6 Şubat depremlerinin ardından yaralarını sarmaya çalışan Hatay, son günlerde yaşanan sel felaketleriyle bir kez daha zor günlerden geçti. 21 Mayıs'ta etkili olan şiddetli yağışların ardından kentte su baskınları yaşanırken, aradan henüz bir hafta geçmeden 28 Mayıs'ta yeniden etkili olan yağışlar vatandaşları aynı endişeyle karşı karşıya bıraktı.
Her afetten sonra benzer görüntüler yaşanıyor. Yetkililer bölgeye geliyor, incelemeler yapıyor, hasar tespit çalışmaları başlatılıyor, açıklamalar peş peşe sıralanıyor. Ancak Hataylıların artık sorduğu soru farklı:
"Yapılan incelemelerden hangi sonuçlar çıkıyor?"
Çünkü vatandaş, sel sularının nereye kadar yükseldiğinin, kaç evin zarar gördüğünün ya da kaç aracın kullanılamaz hale geldiğinin tespit edilmesine karşı değil. Ancak bu tespitlerin ardından aynı sorunların neden tekrar yaşandığını merak ediyor.
HATAYLILAR AFET SONRASI FOTOĞRAFLAR DEĞİL, AFET ÖNCESİ ÇÖZÜMLER GÖRMEK İSTİYOR
Afet anında verilen mücadele elbette kıymetli. Sel sularının içinde çalışan belediye işçileri, itfaiye ekipleri, AFAD personeli ve gönüllüler zor şartlarda önemli bir görev üstleniyor. Mahsur kalan vatandaşlara ulaşmak, evlerde biriken çamuru temizlemek, kapanan yolları açmak ve zarar gören insanlara yardımcı olmak kolay işler değil.
Ancak Hataylıların sorduğu soru verilen mücadelenin değerinden çok daha farklı bir noktada duruyor:
Bu mücadele neden sürekli tekrar etmek zorunda kalıyor?
Yetkililer her afetten sonra bölgeye geliyor, incelemeler yapıyor, hasar tespitleri gerçekleştiriyor. Ancak Hataylılar artık afet sonrasındaki ziyaretlerden çok, afet öncesinde alınan önlemlerin sonuçlarını görmek istiyor.
Çünkü insanca olan, sel bastığında vatandaşı kurtarmak kadar; sel bastığında kurtarılmaya ihtiyaç duyacak kadar yalnız bırakmamaktır.
İnsanca olan, çamurun içindeki eşyaları çıkarmak kadar; insanların yıllarca emek vererek sahip olduğu birikimlerin yeniden aynı tehlikeyle karşı karşıya kalmasını önlemektir.
İnsanca olan, afet sırasında mücadele etmek kadar; afet yaşanmadan önce gerekli önlemleri alarak insanların aynı acıları tekrar yaşamasının önüne geçmektir.
KAYIP SADECE MAL DEĞİL, EMEK VE UMUT
Yaşanan afetlerde en ağır bedeli her zaman insanlar ödüyor. Sel ve heyelanlarda yaşamını yitiren vatandaşlar, geride kalan aileler ve yaralanan yurttaşlar, afetlerin yalnızca maddi zararlarla ölçülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor.
Ancak kayıplar bununla da sınırlı kalmıyor.
Depremden sonra yeniden hayata tutunmaya çalışan insanların evleri, araçları ve eşyaları kadar geçim kaynakları da zarar görüyor. Sel sularının altında kalan tarlalar, zarar gören bahçeler, kullanılamaz hale gelen seralar ve telef olan hayvanlar, birçok aile için yalnızca ekonomik bir kayıp değil, geleceğe dair umutların da yara alması anlamına geliyor.
Kimi vatandaş yıllardır ödemeye çalıştığı aracını kaybediyor. Kimi depremden kurtarabildiği eşyalarını sel sularına kaptırıyor. Kimi ise hasat etmeyi beklediği ürününü, emeğini ve gelir kaynağını su altında buluyor.
Özellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen aileler için zarar gören ahırlar, telef olan hayvanlar ve kullanılamaz hale gelen üretim alanları, afetin etkilerinin yalnızca birkaç günle sınırlı kalmadığını gösteriyor.
Bu nedenle yaşanan kayıplar sadece rakamlarla ifade edilebilecek ekonomik zararlar değil; yılların emeği, alın teri ve geleceğe dair planların da zarar görmesi anlamına geliyor.
COĞRAFYA KADERDİR AMA AYNI ACILARI TEKRAR YAŞAMAK DEĞİL
Hatay'ın deprem kuşağında olduğu biliniyor. Aşırı yağışların ve iklim kaynaklı afetlerin arttığı da biliniyor. Riskli bölgeler, taşkın alanları ve altyapı sorunları da kurumların kayıtlarında yer alıyor.
Vatandaşın sorguladığı nokta ise tam burada başlıyor.
Madem riskler biliniyor, madem hangi bölgelerin afetlerden daha fazla etkilendiği biliniyor, o halde neden her afetten sonra aynı mağduriyetler yaşanıyor?
Hataylılar artık afet sonrasındaki ziyaretlerden çok, afet öncesinde alınan önlemlerin sonuçlarını görmek istiyor.
Çünkü coğrafya kader olabilir.
Ancak aynı acıları, aynı mağduriyetleri ve aynı kayıpları tekrar tekrar yaşamak kader olmamalı.
HATAY'IN SORDUĞU SORU
Vatandaş artık sel sularının kaç santimetre yükseldiğinin tespit edilmesinden çok, bir sonraki yağışta evine neden su girmeyeceğinin anlatılmasını istiyor.
Yeni inceleme heyetlerinden çok, yapılan incelemelerin hangi çözümlere dönüştüğünü görmek istiyor.
Çünkü bir kenti güçlü yapan şey yalnızca afet anındaki müdahale değil, o afetten ders çıkarabilmesidir.
Hatay'da giderek daha fazla insan aynı soruyu soruyor:
"Her afetten sonra aynı şeyleri konuşmak yerine, ne zaman farklı sonuçlar göreceğiz?"
