Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: ONUR DURSUN

(İSTANBUL) - İstanbul’un Beşiktaş ilçesindeki Ulus Sosyete Pazarı’na alışverişe gelen yurttaşlar; zamlardan, yüksek enflasyondan ve alım gücünün düşmesinden dert yandı. Şenay Taşöz isimli yurttaş, “İstediğin hiçbir sebze ve meyveyi canının istediği bir şekilde alamıyorsun. Şu anda uygun bulduğum bir marketten bir küçük karpuz aldım, kilosu düşmüş diye. Meyve bazen böyle çok ucuz bulursam marketlerden az bir şekilde alıyorum. Emeklinin sofrasına meyve ve et girmiyor. Ancak öyle geçinebilirsiniz, yoksa imkansız” dedi. Nurgün Koyuncu ise "Yalanla, pahalılıkla yaşıyoruz. Dar gelirliler yatağa aç giriyor. Sadece akşam yemeğiyle geçiştiriyoruz" diye konuştu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) pazartesi günü açıkladığı verilere göre aylık enflasyon yüzde 3,37 olurken yıllık enflasyon yüzde 75,45’e yükseldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de verileri, “En kötüsü geride kaldı. Fiyat istikrarına ulaşmak sabır ve zaman gerektiriyor, hedefimize ulaşmakta kararlıyız” diye değerlendirdi.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) tarafından hazırlanan bir rapor ise kentteki yoksulluğu gözler önüne serdi. İstanbul’da 4 kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti bir önceki aya göre yüzde 3,69, bir önceki yıla göre de yüzde 83,61 oranında artışla 61 bin 523 liraya yükseldi. Kentte yaşayan her 10 kişiden birinin gece yatağa aç girdiği belirtildi.

“Öğlenden sonraları çocuk bakıyorum”

İstanbul’un Beşiktaş ilçesindeki Ulus Sosyete Pazarı’na alışverişe gelen yurttaşlar da ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Şenay Taşöz isimli yurttaş, fiyatlardan ve hayat pahalılığından şikâyet etti. Taşöz, şunları söyledi:

“Mesela sebze olarak çok şey almak istedim fakat bamyanın kilosu 200, yarım kilosu 100 lira. Bamyayı alamadım. Bir tek kabak alabildim. Onu da marketlerden aldım. Burada kabak da pahalı. Buradan aldığım domates, bir de sivri biber oldu, o kadar. Başka hiçbir şey almadım. Bir de pazardan peynir aldım. O kadar. Bunların tamamı 140 lira tuttu. Bütçenin en az 600-700 lira pazara olması lazım. O da normal şeylerin alınması için. Her şeyimi tam alamıyorum. Eşim emekli. Ben de bir çocuk bakıyorum öğleden sonraları. Emekli maaşıyla geçinebilmek bence hiç mümkün değil. Hiçbir şey yemezsen vitaminlerden eksik de kalırsın, her şeyi yaparsın, geçinirsin. Geçinmek için geçinebilirsin. Yaşamak için yemek çok önemli ama yiyecek de çok önemli. Bir makarna yemek var, bir et yemek var. Soframıza et vallahi çok az giriyor. Kıymaları küçük küçük bölüyorum, her yemeğe koyuyorum. O da girebilirse. Et pek girmiyor.

“Aç da çok ama yiyen de çok”

Fiyatların indiği çok az oluyor bazı şeylerin ama artan şeyler her zaman için daha çok oluyor. Bence hiç en kötüsünü geride bırakmadık. O gelsin de pazarın hâlini, fakirleri görsün ama yaşayan yaşıyor. Alan çok çok alıyor ama alamayan da hiç alamıyor. Benim de bazen öğlen öğününü atladığım çok oluyor. Çevremde de çok duyuyorum. Hep düzensiz beslenme var. Benim küçüklüğümde böyle bir şey yoktu ya da eskiden böyle bir şey yoktu. Ben bu yaşımda ne böyle bir şey gördüm ne böyle bir şey duydum. Yani pahalı. İnsanlar mutsuz. Hiçbir şeyini alamıyorsun. İstediğin hiçbir sebze ve meyveyi canının istediği bir şekilde alamıyorsun. Bu kadar basit. Meyve çok almıyorum. Şu anda uygun bulduğum bir marketten bir küçük karpuz aldım, kilosu düşmüş diye. Meyve bazen böyle çok ucuz bulursam marketlerden az bir şekilde alıyorum. Emeklinin sofrasına meyve ve et girmiyor. Ancak öyle geçinebilirsiniz, yoksa imkansız. Yetkililere şunu söylemek isterim. Birazcık fakirleri görsünler. Birazcık acısınlar. Birazcık sağduyulu olsunlar. Dinle devlet işlerini birbirine karıştırmasınlar. Gerçekten aç da çok ama yiyen de çok. Bu nasıl önlenecek, nasıl olacak; bunun çaresine bakılmalı.”

