Türk Toraks Derneği (TTD), 26-27 Kasım 2023'te TTD Merkez Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nurdan Köktürk liderliğindeki heyetle birlikte, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremle sarsılan 10 ilde incelemelerde bulunarak bir değerlendirme raporu sundu.                         
 Raporda; hekimlerin büyük feedakarlıkla görevlerini sürdürdüğü, ancak bazı bölgelerde hekimlerde tükenmişlik yaşandığına dikkat çekildi. Raporun son bölümünde ise, Osmaniye ve Kahramanmaraş’ın, Hatay ve ilçelerine kıyasla yaralarını sarmada önemli aşama kaydettiğinin de gözlendiğine işaret edildi.
Türk Toraks Derneği Başkanı Dr. Nurdan Köktürk, II. Başkan Yardımcısı Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, Genel Sekreter Dr. İpek Candemir, Üyelik ve İletişim sorumlusu Dr. Fatih Tekin’den oluşan heyet, 6 Şubat 2023 tarihli 10 ili etkileyen yıkıcı deprem ile sarsılan bölge illerine 26-27 Kasım 2023 tarihlerinde ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin ardından kamuoyu ile paylaşılan değerlendirme raporunda, ziyaretin deprem sonrası dönemde sağlık sisteminde devam eden aksaklıkların ve göğüs hastalıkları uzmanların yaşadığı sorunların tespitini amaçladıkları vurgulandı.
Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Adana ile bu illere bağlı bazı ilçelerdeki hastanelerde görev yapan göğüs hastalıkları uzmanları ile yapılan görüşmelerde hekimlerin çalışma, barınma ve yaşam koşullarının değerlendirildiğini ifade eden TDD Yönetim Kurulu Başkanı Köktürk, "Heyetimiz tarafından hastanelerde görev yapan göğüs hastalıkları uzmanları ile görüşmeler gerçekleştirildi ve sağlık sistemi ile uzmanlar arasındaki sorunlar tespit edildi. Meslektaşlarımızın yaşanan afetin üzerinden 9 ay geçmesine rağmen halen yaşam ve çalışma koşullarında normalleşmenin gerçekleşememiş olduğu ve duygu durumlarının olumsuz yönde etkilendiği, sürecin büyük ölçüde olağanüstü̈ hekimlik bilinci ve büyük bir hekim dayanışması ile sürdürüldüğü izlendi" ifadesini kullandı.
Heyette bulunan TTD Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Uzman Dr. Fatih Tekin de, ziyaret sonrası hazırlanan değerlendirme raporunda vurgulanan önemli noktaları şöyle özetledi:“Depremin ardından 9 ay geçmesine rağmen, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının Hatay'da yaşam ve çalışma koşulları hala yetersiz. Travma ve stres bozukluklarına rağmen, hekimler, büyük fedakarlıklarla görevlerini sürdürüyor. Sağlık hizmetlerinde kapasite sorunlarına gelince, hastanelerin poliklinik odaları, yataklı servisler ve yoğun bakımlarındaki kapasite yetersizliği ve sağlık hizmetlerindeki iş yükü artışı, sağlık hizmetlerinde aksaklıklara neden oluyor. Bazı ilçelerde hala sahra hastanesinde hizmet verildiği ve yoğun bakım ihtiyacı olan hastalarda yığılmalar var." 
Elektif Poliklinik Hizmetleri ve Hekim Tükenmişliği üzerine de görüşler sunan hekimler, olağanüstü koşullara rağmen elektif poliklinik hizmetlerinin kesintisiz olarak sürdürülmesinin hekimlerde tükenmişliğe neden olduğu, hekimlerin de, yaşadıkları zorluklara rağmen mesleki sorumluluklarına büyük bir bilinçle devam ettikleri ifade edildi.
Deprem sonrası dönemde artan akciğer sağlığı sorunları arasında tozdan kaynaklanan hava kirliliği, astım ve KOAH alevlenmeleri, pnomonilerde artış, toza maruziyet sonrası geçmeyen öksürük vakalarına rastlandığına da işaret edilen raporda, tedaviye erişimde yaşanan sıkıntılar ve çadırda kalan hastalarda karbonmonoksit zehirlenmeleri gibi sorunların yaşandığı da vurgulandı. 
Adana, Hatay ve Kahramanmaraş illeri özelinde yapılan incelemelerde; Adana'da hastane kapasitesi sorunları, Hatay'da barınma ve su temini zorlukları, Kahramanmaraş'ta ise normale dönme çabaları ve bilimsel etkinlik eksikliği vurgulandı. Hekimler, Osmaniye ve Kahramanmaraş'ta yaşam koşullarının düzelmeye başladığını, hastanelerin hizmet vermeye devam ettiğini ve bilimsel toplantılara katılımın planlandığını belirtti.
