HABER: ZEYNEP BOZUKLU / KAMERA: DURSUN ALKAYA

(ANKARA) - Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Ahmet Hüsvrev Özkara, havaların ısınmasıyla birlikte her yıl yaşanan orman yangınlarının nedenleri ve alınması gereken önlemlerle ilgili ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu. Orman yangılarının yüzde 90’ının insan kaynaklı olduğuna dikkat çeken Özkara, yangınlarla mücadele konusunda bir çaba olduğunu ancak bunun yetersiz kaldığını belirtti. Özkara, “10 yıl öncesindeki orman yangınları ya da 20 yıl öncesindeki orman yangınlarıyla mücadele ile artık aynı yol ve yöntemle yürüyemez. Çok daha hızlı düşünmeniz, çok daha planlı organize hareket etmeniz ve orman yangınları konusunda toplumu hazırlamanız gerekir. Bu konularda ciddi bir eksiklik olduğunu görüyoruz. Biz bu eksikliği giderecek toplumdaki hassasiyeti arttıracak, duyarlılığı arttıracak çalışmalara önem veriyoruz” dedi.

Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Ahmet Hüsvrev Özkara, havaların ısınmaya başladığı 1 Mayıs'tan itibaren başlayan ve 31 Ekim'e kadar süren orman yangınları ve yangınların nedenleri ile alınabilecek önlemlerle ilgili görüşlerini açıkladı. Özkara, konuya ilişkin şunları söyledi:

 İsrail'in Refah'a yönelik saldırısı İstanbul'da protesto edildi İsrail'in Refah'a yönelik saldırısı İstanbul'da protesto edildi

"Orman yangınları sezonu, 1 Mayıs itibari ile başladı. 31 Ekim tarihine kadar da devam edecek. İşin aslına bakarsanız, biz bunu artık 8 aylık bir süre değil de bütün bir yıl orman yangınlarını dikkate alacak bir çalışma yürüttüğümüzü düşünüyoruz. O nedenle hem merkezde hem de taşradaki örgütlenmelerimizde geçmişte bu konuda özellikle çalışmış, tecrübesi olan ve halen çalışan arkadaşlarımızdan, üye olan arkadaşlarımız bizim orman yangınlarıyla mücadele konusundaki çalışmalarımıza her türlü katkıyı veriyorlar. Bu işin organizatörü Orman Genel Müdürlüğü. Orman yangınlarıyla mücadele konusunda uzun yıllardır ciddi bir mücadele veriyor. Gerçekten zor bir konu orman yangınları. O yangının içinde, o ateşin içinde o anı yaşadığınızda işin zorluğu çok daha iyi görüyorsunuz, anlıyorsunuz.”

"YENİDEN YASAL DÜZENLEMEYE İHTİYAÇ VAR"

Büyükşehir belediyeleri yasasında yapılan değişiklikle bütün orman köylerinin ‘orman mahallesi’ konumuna geldiğini belirten Özkara, “Artık büyükşehir belediyelerinin ciddi bir sorumluluğu var. İşin ana sorumlusu Orman Genel Müdürlüğü'nün yanı sıra mutlaka bu alanda büyükşehir belediyeleri de aktif rol almak zorunda. Bunu başarabilmek için mevcut çalışma düzeni içerisinde yeniden bir yasal düzenleme yapılmasına da ihtiyaç var” diye konuştu.

Özkara orman yangınları konusunda eğitimin önemine işaret ederek şunları söyledi:

“Yangın süreçlerinde en önemli kriter, yangın öncesi yapılan hazırlık çalışmalarıdır. Yangın öncesi yapmış olduğumuz çalışmalar eğer iyi planlanmış, amaca uygun bir çalışma düzeni oluşturulmuşsa hem bu işi yürüten kurumlar hazırlıklı haldedir hem de toplumda gereken hassasiyet ve duyarlılık oluşmuştur. O nedenle eğitim çok önemli. Bu konuda Orman Genel Müdürlüğü'nün yapmış olduğu çalışmalar var. Bizler de sivil toplum örgütü olarak bu konuda üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.

