Türkiye, Avrupa, Amerika ve Avustralya’dan yüzlerce kurumun imzasıyla başlatılan “Soykırımı Durdurun” kampanyası kapsamında toplanan imzalar, milletvekilleri ve kurum temsilcilerinin katılımıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim edildi.
TBMM’de düzenlenen basın açıklamasına Alevi kurum temsilcilerinin yanı sıra Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, CHP Hatay Milletvekilleri, SYKP Eş Genel Başkanı ve MYK üyeleri, DEM Parti ve TİP milletvekilleri katıldı.
Açıklamada Suriye’de Aleviler başta olmak üzere farklı inanç ve etnik toplulukların sistematik baskı, şiddet ve zorla yerinden edilme uygulamalarıyla karşı karşıya olduğu ifade edildi. Sivillere yönelik saldırıların arttığı, özellikle kadınların kaçırılma, cinsel şiddet ve zorla alıkonulma gibi ağır ihlallerle karşı karşıya bırakıldığı belirtildi.
SURİYE’DE ALEVİLERİN YAŞAM HAKKINI, AZINLIKLARIN KORUNMASINI VE HALKLARIN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKINI SAVUNUYORUZ
Açıklamada, dünyanın farklı ülkelerinden bireyler ve kurumlar olarak Suriye’de süregelen şiddet, baskı ve insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalınmayacağı vurgulandı.
Suriye’de yaşayan çeşitli inanç ve milliyetlerden halkların haklarının korunması, sivillere yönelik saldırıların durdurulması, kadınlara karşı işlenen suçların soruşturulması ve halkların kendi kaderini tayin hakkının savunulması çağrısı yapıldı.
SİVİLLERE YÖNELİK SALDIRILAR VE ZORLA YERİNDEN ETME
Açıklamada Aleviler, Dürziler ve Kürtler başta olmak üzere farklı toplulukların yaşam hakkı, mülkiyet hakkı ve güvenliklerinin ihlal edildiği ifade edildi.
HTŞ ve çeşitli silahlı grupların sivil yerleşimlere yönelik saldırılar düzenlediği, bu saldırıların kitlesel can kayıplarına ve zorunlu göçlere yol açtığı belirtildi.
KADINLARA YÖNELİK KAÇIRMA VE ŞİDDET
Açıklamada Alevi, Dürzi ve Kürt kadın ve kız çocuklarının kaçırılma, zorla alıkonulma, cinsel şiddet ve zorla evlendirme riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.
29 Nisan 2026’da kaçırıldığı belirtilen Betül Süleyman Alluş vakası örnek gösterilerek, bu tür olayların arttığı ve yaygınlaştığı vurgulandı.
Kadınlara yönelik bazı uygulamaların “gönüllü ayrılma”, “kendi isteğiyle gitti” gibi ifadelerle normalleştirilmeye çalışıldığı ve bu durumun ihlallerin görünmez hale gelmesine yol açtığı belirtildi.
ULUSLARARASI RAPORLARLA BELGELENEN İHLALLER
Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarına atıf yapılarak Suriye’de 2025 ve 2026 yıllarında ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı ifade edildi.
Mart 2025’te Alevilere yönelik saldırılarda 1.400’den fazla kişinin hayatını kaybettiği, işkence ve mülk yıkımlarının yaşandığı belirtildi.
Temmuz 2025’te Süveyda’da Dürzi topluluğuna yönelik saldırılarda 1.500’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği, bu olayların savaş suçu kapsamında değerlendirildiği ifade edildi.
Ocak 2026’da Halep’te Kürt yerleşimlerine yönelik saldırılar sonucunda yaklaşık 100 bin ila 150 bin kişinin yerinden edildiği bildirildi.
Keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler, işkence ve gözaltında ölümlerin de raporlandığı aktarıldı.
ULUSLARARASI TOPLUMA VE KADIN ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI
Suriye’de yaşananların yalnızca bir güvenlik meselesi olmadığı, halkların var olma ve kendi geleceğini belirleme mücadelesi olduğu vurgulandı.
Kaçırılan kadınların serbest bırakılması, kadınlara yönelik şiddet ve alıkoyma uygulamalarının sonlandırılması, bağımsız uluslararası soruşturma komisyonu kurulması çağrısı yapıldı.
Sivillere yönelik saldırıların durdurulması, insan hakları ihlallerinin izlenmesi ve sorumluların yargılanması talep edildi.
Açıklama, uluslararası kamuoyuna ve insan hakları örgütlerine “sessiz kalmama” çağrısıyla sona erdi.
