CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu'nda; "Bu sene itibarıyla 3 binden fazla yaşam hakkı ihlali var; iş cinayetleri, kadın cinayetleri, cezaevlerinde ölümler…3 binden fazla ölüm var ve bunlardan 31'i çocuk. İşkenceye 'sıfır tolerans' dediniz, sonsuz tolerans var. Geçen yıl itibarıyla 2 bin 541 işkence vakası saptanmış, sokakta, cezaevinde, gözaltında, toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında; bunların 26'sı çocuk. Bakın, en ağır iki alanı saydım, yaşam hakkı ve işkence yasağı. Toplantı ve gösteri yürüyüşü öyle, ifade özgürlüğü öyle. Anayasa Mahkemesi kararlarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmayan bir ortam var" dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ile Sayıştay raporlarının görüşmeleri devam ediyor. Adalet Bakanlığı bütçesi üzerine konuşan CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, şunları söyledi:

"Türkiye'yi vatandaşlar bakımından ikiye böldünüz öncelikle Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları döneminde. Haklarını kullanma hakkına sahip olan vatandaşlar ve haklarını kullanma hakkına sahip olmayan vatandaşlar. Haklarını kullanma hakkına sahip olmayan vatandaşlara düşman ceza hukuku uyguladınız, bunun birçok örneği var ve tamamen hukuktan uzaklaştınız, yargıdan uzaklaştınız. Türkiye sizin zamanınızda en şiddetli bir biçimde düşman ceza hukuku uygulamalarıyla karşı karşıya kaldı.

AKŞENER: “ÖZGÜR ÖZEL’E DE MANSUR YAVAŞ’A SAYIN EKREM İMAMOĞLU’NA YÖNELİK DE HERHANGİ BİR DÜŞMANLIĞIM YOK." AKŞENER: “ÖZGÜR ÖZEL’E DE MANSUR YAVAŞ’A SAYIN EKREM İMAMOĞLU’NA YÖNELİK DE HERHANGİ BİR DÜŞMANLIĞIM YOK."

"SİVİL TOPLUMUN TÜMÜNÜ BASKI ALTINA ALDINIZ VE SİVİL TOPLUMUN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ALANINDA ÇALIŞMASINI ENGELLEDİNİZ"

80'li, 90'lı yıllarda da ağır insan hakları ihlalleri vardı, şu anda da var ama bugünle o günü karşılaştırabileceğimiz altı mekanizma var Sayın Bakan. Bir tanesi yargı, ikincisi medya, üçüncüsü sivil toplum ve dördüncüsü Türkiye Büyük Millet Meclisi, beşincisi akademi, üniversite ortamı, altıncısı uluslararası kurumlar, mekanizmalar ve bunların ürettikleri pratikler. Bu altı mekanizmaya baktığımızda 90'lı yıllarla şimdiyi karşılaştırdığımızda çok açık bir biçimde bu mekanizmaların içini çürüttünüz. Mesela sivil toplumun tümünü baskı altına aldınız ve sivil toplumun insan hakları ihlalleri alanında çalışmasını engellediniz. Yargı, bağımsız değil, tarafsız değil, doğrudan doğruya sizin iktidarınızın bir cezalandırma aracına haline dönüştü. 1990'lı yıllarda kapısını çalacağımız başsavcılar vardı, hakimler vardı, gittiğimiz zaman bizi dinlerlerdi ama şimdi güvenlikten geçilemeyen adliye ortamları yarattınız.

"GEÇEN YIL İTİBARIYLA 2 BİN 541 İŞKENCE VAKASI SAPTANMIŞ SOKAKTA, CEZAEVİNDE, GÖZALTINDA, TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİ SIRASINDA"

Bakın, bu 6 mekanizmayla karşılaştırırsak bugün itibarıyla insan hakları ortamı bakımından 90'lı yılların pratiğinden çok daha geri bir durumdayız. Şimdi köyler yakılmıyor, evet, belki faili meçhul cinayetler azaldı ama benim yayınladığım rapora göre, insan hakları kurumlarından aldığım bilgilere göre, bu sene itibarıyla 3 binden fazla yaşam hakkı ihlali var; iş cinayetleri, kadın cinayetleri, cezaevlerinde ölümler… 3 binden fazla ölüm var ve bunlardan 31'i çocuk. İşkenceye 'sıfır tolerans' dediniz, sonsuz tolerans var. Geçen yıl itibarıyla 2 bin 541 işkence vakası saptanmış sokakta, cezaevinde, gözaltında, toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında; bunların 26'sı çocuk. Bakın, en ağır iki alanı saydım, yaşam hakkı ve işkence yasağı. Toplantı ve gösteri yürüyüşü öyle, ifade özgürlüğü öyle. Mesela Cumartesi Anneleri; beş yıl yasakladınız, niye yasakladınız? Beş yıl sonra serbest bıraktınız. Tamamen keyfi. Dolayısıyla böyle bir ortam var, Anayasa Mahkemesi kararlarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmayan bir ortam var.”

Kaynak: anka