Samandağ'da ipekçilik, geçmişte önemli bir üretim alanı olurken bugün yok olma noktasına geldi. İlçede ipek üretimiyle uğraşan Şefik Arat, sektörün ciddi şekilde gerilediğini belirterek mesleği yaşatmaya çalıştıklarını söyledi.
Samandağ'da, deprem sonrası Doktor Alaeddin Cilli İlkokulu karşısında bulunan ve ipekçiliği sürdürdüğü konteynerdeki satış mağazasında görüştüğümüz Şefik Arat, hem aile geçmişini hem de ilçedeki ipekçiliğin gerileme sürecini anlattı.
“BU MESLEĞİ BİTİRMEYECEĞİZ, ELİMİZDEN GELENİ YAPIYORUZ”
Arat, babasının dokuma mesleğini Hıristiyan bir aileden öğrendiğini belirterek, ilk üretimlerin pamuklu çibinlik ve çarşaf dokumalarıyla başladığını söyledi.
Zamanla üretimin ipek kozasına yöneldiğini ifade eden Arat, “Babam ipek böceği yumurtalarını köylere dağıtırdı. Vatandaşlar yetiştirirdi, biz de kozaları satın alırdık” dedi.
Toplanan kozaların iplik çekimi için işlendiğini, ardından büküm makinelerinde iplik haline getirildiğini anlatan Arat, ipliklerin 1500–2000 devir arasında bükülmesinin dayanıklılık açısından önemli olduğunu belirtti.
Arat, elde edilen ipliklerin dokuma tezgâhlarında kumaşa dönüştürüldüğünü, daha sonra sabunlu su ile yıkanıp ütülendiğini ifade etti.
“GEÇMİŞTE ÜRETİM ÇOK YÜKSEKTİ”
Arat, yaklaşık 80 yıl önce Samandağ'da iki koza fabrikası bulunduğunu ve yıllık 600–700 ton koza üretimi yapıldığını hatırlattı.
Ancak zamanla devlet desteğinin yetersiz kalması ve üretim zincirinin zayıflaması nedeniyle bu miktarın giderek düştüğünü, bugün ise 1 ton seviyelerine kadar gerilediğini söyledi.
“DUT AĞACI OLMADAN İPEKÇİLİK OLMAZ”
İpek üretiminin tamamen dut yaprağına bağlı olduğunu vurgulayan Arat, tarım alanlarında kullanılan zirai ilaçların dut ağaçlarını da etkilediğini belirtti.
“İpek böcekleri çok hassas. İlaçlı yaprakları yedikleri zaman etkileniyorlar, koza büyümüyor” diyen Arat, kaliteli üretim için ince yapraklı dut ağaçlarının tercih edilmesi gerektiğini söyledi.
Ayrıca yeni neslin ipek böcekçiliğine ilgi göstermediğini ifade etti.
DEPREM SONRASI SATIŞLAR KONTEYNERDE SÜRÜYOR
Arat, deprem sonrası iş yerinin yıkıldığını ve üretim ile satış faaliyetlerini konteynerde sürdürdüğünü belirtti.
Altyapı sorunları ve ulaşım güçlüklerinin satışları doğrudan etkilediğini söyledi.
“Eskiden müşterilerimiz vardı, yabancı ziyaretçiler gelirdi. Şimdi bu akış kesildi” diyen Arat, hem ekonomik hem de lojistik sorunların satışları düşürdüğünü ifade etti.
Arat, kravat, şal, eşarp, ipek kırlent gibi ürünlerin yanı sıra valilik izniyle mozaik çalışmalar da yaptığını belirtti.
Apollon, Defne ve Poseidon temalı sanatsal ürünler ürettiğini söyledi.
Ürünlerin ağırlıklı olarak kadınlara yönelik olduğunu ancak tüm kesimlere hitap eden bir üretim yaptıklarını ifade etti.
“DESTEK VERİLİRSE BU MESLEK YAŞAR”
İpekçiliğin yeniden canlanabilmesi için dut üretiminin artırılması ve zirai ilaç kullanımının kontrol altına alınması gerektiğini vurgulayan Arat, gerekli destek sağlanırsa üretimin yeniden güçlenebileceğini söyledi.
“Bu işin geliştirilmesi için her türlü desteğe hazırım” diyen Arat, ipekçiliğin yeniden ayağa kalkmasının mümkün olduğunu ifade etti.
