CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “O günden bugüne bir yıl oldu. Maalesef sorunlar çözülmedi. Verilen söz: Bir yıl sonra herkes evine girecekti. Bugün 100 kişiden iki buçuk kişi evlerine kavuştu 97 kişi ya çadırda ya konteynerde yaşamak durumunda kalıyor. Bunun bir an önce giderilmesini ümit ediyoruz ama bu yıl sonuna geldiğimizde de rakam yüzde 10'a varacak.10 kişiden 9'u yine açıkta, barınma sorunu yaşıyor olacak. Böyle geçici konteynerda, çadırlarda ömür sürmez” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’daki sözlerini hatırlatan Özel, “Siyaset bir şantaja tanıklık etti. Zamanında rahmetli Özal ‘eli kolu bağlı belediye başkanı ister misiniz’ diye karikatür çizdi. Türkiye inadına Malatya hariç hiçbir yerde belediyeyi Özal’a vermemişti o seçimlerde. Bugün de tehditle, şantajla oy kullanmaz kimse. Kullanmayın da zaten. Bizim şuna verin, buna verin diyeceğimiz yok. Bizim pırlanta gibi adaylarımız var. O adaylarımıza bir tek sözümüz var. Seçilirseniz insan ayırmayın, mezhep ayırmayın, etnisite ayırmayın. Belediye başkanı olduğunuz gün partinin rozetini çıkarın, ya belediye rozeti takın, ya Türk bayrağı takın. Çünkü bizi Türk bayrağı birleştirir. Asla ve asla partisine göre bakıp da kimseyi ayırmak bizim işimiz değil” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gaziantep Nurdağı'nda 6 Şubat depremlerinde hayatlarını kaybedenlerin anısında düzenlenen anma programına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Konuşulması gereken önemli hususlar var memlekette. Ama bugün siyaset günü değili acıları paylaşma günü. Geçen sene Cumhuriyet tarihinin en büyük felaketlerinden birini, en büyük felaketini yaşadık. Büyük kayıplar verildi. 11 ili etkiledi. 10 ilde can kaybı oldu. 5 ilde çok önemli kayıplar verildi. Gaziantep'imizde de özellikle Nurdağı'nda çok ciddi kayıplar oldu. Buraya geldiğimiz bu süreçte sizlerle birlikte olduğumuz her seferinde yüreğimiz bir başka acıyla tanıştı. Hem İslahiye'de hem Nurdağı'nda çok büyük acılara tanıklık ettik. Zeynep kardeşim vardı, bugün burada yok herhalde. İlk geldiğimde depremin tahmin ediyorum beşinci günü buradaydım. Kadın Kolları Başkanımız Sayın Aylin Nazlıaka buradaydı. Bir çadır, soğuk bir hava, bir sobanın başında katılırcasına ağlayan evladımızı gördük Zeynep’i... Ailesi kendi dahil 6 kişi. Annesi, babası ve üç kardeşi bir fotoğraf gösterdi bana. Fotoğraftan geriye bir Zeynep kalmış. Adıyaman'da yurttaydı herhalde. Yurtta olduğu için o kurtuldu ama bütün ailesini kaybetmişti. Her geldiğimizde Zeynep'in acısına bir kez daha tanıklık ettik. Bir yıldır Zeynep'i arıyoruz, soruyoruz. Onun eğitim hayatına devam etmesine, hayata tutunmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Ama Zeynep bir örnek. Dağılan yok olan 10 binlerce aileden bir tane örnek sadece Zeynep. O gün, devamında hayatını kaybeden herkese Allah'tan rahmet diliyorum. Bütün acılı ailelere baş sağlığı diliyoruz.

VERİLEN SÖZ: BİR YIL SONRA HERKES EVİNE GİRECEKTİ”

O günden bugüne bir yıl oldu, maalesef sorunlar çözülmedi. Verilen söz: Bir yıl sonra herkes evine girecekti. Bugün 100 kişiden iki buçuk kişi, üç bile değil evlerine kavuştu 97 kişi ya çadırda ya konteynerde yaşamak durumunda kalıyor. Bunun bir an önce giderilmesini ümit ediyoruz ama bu yıl sonuna geldiğimizde de rakam yüzde 10'a varacak.10 kişiden 9'u yine açıkta, barınma sorunu yaşıyor olacak. Böyle geçici konteynerlerde, çadırlarda ömür sürmez. Mutlaka hızlı şekilde kalıcı konutlara kavuşturulması lazım insanların. Bu konuda çalışıyoruz. Gayret ediyoruz. Bir yandan da tabii siyaset bir şantaja tanıklık etti. Dünya siyaset tarihinin en fena sürecini yaşadık. Yürütmenin başındaki ülkenin Cumhurbaşkanı, Hataylıların gözünün içine baka baka ‘İktidardan değilseniz hizmet gelmez. Geldi mi, gelmedi’ dedi. ‘Oyu bize verin ki gelsin’ dedi. Ama burada büyükşehir de AK Parti'de. Belediye de orada. Ama Hatay’daki rakam ile buradaki rakam arasında bir değişen yok. Burada da konutlar bitmedi. Buradaki oran yüz kişiden iki buçuk değilse üç buçuk. Verilen söz burada da tutulmadı. İşin bu tarafı, tutarsızlık, gerçek dışı. Ama Hatay'da da bir şantaj yapılıyor. Nurdağı’nın durumu da ortada, İslahiye’nin, durumu da ortada. Adıyaman da Kahramanmaraş da ortada. Ama Hatay’a gidip ‘belediye bizden olsaydı böyle olmazdı’ diyebiliyorlar. Bunun vicdani bir tarafı yok. Bunu ayıplamaktan başka söyleyecek bir söz bulamıyorum. Çünkü, bu sözü söylemek normal bir kalple olacak bir şey değil. Taşlaşmış bir kalp söz konusu. Ama biz kimseyi oy verdiği siyasi partiye, inancına, mezhebine, doğduğu yere göre ayırmadan kamu hizmetinin verilmesi gerektiğini savunmamız lazım. Biz ayırmıyoruz, arkadaşlarımız ayırmıyor. Bundan sonra kimi takdir edecekse, yani birisi ‘oyu bana vermezsen hizmet almazsın’ deyince sonuç olmuyor.

