20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla Eğitim Sen, Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu ve SES, Hatay'da ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Kurumlar, çocuk işçiliği, yoksulluk, istismar, eğitim eşitsizliği ve mülteci çocukların yaşadığı ağır koşullara dikkat çekerek, “Devlet ve toplum çocuklardan sorumludur” vurgusu yaptı.
Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Alpin Berberoğlu ve SES Hatay Şube adına Zeynep Kırıkkaya'nın okuduğu açıklamada, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne atıf yapıldı. Açıklamada, “Her çocuğun yaşam hakkına, güvenli ortamda büyüme hakkına, eğitime eşit erişim hakkına, ayrımcılıktan korunma hakkına ve kendi kimliğini, kültürünü ve dilini özgürce yaşatma hakkına sahip olduğu” hatırlatıldı. Kurumlar, bu hakların evrensel, devredilemez ve hiçbir çocuk için pazarlık konusu yapılamaz olduğunu vurguladı.
EĞİTİM SEN: ÇOCUK HAKLARI TEHDİT ALTINDA
Eğitim Sen açıklamasında, Türkiye'de çocukların sağlık, eğitim, güvenlik ve sosyal koruma alanlarında ciddi ihlallerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Çocuk yaşta evlilikler, cinsel istismar, çocuk işçiliği ve tutuklamaların devam ettiği belirtilirken, ekonomik kriz ve yoksulluğun en ağır bedelini çocuklara ödettiği ifade edildi. Türkiye'de yaklaşık 2,3 milyon çocuk işçi bulunuyor ve son 12 yılda iş cinayetlerinde en az 770 çocuk yaşamını yitirdi.
Özellikle MESEM bünyesinde çalışan çocuk ve gençlerin staj adı altında denetimsiz ve tehlikeli işlerde çalıştırıldığı aktarıldı. Yasal olarak çocukların tehlikeli işlerde çalıştırılması yasak olmasına rağmen uygulamanın devam ettiği, son iki yılda en az 15 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiği belirtildi. Eğitim Sen, çocuk işçiliğinin devlet eliyle meşrulaştırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Açıklamada, piyasa merkezli eğitim modeli ve fırsat eşitsizliği nedeniyle çocukların eğitim hakkının ihlal edildiği, çocukların suça sürüklenmesinde yoksulluk ve eğitimden kopmanın öne çıktığı ifade edildi. TÜİK verilerine göre, suça sürüklenen çocukların büyük kısmı 15-17 yaş grubunda, erkeklerde %60, kızlarda %11, ve bu grupta okul terk oranlarının yüksek olduğu aktarıldı. Uzmanlar, yoksulluk nedeniyle çocukların ucuz iş gücü olarak sömürülmesini ve bu süreçte organize suç örgütlerine bulaşmasını vurguladı. Ayrıca, aile içi şiddet veya göç nedeniyle ailelerin dağılması çocukların korunmasız kalmasına yol açıyor. Göçmen kaçakçılığı gibi suçlarda mülteci çocukların mağduriyet oranı %9,5'e yükseliyor.
ROMAN, DOM VE ABDAL ÇOCUKLAR İLE SURİYELİ MÜLTECİ ÇOCUKLAR
Hak kayıplarının en ağır yaşandığı grupların başında Roman, Dom ve Abdal çocukları geliyor. Bu çocuklar, yoksulluk, mekânsal ayrımcılık ve toplumsal önyargıların iç içe geçtiği koşullarda büyüyor. Eğitim hayatına en başından dezavantajlı başlayan Roman çocuklar, okulda etiketleme, ayrımcılık ve dışlama ile karşı karşıya kalıyor; devamsızlık, okul terki ve çocuk işçiliği riski bu yapısal sorunların doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor. Kurum temsilcileri, Sivil Düşler Derneği ve konteyner kentlerde yaşayan bu çocukları ziyaret ederek durumlarını yerinde gözlemledi.
Savaştan kaçıp Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocuklar ise geçici ve yetersiz barınma koşulları altında yaşam mücadelesi veriyor. Konteyner kentlerde temiz su, sağlıklı yaşam alanları, güvenli oyun alanları ve hijyen koşulları sınırlı. Ailelerin ekonomik güvencesizliği ise çocukların gündelik yaşamını daha da zorlaştırıyor. Kış koşullarında ısınma sorunları, yazın aşırı sıcak ve beslenme yetersizlikleri, Suriyeli çocukların temel yaşam haklarını tehdit ediyor.
BARO ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU: ÇOCUK BİR BİREYDİR
Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, çocuk haklarının korunmasının toplumsal ve hukuki bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Çocuğa yönelik her türlü ihmal ve istismarın sıfır toleransla ele alınması gerektiği belirtildi. Çocukların okullarda, güvenli alanlarda eğitim alması gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, çocuk işçiliğine karşı durulacağı ifade edildi.
Komisyon, çocuk adalet sisteminin cezalandırıcı değil, onarıcı adalet ilkeleriyle çalışması gerektiğini belirtti. Çocuğun görüşünü ifade etme ve kararlara katılma hakkının yalnızca kağıt üzerinde değil, tüm uygulamalarda hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı. “Çocuk, beceriksiz küçük bir yetişkin değil, ailesine, toplumuna ve devletine emanet edilmiş kırılgan bir bireydir. Her ihmal ve istismar bir sistem aksaklığı değil, bir insanlık problemidir” denildi.
SES: ÇOCUK KORUMA KANUNU YETERİNCE UYGULANMIYOR
SES, 2005 yılında yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun etkin uygulanmaması nedeniyle çocuk haklarının yeterince korunamadığını açıkladı. Yoksulluk ve güvencesiz işlerde çalıştırma nedeniyle çocukların ciddi şekilde zarar gördüğü belirtilirken, çocuk haklarının ancak sosyal politika, eğitim ve diğer alanlarla bütüncül ele alınmasıyla korunabileceği vurgulandı.
Kurumlar, tüm çocukların 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'nü kutlayarak, hakları için mücadele eden çocukların yalnız olmadığını bir kez daha hatırlattı.
Foto-Haber: Nezahat Fırıncıoğulları
