1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Samandağ’da sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek yürüyüş ve miting düzenledi.
1 Mayıs Dünya İşçi ve Emekçilerinin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kapsamında Samandağ’da sendikalar, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum kuruluşları Eski PTT önünde toplandı.
Buradan kortej halinde yürüyüşe geçen kalabalık, 75. Yıl Alanı’na kadar sloganlar eşliğinde ilerledi. Yürüyüş boyunca “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Yaşasın 1 Mayıs”, “Hatay halkı vekilini istiyor”, “Alevi halkı yalnız değildir” ve “Unutmak yok, affetmek yok” sloganları atıldı.
Etkinlik, 75. Yıl Alanı’nda yapılan miting ve Grup Kaldırım konseriyle sona erdi.
“1 MAYIS EMEKÇİLERİN TARİHSEL MÜCADELE GÜNÜDÜR”
Mitingde 1 Mayıs Tertip Komitesi adına Mustafa Çelik ve KESK adına Hüseyin Ali Atar konuşma yaptı.
Tertip Komitesi adına konuşan Mustafa Çelik, sözlerine “Yaşasın 1 Mayıs! Tihya Evvel Eyyar! Biji Yek Gulan!” ifadeleriyle başladı. 1 Mayıs alanını dolduran tüm katılımcıları selamlayan Çelik, günün dünya işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü olduğunu söyledi.
Çelik, yüzyıllardır işçilerin 1 Mayıs’ta alanlara çıkarak emeğin iktidarı için mücadele ettiğini belirtti. Bugün de dünyanın birçok yerinde işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve doğa savunucularının aynı anda alanlarda olduğunu ifade etti.
Dünya genelinde artan savaşlara dikkat çeken Çelik, ABD, NATO ve Avrupa Birliği ülkelerinin farklı coğrafyalarda halklara karşı baskı ve müdahalelerini sürdürdüğünü savundu. Venezuela’dan İran’a, Rusya’dan Çin’e uzanan politikaların hegemonya mücadelesinin sonucu olduğunu ifade eden Çelik, Küba’ya yönelik söylemleri de eleştirdi.
Geçmişte “demokrasi” gerekçesiyle Vietnam, Afganistan ve Irak gibi ülkelere yapılan müdahalelerin bugün açık ekonomik ve jeopolitik çıkarlarla sürdüğünü dile getirdi.
BÖLGESEL SAVAŞLAR VE SURİYE VURGUSU
Konuşmasında Suriye’deki savaşa da değinen Çelik, 2011’den bu yana süren çatışmalarda yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiğini, başta Arap Aleviler olmak üzere Kürtler, Dürziler, Arap Hristiyanlar, Çerkesler ve Türkmenlerin zarar gördüğünü söyledi.
8 Aralık 2024 sonrası HTŞ’nin iktidara gelişiyle birlikte saldırıların arttığını öne süren Çelik, farklı topluluklara yönelik şiddetin sürdüğünü ifade etti. Bu sürece bölgesel ve uluslararası güçlerin destek verdiğini savundu.
Halkların direnişinin belirleyici olduğunu belirten Çelik, ancak bu direnişin örgütlü hale gelmesi gerektiğini vurguladı. “Önümüzde duran görev budur” diyerek konuşmasını sürdürdü.
NATO ZİRVESİNE TEPKİ
Çelik, NATO’nun Türkiye’de yapmayı planladığı zirveye de tepki gösterdi. 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacağı belirtilen toplantıya karşı olduklarını ifade eden Çelik, NATO’nun bölge halkları için tehdit olduğunu söyledi.
68 kuşağına atıf yapan Çelik, “Denizlerin, Mahirlerin, İboların mirasını taşıyoruz” diyerek NATO karşıtı mücadele çağrısında bulundu.
EKONOMİK KRİZ VE GEÇİM SIKINTISI
Konuşmanın devamında ekonomik krize değinen Çelik, savaş politikalarının hayat pahalılığını artırdığını söyledi. Petrol, doğal gaz, elektrik ve temel gıda ürünlerine gelen zamlarla halkın geçim sıkıntısının büyüdüğünü ifade etti.
Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını belirten Çelik, emeklilerin durumunun daha da ağır olduğunu söyledi. Tarımda yaşanan sorunlara da değinen Çelik, üreticinin maliyetler karşısında zorlandığını dile getirdi.
SENDİKALAR VE ÖRGÜTLENME VURGUSU
Çelik, işçi sınıfının örgütsüzlüğüne dikkat çekerek sendikal yapının zayıfladığını ifade etti. Bazı sendikaların emekçilerin çıkarlarını temsil etmekten uzaklaştığını savundu.
Doruk Maden işçilerinin mücadelesini örnek gösteren Çelik, örgütlü direnişin önemine vurgu yaptı. Emekçilerin ancak birlik halinde kazanabileceğini söyledi.
TOPLUMSAL ÇÜRÜME VE SOSYAL KRİZ
Konuşmasında toplumsal sorunlara da değinen Çelik, şiddet, kadın cinayetleri, uyuşturucu ve çeteleşme gibi sorunların arttığını belirtti. Eğitim ve sağlık sistemlerindeki sorunların da yapısal olduğunu ifade etti.
Eğitimin ticarileştiğini, sağlık hizmetlerinin ise erişilemez hale geldiğini savunan Çelik, bu tablonun toplumsal çürümeyi derinleştirdiğini söyledi.
DEPREM SONRASI HATAY VURGUSU
Çelik, Hatay’daki deprem sürecine de geniş yer verdi. Konteyner kentlerin kaldırılmasına yönelik tartışmaları eleştirerek, yeniden inşa sürecinin yetersiz olduğunu söyledi.
Konutların tamamlanmadığını, yaşam koşullarının düzelmediğini ifade eden Çelik, bölgedeki sorunların devam ettiğini belirtti.
“ÇÖZÜM ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDİR”
Konuşmasının sonunda Çelik, çözümün örgütlü mücadeleden geçtiğini söyledi. Emekçileri örgütlenmeye çağıran Çelik, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
“MÜCADELE EKMEK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİDİR”
KESK adına konuşan Hüseyin Ali Atar ise 1 Mayıs’ın yalnızca bir kutlama değil, işçi sınıfının hak arama ve mücadele günü olduğunu söyledi.
Atar, tarihsel olarak işçi sınıfının sömürüye karşı verdiği mücadelenin bugün de devam ettiğini belirterek, ekonomik kriz, yoksulluk ve sosyal adaletsizliklerin temelinde kapitalist sistemin bulunduğunu ifade etti.
Dünyada yaşanan savaşlara da değinen Atar, bu süreçlerin emekçilerin yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek, savaşların ve krizlerin faturasının her zaman işçilere ve yoksul halka kesildiğini söyledi.
Sendikal örgütlenmenin zayıflamasına dikkat çeken Atar, emekçilerin ancak birlik ve dayanışma içinde hareket ederek haklarını koruyabileceğini ifade etti. Eğitimden sağlığa, çalışma yaşamından sosyal hayata kadar birçok alanda yaşanan sorunların sistemsel olduğunu vurguladı.
Konuşmasını “Yaşasın 1 Mayıs”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” ve “Halkız, haklıyız, kazanacağız” sözleriyle tamamladı.
