuyoruz.
Alevilere yönelik asimilasyon politikaları son bulmalıdır. Aleviler kendilerini nasıl tanımlıyor nereye konumlandırıyorlar ise doğrudur. Devlete bağlı, devletin finanse ettiği diyanet işleri başkanlığına ihtiyaç yoktur. Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır.
