İSTANBUL KART ARTIK MİNİBÜSLERDE DE GEÇERLİ İSTANBUL KART ARTIK MİNİBÜSLERDE DE GEÇERLİ

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, TBMM Genel Kurulu’nda; cezaevindeki milletvekili Can Atalay hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararına uyulmamasının ardından başlayan tartışmayı değerlendirdi. Yıldız, milletvekili Atalay’ın ikinci başvurusunun Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun gündeminde olduğu sırada yaptığı konuşmada; “Maalesef, bireysel başvuruda; her türlü iş, hatta Yargıtay kararları da inceleniyor. Söyleyecek çok söz var. Anayasa Mahkemesi, diğer mahkemeler ile arasında bir derece ilişkisi kuramaz, emir veremez, talimat veremez” dedi.

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, TBMM Genel Kurulu’nda, Anayasa Mahkemesi ve Sayıştay bütçeleri üzerine konuştu. Yıldız, şunları söyledi:

“Her gün dilimizden düşürmediğimiz adalet, hukukun nihai amacıdır… Bütün yasama faaliyetleri gelecekteki davalarda doğru kararın ne olacağını önceden belirlemeye çalışır. Ancak, yasa koyucu bütün ihtimalleri önceden göremez. Buradan son günlerde Anayasa Mahkemesi üzerinde yapılan tartışmalara gelmek istiyorum.

Anayasa Mahkemesi’nin siyasete şekil vermek, siyasi hedeflere yönelmek, siyasal alanı tanzim etmek, iktidarın işlerine mâni olmak gibi bir görevi yoktur. Yasamanın sahip olduğu yetki alanını daraltıcı yönde uygulamalar yargısal aktivizm olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu, yargıcın kendi görüşünü dayatmasıdır. Yargısal aktivizm, bazen yasama organının etkisizleşmesine, bazen yasama kararlarının iptal edilmesine, bazen yargının yasama organının yerine geçmesine kadar varabilmektedir. Anayasal demokrasinin olmaz olmaz şartı kuvvetler ayrılığıdır. Yargısal aktivizm, bu prensibin düşmanıdır.

“BU NASIL BİR KAFADIR Kİ, ‘HUKUKİ BELİRSİZLİK VAR’ DENİLİYOR”

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 144. maddesi gereğince; ‘bireysel başvuruda; kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz’ hükmünü dinlemiyor. Ne kadar anlatırsak anlatın, dinlemiyor bir türlü. Bireysel başvuruda bazen örtülü norm denetimi yapıyor. Bazen Anayasayı esastan incelemeye kalkıyor. Hatta yasa yapıcı bilmiyor mu, tek tek sıralardı; Türk Ceza Kanunu’nun 302. maddesinden 316. maddesine kadar böyle bir anayasa olur mu? 14. maddeye ‘devletin güvenliğine karşı suçlar, şunlar şunlardır, cezası budur, hafifletici budur.’ Yani düşünebiliyor musunuz Anayasa’nın 14. maddesinde, 20’ye yakın devletin aleyhinde işlenen cürümlerin yazılması mümkün müdür? Bu nasıl bir kafadır ki, ‘hukuki belirsizlik var’ deniliyor.

Çok önemli bir eksiklik; maalesef iki ayrı müesseseyi birbirine karıştırıyoruz. Yeniden yargılama, yani Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nun 50. maddesindeki yeniden yargılama ile CMK 311 ve devamı maddelerindeki yargılamanın yeniden müessesesi de birbirinden farklıdır. Maalesef koskoca hukukçular, ikisini birbirine karıştırıyor. Biz de burada anlatmaya çalışıyoruz.

Maalesef, bireysel başvuruda; her türlü iş, hatta Yargıtay kararları da inceleniyor. Söyleyecek çok söz var. Anayasa Mahkemesi, diğer mahkemeler ile arasında bir derece ilişkisi kuramaz, emir veremez, talimat veremez.”

Kaynak: