Neslihan Sağaltıcı yazdı... AĞAÇLARLA NE DERDİNİZ VAR?

Neslihan Sağaltıcı yazdı... AĞAÇLARLA NE DERDİNİZ VAR?

AĞAÇLARLA NE DERDİNİZ VAR?


Depremde yıkılan evlerin enkazı kaldırılmadan, kesilen ağaçların gölgesi kurumadan yeni bir talan başlıyor. Hatay’dan Akbelen’e, Dikmece’den İkizköy’e kadar aynı manzara: Her yer beton, her yer maden sahası, her yer toz toprak. Sanki bu topraklarda nefes alan insanın, kuşun, ağacın hiçbir kıymeti yokmuş gibi davranılıyor.

HATAY’DA ENKAZ ÜSTÜNE BETON

6 Şubat depremlerinden sonra Hatay’ın önceliği belliydi: İnsanların güvenle barınabileceği, sağlıklı yaşam alanları oluşturmak. Fakat sahada gördüğümüz, beton blokların hızla dikildiği, tarım arazilerinin yapılaşmaya açıldığı bir tablo. Evlerini hâlâ teslim alamayan binlerce aile var ama rant kokusu alınan her yere kepçeler girmiş durumda.
Dikmece’de zeytinliklere el uzatıldı, Samandağ’da konut yapılacak gerekçesiyle Mağaracık’ta başlayan müdahale Hıdırbey, Vakıflı ve şimdi de Kurtderesi’ne uzandı. Narenciye bahçeleri, zeytinlikler hedef alındı. Üstelik ağaçlar meyveye durmuşken ve halkın tapulu toprağıyken… Mahalleli toprağına, ağacına, suyuna sahip çıkmak için ayağa kalktı. Çünkü biliyorlardı: Bu topraklar, bu ağaçlar; yaşamın, emeğin ve belleğin ta kendisi.


AKBELEN’DE AĞAÇLAR YERE SERİLDİ
Muğla’nın Akbelen ormanlarında kömür sahasını genişletmek için yüzlerce ağaç kesildi. İkizköylülerin yıllardır sürdürdüğü direniş, jandarma barikatlarının gölgesinde bastırılmaya çalışılıyor. Enerji politikası adı altında doğa yok ediliyor; oysa bu ağaçlar, o köyün nefesi, geleceği.


ORTAK PAYDA: HALKIN YAŞAM HAKKI
Deprem bölgesinde konteynerden çıkarılmaya zorlanan aileyle, zeytinlikleri kesilen köylünün kaderi aynı noktada buluşuyor: Halkın yaşam hakkı, sermaye ve beton politikalarının altında eziliyor. “Kalkınma” diye dayatılan şey, aslında doğanın talanı ve halkın iradesinin yok sayılması.


ÇELİŞKİNİN AĞIRLIĞI
Bir yanda Hatay’da narenciye bahçeleri, zeytinlikler yok ediliyor; Akbelen’de yüzlerce yıllık çamlar kesiliyor. Deprem bölgesindeki köylüye “toprağını terk et” deniliyor. Öte yanda Tarım Bakanı çıkıp Suriye’ye sera desteği açıklıyor. İnsan sormadan edemiyor: Kendi halkının ağaçlarını, toprağını korumayan, köylüsünün alın terini hiçe sayan bir yönetim hangi vicdanla başka topraklara umut vaadinde bulunabilir?
Bir ülke düşünün; her köşesinde ağaçlar kesiliyor, dereler kurutuluyor, tarım alanları betonla kaplanıyor. Ve sonra dönüp halka, “Size barınma sağlıyoruz, size enerji sağlıyoruz” deniliyor. Peki nefes almadan, toprağa basmadan, yeşili görmeden yaşamak mümkün mü?
Soruyorum: İktidarın ağaçlarla, doğayla, halkın nefesiyle alıp veremediği nedir?
Neslihan Sağaltıcı

Image

CEMRE GAZETESİ
Tel. : (326) 000 000 00 00
GSM : (326) 000 000 00 00
Adres Samandağ / HATAY

HIZLI MENU

HATAY

Hava Durumu Veri Kaynağı: weather forecast Samandag 30 days