“Öğlenleri artık yemek yemiyoruz”

Şenol isimli yurttaş da sıkıntıları şöyle anlattı:

“Türkiye’nin durumu malum şu anda. Fiyatlar uçuk vaziyette. Televizyon şakır şakır söylüyor. 4 kişilik aile 60 bin lira... Bugün 60 bin lira kim kazanıyor? Ortalama en fazla 10 kişiden 2-3 kişi kazansın. Diğerleri de 17, 17; 34... Çocuklar da okuyorsa vay hâline. Biz karı koca iki kişiyiz, emekliyiz. Aldığımız 20-22 bin lira para. Nereye geçiniyorsun kardeşim? Geçinme imkanımız var mı yani? Allah’tan evimiz kira değil. Bir de o olsa sürünüyoruz, yerlerdeyiz yani. Bir zevkimiz var. Yararlı olduğu için bir enginar aldım. O da tanesi 40 lira. Ayşekadın almak istiyorum. Başka yediğimiz zaten doğru düzgün bir şey kalmadı. Yani etin yanına yaklaşamıyoruz. Artık tavuk yemekten yani içimiz dışımız çıktı. O bile pahalı. Ayda ya 2 ya 3 kere et alabiliyoruz, o kadar en fazla yani. Önceden her hafta bonfilemiz, antrikotumuz vardı. Şimdi o nerede, hiçbir şey yok. Şu anda yiyemiyoruz onu. Gerçek bu. Türkiye’nin yüzde 80-90’ı yiyemiyordur. 500-600-700 lira verip de bir insan bunu yiyemez. Çok zor yani. Enflasyonun yüzde 75 olduğuna kim inanıyor? Bana bir tane inanan göstersene şuradan. Mandalı, ipliği gösteriyor bana. Bana yiyecekleri göstersin enflasyon olarak. Bugün yüzde 200 enflasyondan aşağı enflasyon varsa ben burada emeklerim. Yemin ediyorum sabah akşam yiyoruz. Öğlenleri artık biz yemek yemiyoruz. E zaten geç kahvaltı yapıyoruz. İkimiz de emekliyiz. 9-10’da yapıyoruz, bir de akşam 6-7’de yiyoruz. O kadar yani. Başka yediğim bir şey yok.”

“Sadece akşam yemeğiyle geçiştiriyoruz”

Nurgün Koyuncu, sebze-meyve almak için 500 lirayla geldiği pazarda parasının bittiğini söyledi. Koyuncu, şöyle konuştu:

“Artık çok fazla bir şey alabileceğimi zannetmiyorum. Çok taze -pazarın özelliği o- ama çok pahalı. Eskiden pazara niye giderdik, ucuz diye. Artık gidemiyoruz. Sadece işte taze diye biraz alıp gidiyoruz. Sebze, fasulye, barbunya gibi şeyler alacaktım ama fiyatlar uçmuş. Düşeceğini düşünüyorum. Yaz geldi çünkü. Fasulyenin, barbunyanın fiyatları düşer diye düşünüyorum. Enflasyon verileri de Mehmet Şimşek’in açıklamaları da hiç inandırıcı değil. Yalanla, pahalılıkla yaşıyoruz. Dar gelirliler de aç yatıyor. Emekliyim. Hiçbir şeye yetmiyor. Bence 10 kişiden 1’i değil, 8’i yatağa aç giriyor. Sadece akşam yemeğiyle geçiştiriyoruz. Yetkililere seslenmek pek çare olmuyor çünkü bizi duymuyorlar.”

“Hiç tanımadığım birinin eksiği var, senden rica ediyor. İlk kez karşılaşıyorum”

İsminin Selahattin olduğunu ve bir yerde aşçı olarak çalıştığını belirten yurttaş ise denetleme yapılmadığına dikkat çekti. Yurttaş, şunları dile getirdi:

