6 Şubat 2023 depremlerinde ağır yıkım yaşayan Hatay’da, aradan geçen zamana rağmen kent farklı afetlerle etkilenmeye devam ediyor.
Son olarak Antakya, Defne ve Samandağ’da etkili olan şiddetli yağışların ardından çok sayıda noktada su baskınları meydana geldi, yollar çöktü, köprüler ve tarım arazileri zarar gördü.
Yağışların ardından bazı mahallelerde ciddi hasar oluştuğu bildirildi. Özellikle düşük kotlu bölgelerde suyun tahliyesinde yaşanan sorunlar, altyapıdaki kırılganlığı bir kez daha ortaya koydu. Deprem sonrası süreçte barınma sorunu, kalıcı konut eksikliği ve altyapı yetersizlikleri ise hâlâ günlük yaşamı doğrudan etkilemeye devam ediyor.
Hatay’da 2023 sonrası dönemde farklı zamanlarda yangınlar da yaşanırken, depremle birlikte ortaya çıkan çoklu kriz tablosu büyük ölçüde sürüyor. Her yeni yağış, bölgede yaşayan yurttaşlar için yeni bir risk ve yeni bir mağduriyet anlamına geliyor.
Sel felaketinin ardından CHP’li milletvekilleri bölgede incelemelerde bulunarak Hatay’ın “özel afet bölgesi” ilan edilmesi çağrısını yineledi. CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, devletin tüm imkânlarıyla sahada olması gerektiğini belirterek bu kararın artık zorunluluk haline geldiğini söyledi. CHP Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu ise birçok ilçede ciddi hasar oluştuğunu, ekili alanların sular altında kaldığını ve üç yurttaşın yaşamını yitirdiğini ifade etti.
Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan da Samandağ’da yaptığı incelemelerde benzer bir çağrıda bulunarak, esnafın ve çiftçinin ayağa kalkabilmesi için Hatay’ın acilen “özel afet bölgesi” ilan edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Milletvekillerinin saha incelemelerinde Antakya, Defne ve Samandağ’da köprülerin zarar gördüğü, yolların çöktüğü, çok sayıda ev ve iş yerinin su baskınlarından etkilendiği ifade edildi. Afet sonrası oluşan zararların giderilmesi ve yaşamın yeniden normale dönebilmesi için kapsamlı bir müdahale gerektiği yönündeki çağrılar öne çıktı.
Bölgede yaşayan yurttaşlar ise her yağışta benzer manzaraların yaşandığını, altyapı sorunlarının çözülmemesi nedeniyle günlük yaşamın giderek daha kırılgan hale geldiğini belirtiyor. Özellikle bazı mahallelerde su baskınlarının neredeyse rutin hale geldiği, bunun da hem yaşam alanlarını hem de ekonomik faaliyetleri doğrudan etkilediği ifade ediliyor.
Tüm bu yaşananların ardından tartışma yeniden aynı soruda yoğunlaşıyor:
“Hatay’ın özel afet bölgesi ilan edilmesi için daha ne yaşanması gerekiyor?”
