6 Şubat depremlerinde yaşamını yitiren ve yaralanan sağlık çalışanlarıyla ilgili açılan davalar sürerken, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Hatay Tabip Odası ve Adalet Peşinde Derneği, Antakya Adliyesi önünde ortak basın açıklaması düzenledi.
Açıklamada, depremde yaşanan ölümlerin "önlenebilir ihmallerin sonucu" olduğu savunularak, sorumluların yargılanması istendi.
SES Eş Genel Başkanı Nazan Karacabey'in de katıldığı açıklamayı SES Hatay Şube Eş Başkanı Nilgün Aşkar okudu.
Açıklamada, 6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen adalet arayışının sürdüğü belirtilerek, yaşananların yalnızca doğal afetin değil, yıllardır görmezden gelinen ihmaller zincirinin sonucu olduğu öne sürüldü.
"İHMAL ZİNCİRİ DEVAM EDİYOR"
Sağlık örgütleri, depremden sonra faaliyetini sürdüren sağlık ve sosyal hizmet binalarının hasar durumuna ilişkin kamuoyuna herhangi bir rapor açıklanmadığını belirtti. Güçlendirme çalışmaları yapılıp yapılmadığının, binaların güncel deprem güvenliğinin ve teknik incelemelerin kamuoyuyla paylaşılmadığı ifade edilen açıklamada, bu durumun kamusal ihmalin devam ettiğinin göstergesi olduğu savunuldu.
Açıklamada, önceki gün İskenderun Devlet Hastanesi ana binasında hasta asansörünün arızalanarak zemin boşluğuna düştüğü ve bir hastane çalışanının yaralandığı hatırlatıldı. Aynı asansörde yaklaşık bir ay önce de benzer bir olay yaşandığı belirtilerek, gerekli önlemlerin alınmamasının cezasızlık anlayışını ortaya koyduğu iddia edildi.
"RAPORLARA RAĞMEN HİÇBİR ADIM ATILMADI"
Açıklamada, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası için 2012 yılında hazırlanan raporda binanın güçlendirilmesi ya da yıkılması gerektiğinin belirtilmesine rağmen 11 yıl boyunca hizmet vermeye devam ettiği öne sürüldü.
Deprem sırasında acil servis, palyatif servis ve diğer birimlerde bulunan sağlık çalışanları, hastalar ve hasta yakınlarından oluşan 72 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilen açıklamada, bu ölümlerin önlenebilir olduğu savunuldu.
Benzer şekilde İskenderun Devlet Hastanesi A Bloku için de 2012 yılında depreme dayanıksız raporu verildiği, 2016 yılında hazırlanan bilirkişi raporunda binanın deprem güvenliğinin yetersiz olduğunun tespit edildiği ifade edildi.
Açıklamada, aynı dönemde İskenderun'da yeni hastane hizmete girmesine rağmen riskli binanın boşaltılmadığı, 2019 yılında yeni bina yatırım programına alınmasına karşın herhangi bir inşaat çalışmasının başlatılmadığı öne sürüldü.
Sağlık örgütleri, bu süreç sonunda 6 Şubat depremlerinde İskenderun Devlet Hastanesinde sağlık çalışanları, hastalar ve hasta yakınlarından oluşan 125 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti.
"SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEMESİ ADALETİ ENGELLİYOR"
Basın açıklamasında, Sağlık Bakanlığının sorumlular hakkında soruşturma izni vermeyerek yargı sürecinin önünü kapattığı iddia edildi.
2012 yılından itibaren görev yapan yöneticiler hakkında soruşturma izni verilmemesinin adalet duygusunu zedelediği belirtilen açıklamada, savcılığın ve yaşamını yitirenlerin yakınlarının yaptığı itirazların reddedildiği ifade edildi.
Sağlık örgütleri ayrıca, 2012-2023 yılları arasında Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ayrılan bütçelerin nerelerde kullanıldığının kamuoyuna açıklanmasını istedi.
BAKANLAR VE YÖNETİCİLERİN YARGILANMASI İSTENDİ
Açıklamada, kamuoyuyla paylaşılan bilirkişi raporunda binanın deprem güvenliği açısından yetersiz olduğunun, kusurun büyük bölümünün Sağlık Bakanlığında bulunduğunun belirtildiği ifade edilerek, soruşturma izni verilmeyen yöneticiler ile dönemin Sağlık Bakanları Recep Akdağ, Mehmet Müezzinoğlu, Ahmet Demircan ve Fahrettin Koca'nın yargılanması talep edildi.
Depremde yakınlarını kaybeden ile uzuv kaybı yaşayanların adalet beklentisinin karşılanması gerektiği belirtilen açıklamada, yalnızca yerel yöneticilerin değil, yatırım kararlarını erteleyen ve denetim görevini yerine getirmeyen tüm kamu görevlilerinin de yargı önünde hesap vermesi çağrısı yapıldı.
"GÜVENLİ SAĞLIK KURUMLARI İÇİN ADIM ATILSIN"
Sağlık örgütleri açıklamalarında, deprem riski taşıdığı belirlenen tüm sağlık kurumları için gerekli bütçenin ayrılmasını, yenileme ve tahliye süreçlerinin hızla tamamlanmasını istedi.
Ayrıca, enkaz altında kaybolduğu belirtilen iki kişinin akıbetinin açıklanması ile depremden etkilenen ve halen hizmet vermeyi sürdüren tüm sağlık ve sosyal hizmet binalarının hasar durumunun, güçlendirme çalışmalarının ve güncel deprem güvenliği raporlarının kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılması talep edildi.
Açıklama, "Sağlıktan, emekçiden ve insan hayatından tasarruf olmaz" vurgusuyla sona ererken, sağlık örgütleri sorumlular yargılanıncaya kadar davaların takipçisi olacaklarını ve adalet mücadelesini sürdüreceklerini belirtti.
