Samandağ’da sosyal medya üzerinden açılan fake hesaplar, yerel siyasetin en etkili ve en tartışmalı araçlarından biri haline gelmiş durumda. Bu hesaplar yalnızca paylaşım yapan anonim sayfalar değil; aynı zamanda siyasi gündemi şekillendiren, tartışmaları yönlendiren ve kamuoyunda algı oluşturan aktörler olarak görülüyor.
Gerçek kişi ya da kurum adı taşımayan bu hesaplar, belediye yönetiminden siyasi partilere, yerel yöneticilerden parti içi tartışmalara kadar birçok konuda içerik üretiyor. Zaman zaman yapay zekâ ile hazırlanmış görseller, metinler ve manipülatif içeriklerle desteklenen paylaşımlar, kısa sürede geniş kitlelere ulaşıyor ve ilçe gündemini belirleyecek kadar etkili hale geliyor.
Asıl kırılma noktası ise burada başlıyor: Bu hesaplar sadece var oldukları için değil, etkileşim gördükleri için büyüyor. Yani mesele yalnızca fake hesapların üretmesi değil; onlara verilen yorum, paylaşım ve dolaylı meşruiyet.
İlçede birçok siyasetçi ve destekçisi bu hesapları açıkça eleştiriyor. Ancak dikkat çeken bir çelişki var: Aynı hesaplar kendi siyasi çizgilerini desteklediğinde kısaca “kendi tarafına çalıştığında” görmezden geliniyor. Bu durum, sorunun sadece teknik değil, aynı zamanda siyasal kültürle ilgili olduğunu da gösteriyor.
Bazı hesapların ise kendi içinde birbirini “fake” olmakla suçlaması, sosyal medyada yaşanan karmaşanın ve denetimsizliğin geldiği noktayı ortaya koyuyor. Gerçeklik iddiası bile anonim hesaplar arasında tartışmalı hale gelmiş durumda.
Bir başka tartışma başlığı da bu hesapların neden açık kimlikle konuşmadığı. İlçede yaygın kanaatlerden biri, bazı paylaşımların belirli siyasi çevrelerle bağları zedelememek, eleştiriyi dolaylı yürütmek ya da kişisel çıkarları korumak amacıyla anonim şekilde yapıldığı yönünde. Başka bir ifadeyle, herkesin söylediği ama kimsenin üstlenmediği bir “ne şiş yansın ne kebap” dili oluşmuş durumda.
Bu tablo yalnızca sosyal medya problemi olarak da görülmüyor. Çünkü bu içerikler kahvehanelerde, sokakta, parti toplantılarında gerçek birer siyasi argümana dönüşüyor; siyasetçiler bu gündemlere yanıt üretmek zorunda kalıyor. Böylece gerçek sorunlar ile sosyal medya üretimli tartışmalar iç içe geçiyor.
Samandağ’ın deprem sonrası çözüm bekleyen çok sayıda temel meselesi varken, yerel siyasetin kimliği belirsiz hesapların ürettiği içeriklerle şekillenmesi ciddi bir demokratik sorun olarak değerlendiriliyor.
Burada en kritik nokta şu: Eğer fake hesaplar gerçekten sorun olarak görülüyorsa, bunun sorumluluğu yalnızca hesapların kendisine yüklenemez. Bu hesaplara tepki gösterip aynı zamanda onlardan fayda sağlayan, etkileşim vererek büyüten ve kendi işine geldiğinde sessiz kalan siyasi kültür de bu tablonun parçası.
Çözüm teknik değil, davranışsal bir tutarlılık gerektiriyor. Kimden gelirse gelsin, anonim hesapların ürettiği hakaret, itham ve manipülasyon içeren içeriklerin paylaşılmaması, yorumlanmaması ve siyasal gündemin merkezine taşınmaması gerekiyor.
Aksi halde bugün şikâyet edilen bu yapı, yarın daha güçlü bir biçimde geri dönüyor.
Samandağ’da artık şu soru kaçınılmaz hale gelmiş durumda:
Yerel siyaseti halkın açık iradesi mi belirliyor, yoksa kimliği belirsiz hesapların ürettiği ve herkesin işine geldiğinde sahiplendiği bir dijital gölge düzeni mi?