YAS EVİNDE SİYASET OLMAZ”

Zamanında rahmetli Özal ‘eli kolu bağlı belediye başkanı ister misiniz’ diye karikatür çizdi. Türkiye inadına Malatya hariç hiçbir yerde belediyeyi Özal’a vermemişti o seçimlerde. Bugün de tehditle, şantajla oy kullanmaz kimse. Kullanmayın da zaten. Bizim şuna verin, buna verin diyeceğimiz yok. Bizim pırlanta gibi adaylarımız var. O adaylarımıza bir tek sözümüz var. Seçilirseniz insan ayırmayın, mezhep ayırmayın, etnisite ayırmayın. Belediye başkanı olduğunuz gün partinin rozetini çıkarın, ya belediye rozeti takın, ya Türk bayrağı takın. Çünkü bizi Türk bayrağı birleştirir. Asla ve asla partisine göre bakıp da kimseyi ayırmak bizim işimiz değil. Bunun böyle yapılmaması gerekiyor. Milletvekillerimiz de Manisa milletvekili, İzmir milletvekili katı siyaset yapabilir ama Gaziantep milletvekilimiz katı siyaset yapmaz. Çünkü yas evinde siyaset olmaz. Onlar sadece CHP’lilerin milletvekilleri değil, AK Parti’liyse derdi olan AK Parti milletvekili, MHP’liyse MHP’nin İYİ Parti’liyse İYİ Parti’linin. Sonuçta onlar yas evinin, taziye evinin milletvekili onlar. Bu acılar bitip, bu konteynerler kalkıp, herkes evine geçip, tabii ki yürekteki acı bitmez. Benim rahmetli anneannem derdi ki; bir yakınını kaybettiğin gün kalbine kırk tane mum yanar. Her gün biri söner. 40 mevludünün olduğu gün o bir tanesi kalır ömür boyu sürer. O bir mum içimizde hep yanacak ama bir yandan da her şey yoluna girerse burada siyaset yaparız. Ama o güne kadar iki milletvekilimiz buranın bütün partilerin milletvekilidir. Kimseyi ayırmak onların işi değildir. Bu süreci böyle geçireceğiz. Günü geldiğinde rekabet yapılacağı zaman yine rekabet yaparız.

BİZİM EVİN TABUSU HEPİNİZİN ATASI GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E KAYITLIDIR. BU EV SİZİN EVİNİZİN EVİ, BABANIZIN EVİ, ATANIZIN EVİ. BAŞINIZ SIKILDI MI SİZİN İŞİNİZE KOŞARLAR. ACINIZ ACIMIZ. TASANIZ, TASAMIZDIR”

Bize düşen ne olursa... Benim bulunduğum koltuk, diğer parti genel başkanlarının koltuğundan farklı. Biz baba evinde bir koltukta oturuyoruz. Bu baba evi, herkesin doğduğu bir evdir. Baba evinin çorbası kaynar, bacası tüter ve bu baba evinin tapusu Özgür Özel'de değil, Kemal Kılıçdaroğlu'nda da yoktu. Bülent Ecevit'e de kayıtlı değildi, rahmetli İsmet Paşa'ya da kayıtlı değil. Demiş ki: İki büyük eserim var. Biri Cumhuriyetse, diğeri CHP'dir. Bizim evin tabusu hepinizin atası Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kayıtlıdır. Bu ev sizin eviniz, babanızın evi, atanızın evi. Başınız sıkıldı mı sizin işinize koşarlar. Acınız acımız. Tasanız, tasamızdır. Bu akşam Miraç kandili. Bu akşam Hazreti Muhammed’in Allah katına çıktığı gece ve bu akşam yakınlarını kaybedenlerin, hayatlarını kaybettiğinin yıl dönümü. Hem kandiliniz kutlu olsun, hem de emin olun 6 Şubat gecesinin ertesi günü, çoluğunun çocuğunun rıskını sağlamak için, evladına bakmak için, yaşlısına bakmak için, kalkıp okulda öğrenci okutmak için, hastanede hasta bakmak için bu vatana hizmet etmek için gözlerini yumup da ertesi gün açamayanların hepsi şehittir ve onların bu akşam Miraç Kandili’nde sizin edeceğiniz dualarla varsa günahları af olacaktır.”

SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI KARAMOLLAOĞLU, PARTİSİNİN SİVAS ADAY TANITIM TOPLANTISINA KATILACAK  SAADET PARTİSİ GENEL BAŞKANI KARAMOLLAOĞLU, PARTİSİNİN SİVAS ADAY TANITIM TOPLANTISINA KATILACAK

Kaynak: anka