“Aşçı olduğum için nereden baksan bin 500-2 bin liralık bir alışveriş yapacağım ama dolduramıyorsun. İki tencere yemek yapabilirsin. 2 bin liraya 10 kişilik yemek hazırlayamıyorsun. Biz de mecburen böyle tek tek inceleyip öyle alıyoruz. Kıstığımız oluyor. Mesela domatesi marketten alırsın. Eti kasaptan alacağına başka yerlerden tercih ediyoruz genelde. Marketler var mesela, kooperatif tarzı, o yerlerden fiyatları takip ederek alıyoruz. Restorana gelip param yok diye yemek isteyenler çok oluyor. Pazarda bile hiç tanımadığım bir abla, bir abi; birkaç poşet bir şey almış, eksiği var, alamamış, senden rica ediyor. Hayatımda ilk defa karşılaştığım insanlardır bunlar. 52 yaşındayım. Böyle bir şey daha görmedim, duymadım ama şu 3-4 ayda bunları gördüm ve üzüldüm. İstatistiklere de inanmıyorum çünkü gerçekleri konuşmuyorlar, söylemiyorlar. Her şeyi kısıtlayarak gidiyorsun, ucuzlamasını bekliyorsun. Zengin zaten bakmıyor bile fiyatına ama gariban kişi ne yapıyor, tek tek inceliyor. Sonuna kadar bekliyor yani.”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, katledilen Şenyaşar ailesi fertlerinin anmasına katıldı DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, katledilen Şenyaşar ailesi fertlerinin anmasına katıldı

“Mahvettiler bizi”

Emekli Esin Uncu da fiyatları “Her zamanki gibi pahalı” bulduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Hele burası... Başka pazarlar daha uygun. Mesela bir küp yaprak 500 lira. Alamadım. Böyle iki kilo yaprak 500 lira olur mu? Her şey çok pahalı. Mahvettiler bizi. Allah’a şükür biz yatağa aç girmiyoruz ama belki o günler gelir mi, bilmiyorum. Allah korusun. Beslenme alışkanlıklarımız biraz değişti. Eti filan daha kısıtlı alıyoruz. Meyve bakıyorum şimdi. 100 lira dutun kilosu. Nasıl alınır da nasıl yenir? Çantamda bin lira var ama başka yere de gideceğim. 200-300 lira harcarsam ne ala? Kocam da emekli, ben de emekliyim. Evimiz kira değil, Allah’a şükür.”

“Vatandaşla dalga geçiyorlar”

Emekli matematik öğretmeni Zeki Canlı, emekli aylığıyla geçinmenin zor olduğuna vurgu yaparak şunları anlattı:

“Çalışanların işi daha zor çünkü onlar çocuk falan da okutuyorlar ama bir an evvel bu yönetimden kurtulmak derdimiz. Bakacağız, bütçemize göre bir şeyler alacağız ama 2 kilo alacağımız yere bir kilo, bir kilo alacağımız yere yarım kilo alacağız anca. TÜİK’e göre her şey uygun ama ENAG’a göre biz çarşı pazarda gerçek enflasyonu görüyoruz. Yıllardır aynı terane devam ediyor. Yok 2022’de bitecekti, 2023 Mayıs’ında bitecekti, temmuzunda bitecekti... Vatandaşla dalga geçiyorlar. Eski beslenme alışkanlıklarımızdan uzaklaştık, o bir gerçek. Bir an evvel bu iktidardan kurtulmak... Türkiye’nin geleceğini karartıyorlar maalesef. Mülteciler bir taraftan, enflasyon bir taraftan, yer altı zenginliklerimiz kalmadı, yer üstünde satılacak yer kalmadı. Ormanlarımız desen içler acısı. Şimdi bir de üzerine, köpekleri öldürelim de bütün Avrupa bizi zaten başlamışlar antipropagandaya, kuduz var, Türkiye’ye gitmeyin diye. Turizmi de baltalayalım. Atatürk’ün Türkiye’sinden gittikçe uzaklaşıyoruz. Çok üzülüyorum, müfredatın içini değiştiriyorlar. Matematik öğretmeniyim. Eğitimi boşalttınız mı Türkiye’de artık bir gelecek beklemek söz konusu olamaz. Müfredat programının uygulamasından vazgeçilmesini istiyorum.”

Pazarcı: Tek tek alanlara vermek istemiyoruz, markete gönderiyoruz

Bir pazarcı esnafı ise “Fiyatlar ucuz abi. Pembe domates 35, salkım domates 35, salatalığın kilosu 30 lira. Bezelye, fasulye 50 lira. Mal ucuz yani. Her şeyden 5 kilo, 5 kilo; 3 kilo, 3 kilo alıyorlar. Tek tek alanlar oluyor, vermek bile istemiyoruz. Tek tek alanları biz markete gönderiyoruz. Bize kilo kilo, 5 kilo, 10 kilo... Bir tane bir tane aldığında da bu kadar mal var burada, biter mi” diye konuştu.

 

Kaynak: anka