DEĞERLENDİRME RAPORU: 
Depremin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen Hatay bölgesinde hekimlerin ve sağlık çalışanlarının barınma ve yaşam koşullarının hala yetersiz olduğu izlenirken, deprem sonrası yaşadıkları travma ve stres bozukluklarına rağmen mesleklerini büyük fedakarlıklarla icra ettikleri gözlemlendi. Hastanelerin poliklinik odaları, yataklı servisler ve yoğun bakımlarının kapasite yetersizliği ve sağlık hizmetlerindeki iş yükü artışının sağlık hizmetlerinde aksaklıklara neden olduğu öğrenildi. Antakya ilçesinde hala sahra hastanesinde hizmet verildiği görüldü. Bölgeden hala diğer illere hasta sevki olduğu ve Adana’da yoğun bakım ihtiyacı olan hastalarda yığılmalar olduğu öğrenildi.
Bölgede devam eden olağanüstü̈ koşullara ve meslektaşlarımızın yaşadığı güçlüklere rağmen (yakınlarında kayıplar, aile bütünlüklerinin bozulması, barınma sorunları, sağlıkla gıda ve temiz suya erişimde güçlükler gibi) elektif poliklinik hizmetlerinin kesintisiz olarak, nicel özellikler gözetilerek son sürat sürdürülmesinin hekimlerde tükenmişliğe neden olduğu gözlendi.

Cumhuriyet Başsavcısı Gülderen,  Samandağ 2. Noteri Bostancı’yı Ziyaret Etti Cumhuriyet Başsavcısı Gülderen, Samandağ 2. Noteri Bostancı’yı Ziyaret Etti

Deprem sonrası dönemde görülen başlıca akciğer sağlığı sorunlarının; moloz yığınlarının kaldırılması ve hasarlı binaların yıkımı sonrası ortaya çıkan tozdan dolayı hava kirliğindeki artış ile astım ve KOAH alevlenmeleri, pnömonilerde artış, toza maruziyet sonrası geçmeyen öksürük olduğu öğrenildi. Ayrıca uzun süre takip ve tedavisiz kalmış hastaların tedavilerinin aksaması, çadırda kalan hastaların ısınmada soba kullanmalarına bağlı olarak görülen karbonmonoksit zehirlenmeleri yaşanan sorunlar olarak aktarıldı.
Heyet ziyaretlerde, Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Selahattin Menteş ile görüşüldüğüne de yer vererek, şu görüşlere yer verdi: "6 Şubat depreminde Adana’da 13 bina yıkılmış ve yaklaşık 450 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Toplamda orta hasarlı bina sayısı 4062, ağır hasarlı bina sayısı ise 3297’dir. Hastanelerimizden Seyhan Hastanesine bağlı Meydan Çocuk Hastanesi ilk depremde kullanılamaz hale gelmiş ve Şubat’taki depremde ise Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi orta hasarlı kabul edilerek boşaltıldığı öğrenilmiştir. Depremin ilk anından başlayarak Adana hem kendi yaralarını sarmış hem de depremin daha ağır vurduğu özellikle Hatay ve Kahramanmaraş’ın hasta yükünü de çektiği belirtilmiştir. O bölgelerde hastanelerin yıkılması ile hastalar gerek kendi çabalarıyla gerekse başka araçlarla Adana hastanelerine taşınmıştır. İlk andan başlayarak sağlam havaalanı olması nedeniyle tüm destek ve yardımlar Adana üzerinden olmuştur. Adana Tabip Odası Türk Tabipleri Birliği tarafından lojistik merkez ilan edilmiş ve tüm koordinasyon buradan yürütüldüğü belirtilmiştir. Adana’da pandemide biriken hasta yükü depremle çok daha artmış ve hekim ve sağlık emekçileri insanüstü çabalar ile çalışmış, bu noktalara kadar getirmiştir. Şehirde gelinen noktada hala hasta yükünün çok fazla olduğu, yoğun bakımlarda kapasite sıkıntılarının devam ettiği öğrenilmiştir. Balcalı hastanesinin kapasitesinin %10-20 seviyesinde olmasının sıkıntıları artırdığı belirtilmiştir. 2000 civarı tıp öğrencisinin ve 700 civarı uzmanlık öğrencisinin sorunlarının devam ettiği, ameliyat bekleme sürelerinin uzadığı, yoğun bakımlarda sorunun devam ettiği vurgulanarak Üniversite hastanesinin hem hasta yükü hem de eğitim öğretim için bir an önce tam kapasite ile faaliyete geçmesi önerilmiştir."