Biz işin denetimini, bu işin nasıl gerçekleştiğini, kurumların bu konudaki hazırlıklarını ve toplumla olan iletişimlerini gözlemlemeye, buradaki gördüğümüz eksiklikleri tamamlamaya çalışıyoruz. Bu çıkan yangınların yüzde 90'ı insan kaynaklı. En önemli buradaki tespit, insanın ihmalinden, dikkatsizliğinden ya da kastından dolayı yangın çıkıyor. Bu çıkan yangınları kontrol edebilmeniz için o yangına sebebiyet veren ihmalleri ortadan kaldırmanız lazım."

SICAKLIK 30 DERECENİN ÜSTÜNE ÇIKMIŞSA, BAĞIL NEM YÜZDE 20'NİN ALTINA İNMİŞSE, RÜZGAR SAATTE 30 KİLOMETRENİN ÜZERİNE 'YANGIN TEHLİKESİ VAR, AMAN DİKKAT'

Özkara, orman yangınlarında hava sıcaklığı, havadaki nem ve rüzgarın önemine de işaret ederek, bu üç parametrenin izlenerek öncesinde önlem alınabileceğini vurguladı. Özkara şöyle konuştu:

“3 tane ana başlığı özellikle vurgulamakta yarar var; ortalama sıcaklık 30 derecenin üstüne çıkmışsa, bağıl nem yüzde 20'nin altına inmişse, bir de rüzgar faktörü 30 kilometrenin saatte üzerine çıkmışsa bu şu anlama geliyor, 'yangın tehlikesi var, aman dikkat'. İşte bu ortamda biz, orman içerisinde faaliyette bulunan ya da orada günübirlik kamp yapmak isteyen ya da sigara kullanan insan izmaritini söndürmek için gereken hassasiyeti gösteriyor muyuz? Yani daha ziyade buralardaki özen, insanlar üzerinde verilecek olan eğitim o insanların gereken özeni göstermesini, daha dikkatli davranmasını, bütün toplum olarak duyarlılığımızı en yüksek seviyede olması hatta birbirimizi uyarmamız gerekiyor. İşte bütün bu konularda, bütün hazırlıklarımızı tamamlayıp bu yönde toplumu eğittiğimiz zaman ve sorumlulukları da gerçekten yasal anlamda da görevini yerine getirmeyen insanların maddi, manevi caydırıcı bir ceza düzeni sağlandığı zaman biz inanıyoruz ki bu yüzde 90 insandan kaynaklanan orman yangınları daha aşağı seviyelere gelecektir. Çünkü adet ne kadar azalırsa büyük yangın ihtimali de o kadar azalır."

10 YIL ÖNCEKİ YÖNTEMLERLE MÜCADELE EDEMEZSİNİZ

Orman yangınları konusunda alınan önlemlere de değinen Özkara, mücadelenin orman yangınlarıyla geçmişte uygulanan yol ve yöntemlerle mücadele edilemeyeceğinin altın çizdi. Özkara, “Bir çaba olduğunu görüyoruz. Fakat bu sorun özellikle çok önemli bir parametreyi dikkate alarak hayata geçirmezseniz, nedir bu önemli parametre; iklim krizi, iklim değişimi. 10 yıl öncesindeki orman yangınları ya da 20 yıl öncesindeki orman yangınlarıyla mücadele ile artık aynı yol ve yöntemle yürüyemez. Çok daha hızlı düşünmeniz, çok daha planlı organize hareket etmeniz ve orman yangınları konusunda toplumu hazırlamanız gerekir. Bu konularda ciddi bir eksiklik olduğunu görüyoruz. Biz bu eksikliği giderecek toplumdaki hassasiyeti arttıracak, duyarlılığı arttıracak çalışmalara önem veriyoruz. Adana, Mersin, Antalya, Muğla ve İzmir Büyükşehir Belediyeleriyle yapmış olduğumuz protokoller var. Bu protokoller çerçevesinde yürüttüğümüz projeler var” dedi.

İklim değişikliğini şöyle düşünelim, özellikle hava koşullarının çok farklı seyrettiği, yani minimal ve maksimal değerlerin çok uç noktalara kadar çıktığı süreçler doğal olarak zarar veriyor. Örneğin, sel felaketi. Orada Karadeniz'de meydana gelen Kastamonu Bozkurt'taki sel felaketine dikkat ettiğimizde normalde ülkemizde metrekareye düşen yağış miktarı 626 kilogramdır. Bozkurt'ta ise sadece 3 saatte 150 kilogram yağış aldı. Bu büyük bir felaket."

 

Kaynak: anka