Güney Kültür ve Ekoloji Grubu adına açıklama yapan Mevlüd Oruç, 21 Mayıs 2026’da Hatay’da yaşanan sel felaketine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, selin yalnızca “aşırı yağış” ile açıklanamayacağı belirtilerek, baraj kapaklarının duyuru yapılmadan açıldığı yönündeki iddiaların ciddi biçimde araştırılması gerektiği ifade edildi.
Oruç açıklamasında, yaşanan selde evlerin, iş yerlerinin, tarım alanlarının, seraların ve ahırların sular altında kaldığını, köprülerin araçlarla birlikte yıkıldığını ve bazı vatandaşların yaşamını yitirdiğini belirtti. Açıklamada, kaybolan vatandaşların sağ salim bulunması temennisinde bulunulurken, yaşamını yitirenler için başsağlığı mesajı paylaşıldı.
“HATAY AFET BÖLGESİ İLAN EDİLMELİ”
Hatay’ın deprem felaketinin ardından şimdi de sel afetiyle karşı karşıya kaldığını belirten Oruç, Hatay’ın afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini söyledi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Zarar gören tüm ev ve iş yerleri, hayvanlar, seralar, ağaçlar, tarlalar ve araçlar tespit edilmeli, zararlar karşılanmalıdır. Sel ve depremde yaşamını yitirenlerin ailelerine sürekli gelir desteği sağlanmalıdır.”
Açıklamada ayrıca, kamu yöneticilerinin sorumluluklarının yalnızca geçmiş olsun ve başsağlığı mesajlarıyla sınırlı olmadığı vurgulandı.
“AFETLERİN NEDENİ PLANSIZLIK VE İHMAL”
Mevlüd Oruç, doğa olaylarının tek başına afete neden olmadığını savunarak, plansızlık, altyapı eksiklikleri ve yanlış ekonomi politikalarının afetlerin etkisini büyüttüğünü ifade etti.
Açıklamada, “Yer, hava ve su hareketleri tek başına afet yaratmaz. Plansızlık, tedbirsizlik ve altyapının ihmal edilmesi afetleri büyütür” denildi.
Kentlerin depreme ve sele dirençli şekilde planlanması gerektiği belirtilen açıklamada, kamu kaynaklarının kullanım biçimi eleştirildi.
“EKONOMİ YAŞAM İÇİNDİR”
Açıklamanın devamında ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Oruç, “Ekonomi yaşam içindir, yaşam ekonomi için değildir” diyerek, doğanın ve yaşam alanlarının yalnızca ekonomik değer üzerinden ele alınmasına karşı çıktı.
Geçmişte yapılan yapıların uzun yıllar ayakta kaldığını ifade eden açıklamada, rant ve piyasa odaklı üretim anlayışının can kayıplarına yol açtığı savunuldu.
Açıklamada ayrıca liyakat, adalet ve eşitlik vurgusu yapılarak düşük ücret politikalarının toplumsal çürümeyi derinleştirdiği görüşü dile getirildi.