HATAY'DE HEKİM EKSİKLİĞİ:  
Hatay’da deprem sonrası yaklaşık 289.000 binanın ya yıkılmış ya da orta-ağır hasar aldığının da vurgulandığı raporda; "Bu durum, ilde büyük bir barınma sorununa işaret etmektedir. Hala konteyner ihtiyacı olan depremzedeler var. Hatay’da yaklaşık 32 bin yeni konut inşaatı devam etmekte olup Altınözü, Belen, Yayladağı ve Dörtyol ilçelerinde yeniden inşa sürecinde sona yaklaşılırken depremden en fazla etkilenen Antakya, Defne ve Samandağ ilçelerinde 10-15 bin civarında konutun inşası devam etmektedir. Antakya’da merkezde neredeyse sağlam bina olmadığı, hala şehirde molozlar, yıkıntılar ve göçmüş binaların olduğu, şehrin toparlanabilmesi için uzun bir zamana ihtiyaç olduğu gözlenmiştir. Barınmanın yanında en büyük sorunların başında temiz suya erişim ve hijyen kaynaklı problemler gelmektedir. Hala temiz suya ulaşım Hatay’da büyük sorun teşkil etmektedir."
Merkez ilçe Antakya’da bulunan sağlık kuruluşlarının vahim durumda olduğuna işaret edilen raporda, "Depremde ağır hasar gören Antakya Eğitim ve Araştırma Hastanesi kapatılmış, ilçede sağlık hizmetleri Sahra Hastanesinde konteynerlarda verilmeye devam etmektedir. Burada çalışan hekimler büyük bir özveri ile sağlık hizmetinin devamlılığını sürdürmeye çalışmaktadır. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinde göğüs hastalıkları da diğer bölümler gibi zor durumda olup yataklı servis ve yoğun bakımda kapasite azlığı sorunu yaşamaktadır. Ayrıca 4 aydır görev yapan 2 asistan hekim ve 1 doktor öğretim üyesi dışında görev yeri değişiklikleri dolayısıyla bölümde hekim kalmamıştır. Yeni öğretim üyesi gelmemesi durumunda göğüs hastalıkları bölümünün kapatılacağı ifade edilmiştir. Diğer hastanelere göre nispeten daha iyi durumda olan Dörtyol ve İskenderun Devlet Hastanelerinde yoğun hasta polikliniği dikkati çekmiştir.
Deprem sırasında ayakta kalan hastanelerden olan Dörtyol Devlet Hastanesi akut dönemde Ankara ve diğer illerden gelen doktorlara ev sahipliği yaparak büyük bir sorumluluk üstlenmiştir. Bu sayede birçok hasta ve depremzedeye sağlık hizmeti sunulmuştur. Deprem sonrası yataklı servis sayısı 200’den 400’e çıkan Dörtyol Devlet Hastanesinde de yoğun bakım yatağı sorunu yaşanmakta ve hekimlerin iş yükünde önemli artış yaşandığı görülmüştür. Hastanenin fiziksel kapasite bakımından nispeten iyi durumda olmasından dolayı hastaneye yeni hekim atamaları yapılmış, özellikli bölümler açılarak hastane hızla etkin bir referans merkezine dönüştürülmüştür. Beş göğüs hastalıkları uzmanının görev yaptığı Dörtyol Devlet Hastanesi göğüs hastalıkları özelinde değerlendirildiğinde, toz kaynaklı semptomlarda bu nedenle hastane başvurularında ciddi artış olduğu belirtilmiştir. Dörtyol Devlet hastanesinde acil servislerde yeni hekimlerin yoğun hasta yükü ve göğüs hastalıklarında icap nöbetlerindeki zorluklar konuşulmuştur. Bölgede genel anlamda yoğun bakım gereksiniminin karşılanamadığı, bu nedenle Adana Şehir hastanesi ve Mersin şehir hastanelerinde yoğun bakım gerektiren hastalarda yığılmalar olduğu ifade edilmiştir.
İskenderun Devlet Hastanesinde görev yapan göğüs hastalıkları uzmanlarının en büyük sorunu diğer bütün ilçelerde olduğu gibi yoğun bakım yatak sayısındaki yetersizlik olduğu öğrenilmiştir. Çelik konstrüksiyon yeni hastane binasının yapılması beklenmektedir. İskenderun da ayrıca Özel Gelişim Hastanesinde de bir göğüs hastalıkları uzmanı görevine devam etmektedir. Şu an Devlet hastanesi binasında hizmet devam etmektedir. Ancak hasta yoğunluğu fazla olduğu vurgulanmıştır. Deprem sonrası dönemde ağır çelik yapı tekniği ile modüler duvar kullanılarak yapılan Defne Devlet Hastanesinde iki göğüs hastalıkları polikliniğinin hizmet verdiği görülmüştür. İlçelerde ve ildeki hekimler açısından genel olarak 7/24 icap nöbeti tutmak oldukça zorlayıcı bir durum olarak gözlenmiştir. Hatay ilinde 2 göğüs cerrahı hekimin görev yaptığı bildirilmekte bu rakamın azlığı ve hekimlerin göğüs hastalıkları uzmanları ile işbirliği halinde olmalarının önemi vurgulanmıştır" denildi.
Foto-Haber: Neslihan Sağaltıcı
 

Editör: Nezahat Fırıncıoğulları