Samandağ’da Uzunbağ ve Mızraklı mahalleleri arasında kurulması planlanan beton santraline karşı bölge halkı bir araya gelerek protesto eylemi gerçekleştirdi. Tarım alanları, su kaynakları ve hayvancılığın zarar göreceğini belirten mahalle sakinleri, “Yaşam alanlarımızda zehir solumak istemiyoruz” çağrısıyla projeye tepki gösterdi.
Uzunbağ Mahallesi’nde yapılan eyleme çok sayıda vatandaşın yanı sıra siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de katıldı. CHP il ve ilçe yönetimleri, DEM Parti il yönetimi, TİP il ve ilçe yönetimleri, SYKP, Kaldıraç, Eğitim Sen Samandağ Şubesi, EHDAV, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Partizan, Yeniden İnşa, SES temsilciliği ile Samandağ Belediye Meclis üyeleri eyleme destek verdi.
Eylemde, bölge halkı adına genel açıklamayı Samandağ Belediye Meclis Üyesi Ferit Diker yaptı. Ayrıca Uzunbağ Mahallesi adına Mehmet Taşar, Mızraklı Mahallesi adına Kasım Aslan, EHDAV Genel Başkanı Ali Yeral, Çöğürlü Mahallesi Muhtarı Kıymet Doğru, CHP Hatay İl Başkan Yardımcısı Haydar Nur, TİP İl Başkanı Hasan Yılmaz, DEM Parti İl Eş Başkanı Naim Özbek, CHP Samandağ İlçe Parti Sözcüsü Metin Yüksek, Kaldıraç Samandağ adına Mustafa Çelik ile belediye meclis üyeleri Emrah Gümüş ve Gökhan Taşar da söz alarak destek mesajlarını paylaştı.
“GAYRİSIHHİ MÜESSESE, YERİ BURASI DEĞİL”
Ferit Diker, beton santrallerinin mevzuatta “gayrisıhhi müessese” olarak tanımlandığını hatırlatarak bu tür tesislerin yerleşim alanlarına, eğitim kurumlarına, tarım ve hayvancılık bölgelerine ve su kaynaklarına yakın kurulmasının yasak olduğunu vurguladı. Buna rağmen söz konusu projenin bu alanların ortasında planlandığını ifade eden Diker, durumun açık bir mevzuat ihlali olduğunu dile getirdi.
Santrallerden yayılan ince partikül maddelerin uzun süre havada asılı kaldığını belirten Diker, bu maddelerin doğrudan solunum yollarına ulaştığını, akciğerlerin en uç noktalarına kadar ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Diker, “Bu yalnızca çevresel bir mesele değil, doğrudan halk sağlığı sorunudur” dedi.
ASİ OVASI VURGUSU: “ÜLKENİN GIDA AMBARI TEHDİT ALTINDA”
Bölgenin tarımsal önemine dikkat çeken Diker, Asi Ovası’nın yılın dört mevsimi üretim yapılabilen nadir alanlardan biri olduğunu belirtti. Samandağ biberi başta olmak üzere narenciye, maydanoz, sebze ve meyve üretimi ile seracılık, fidecilik ve hayvancılığın bu bölgede yoğun şekilde yapıldığını ifade eden Diker, beton santralinin tüm bu üretim faaliyetlerini doğrudan tehdit ettiğini söyledi.
Santralden yayılan tozun rüzgârla geniş alanlara taşınacağını ve bitkilerin yapraklarını kaplayarak fotosentezi engelleyeceğini belirten Diker, bunun da verim kaybına ve tarımsal üretimin çökmesine yol açacağını ifade etti. Aynı zamanda arıcılığın yok olacağına ve hayvancılığın sürdürülemez hale geleceğine dikkat çekti.
“MESELE BETON DEĞİL, NEFES, SU VE TOPRAK”
Uzunbağ Mahallesi adına konuşan Mehmet Taşar, verilen mücadelenin her geçen gün büyüdüğünü belirterek, “10 gündür yalnız olmadığımızı söylüyorduk, bugün bunu herkes gördü” dedi. Halkın iradesine rağmen projede ısrar edilmesini eleştiren Taşar, ekonomik güç üzerinden dayatma yapıldığını savundu.
Taşar, “Bugün burada sadece bir projeye değil, bir anlayışa karşı duruyoruz. Mesele beton değil; nefes, su ve topraktır” diyerek projenin yaşam alanlarına yönelik bir tehdit olduğunu ifade etti. Beton santralinin hava sirkülasyonunun yoğun olduğu bir noktada planlandığını belirten Taşar, bunun çevresel etkilerinin çok daha geniş bir alana yayılacağını söyledi.
KAMU KURUMLARINA SORU: “BU PROJEYE NASIL ONAY VERİLDİ?”
Taşar, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, Devlet Su İşleri ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne çağrıda bulunarak, projenin hangi gerekçelerle onaylandığının açıklanmasını istedi. Bölgenin su kaynakları ve tarım arazileri açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Taşar, yaklaşık 120 bin kişinin sağlığının riske atıldığını ifade etti.
Projeye verilen “ÇED gerekli değildir” kararını da eleştiren Taşar, bu kararın bilimsel dayanaklardan uzak olduğunu savundu. Ormanlık alanlara yakınlığına dikkat çekerek, doğanın korunması gerektiğini dile getirdi.
“DEPREMİ YAŞADIK, BETONUN NE OLDUĞUNU BİLİYORUZ”
Mızraklı Mahallesi adına konuşan Kasım Aslan ise konuşmasında deprem gerçeğine dikkat çekti. “Biz bu topraklarda betonun ne demek olduğunu enkazların altında öğrendik” diyen Aslan, yaşanan kayıpları hatırlatarak halkın artık yaşam hakkını tehdit eden hiçbir projeyi kabul etmeyeceğini söyledi.
Deprem sonrası acil ihtiyaç gerekçesiyle kurulan beton santrallerinin bugün kalıcı hale getirilmek istendiğini ifade eden Aslan, bunun kabul edilemez olduğunu belirtti. “İnşaatların büyük ölçüde tamamlandığı bir süreçte bu ısrarın anlamı nedir?” diye soran Aslan, bunun rant odaklı bir yaklaşım olduğunu savundu.
“BİR AVUÇ SERMAYE İÇİN BU BÖLGE FEDA EDİLEMEZ”
Bölgenin önemli bir hava koridoru olduğuna dikkat çeken Aslan, beton santralinin bu alana kurulmasının yalnızca bir hata değil, doğrudan çevreye ve halk sağlığına yönelik bir müdahale olduğunu söyledi. “Bir avuç sermaye daha fazla kazansın diye bu bölgenin havasını kirletemezsiniz, suyunu tehdit edemezsiniz, tarımını yok edemezsiniz” ifadelerini kullandı.
Uzunbağ’dan Mızraklı’ya, Yaylıca’dan Yeşilköy’e, Tomruksuyu’ndan Fidanlı’ya kadar geniş bir bölgenin bu projeye karşı olduğunu belirten Aslan, mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.
“BU MÜCADELE DEVAM EDECEK”
Eyleme katılan vatandaşlar, beton santraline karşı mücadeleden geri adım atmayacaklarını belirterek yaşam alanlarını koruma kararlılıklarını yineledi. Açıklama, sık sık atılan “Beton santraline hayır” sloganlarıyla sona erdi.
