5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla Samandağ Çevre Koruma Derneği Başkanı Mişel Atik, gazetemize açıklamalarda bulundu.
Atik, çevre mücadelesinin yılın belirli günleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, “Artık ben kişi olarak şunu düşünüyorum; Dünya Çevre Günü veya haftasının anlamsızlığını gördüm. Çünkü her geçen gün, her dakika, her saniye bir çevre felaketiyle karşı karşıyayız” dedi
Çevre sorunlarına ilişkin farkındalık tartışmalarına değinen Atik, “Çevreyle ilgili konuşuyoruz, çözüm yolları konuşuluyor ama sonra aynı tas aynı hamam devam ediyor. Aslında bizim dünyayı kendimize zehir ettiğimiz bir süreç var” ifadelerini kullandı.
İklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Atik, su krizinin giderek derinleştiğini belirterek, “En büyük felaketlerden biri iklimsel değişiklikler kapımızı çalıyor. Susuzluk var. Her yıl barajlarımız doldu mu dolmadı mı diye konuşuyoruz. Dünyada insanların çok büyük bir kısmı temiz suya erişemiyor” diye konuştu.
Türkiye’nin de kuraklık riski taşıyan ülkeler arasında gösterildiğini ifade eden Atik, “İleride su savaşları çıkabilir. Şu anda bir şişe suyun fiyatı akaryakıtı geçmiş durumda” dedi.
“SEL FELAKETLERİ VE ALTYAPI YETERSİZLİĞİ”
Aşırı hava olaylarına dikkat çeken Atik, son dönemde yaşanan sel felaketlerini hatırlatarak, “Hatırlarsanız kısa süre içinde iki sel felaketi yaşandı. Evlerin merdivenleri Niagara Şelalesi gibiydi, bahçeler göle döndü. Asi Nehri taştı, can kayıplarımız ve büyük mal kayıplarımız oldu” ifadelerini kullandı.
Altyapı sorunlarına da değinen Atik, “Bu felaketlerin altından kalkacak bir altyapı maalesef yok. Asi Nehri yaz aylarında kuruyor ama kışın taşkınlara neden oluyor. Nehir artık sağlıklı bir akış rejimine sahip değil” dedi.
AMİK GÖLÜ VE ASİ NEHRİNE DİKKAT
Amik Ovası ve Amik Gölü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atik, “Amik Gölü yıllar önce kurutuldu ama şimdi yeniden göl görünümüne dönüyor. Hatta ortasında havaalanı var. Biz bunu söylediğimizde eleştirildik ama bugün tablo ortada” ifadelerini kullandı.
Asi Nehri’nin ekolojik önemine dikkat çeken Atik, “Asi Nehri önemli bir ekosistem. Bir dönem Meksika Körfezi’nde üreyen yılan balıkları buraya kadar geliyordu. Bugün bu döngü büyük ölçüde bozuldu” dedi.
BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİKTE GERİLEME
Bölgedeki biyolojik çeşitlilik kaybına değinen Atik, “Birçok kuş türü yok oldu. Amik Gölü’nün ekosistemi tamamen değişti. Yılan boyun kuşu gibi türler artık görülmüyor” ifadelerini kullandı.
İklim değişikliğinin sadece çevreyi değil tarımı da etkilediğini vurgulayan Atik, “Bir dönem sıcaklık 40 dereceyi buldu. Mandalina ağaçlarındaki ürünler daha dalındayken kurudu, simsiyah oldu” dedi.
Savaşların da çevresel yıkım yarattığını belirten Atik, “Ben savaşları da büyük bir çevre felaketi olarak görüyorum. Irak Savaşı döneminde yağışlar adeta petrol yağışı gibiydi. Her yer simsiyah oldu” ifadelerini kullandı.
Çevresel yıkımın insan hareketliliğine etkisine de değinen Atik, “İklim değişikliği, açlık ve kıtlık insanları göçe zorluyor. İnsanlar daha iyi yaşam umuduyla yollara çıkıyor ama çoğu zaman bu yolculuklar ölümle sonuçlanıyor” diye konuştu.
“MÜCADELE HER GÜN SÜRMELİ”
Atik, açıklamasının sonunda çevre mücadelesinin süreklilik gerektirdiğini vurgulayarak, “Bu mesele sadece bir günün konusu olamaz. Bir gün değil, her gün mücadele edilmesi gereken bir konu” ifadelerini kullandı.
