Bursluluk Birincileri Samandağ’dan Bursluluk Birincileri Samandağ’dan

Samandağ 1 Mayıs Tertip komitesinin “Deprem suçlularına, ekonomik krize, emperyalist savaşa karşı 1 Mayıs'ta alanlara!” sloganıyla düzenlediği 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü yoğun katılımla gerçekleşti.
Sendikalar, Dernekler, Siyasi parti ve Sivil toplum Örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirilen 1 Mayıs kutlamaları saat 12:00’ da yıkılan Eski Samandağ Belediyesi önünde toplanan kitlenin PTT önünde bulunan toplanma alanına kadar yürüyüşüyle başladı.
Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay’ın da katıldığı 1 Mayıs kutlamalarında kitle ellerinde pankartlar, dövizler, bayraklar taşıyarak sloganlar eşliğinde yürüdü.
Yürüyüş yapan kitleye çevredeki vatandaşlar alkışlarla, ıslıklarla destek verirken, bazı esnafların yürüyüş yapan kitleye su ikram ettiği gözlemlendi.
Çocuğundan gencine, işçisinden emeklisine, kadın erkek depremzede vatandaşların katıldığı bir Mayıs kutlamalarına deprem suçları ve ekonomik kriz damga vurdu.
Miting alanına ulaşan kitle konuşmaların ardından halay çekti.
1 Mayıs Tertip Komitesi adına yapılan konuşmada “ Yeni bir yaşam direniş ve örgütlenmeyle mümkün. Yaşasın ortak mücadelemiz. Bugün 1 Mayıs işçilerini, öğrencilerin, kadınların, halkların mücadele ve direniş günü. Hepinize bu direniş davetimize hoş geldiniz. Bugün 1 Mayıs. Bundan 138 sene önce Chicago’da 8 saatlik iş günü için. Daha özgür bir dünyada yaşamak için mücadele edenler bugün burada deprem sürecinde gelişen mücadelelerde dayanışmaları da yeni bir yaşam talebinde ifade. Devletin katliama çevirdiği deprem sürecini unutma. Çıkacağız, affetmeyeceğiz, hesap soracağız sesini de ifadesini buluyor. 1.977 Taksim 1 Mayısın da özgür bir dünya için direnenler Bu uğurda hayatını feda edenler bugün burada bizlerin Atan yüreklerinde haykırdığı sloganlarla karşılık buluyor. Selam olsun Chicago’ da direniş ateşini yakanlara. Selam olsun 1977’den bugüne Taksim’de direniş ateşini devrim ateşiyle hazırlayanlara selam olsun, insanlığın özgürlük mücadelesini büyüten kadınlara, öğrencilere, halklara selam olsun. Deprem sürecinde unutmak yok, affetmek yok. Helalleşmek yok siarıyla hayranlara “acımız da büyük öfkemiz de” diyerek birbirimize sahip çıktık, çıkmaya devam ediyoruz. Depremin birinci yıl dönümünde yerel yönetim ve iktidarın deprem döneminde yaşadıklarının hesabını sormak için binlerce kişi yürüdük. Depremin ilk gününden bugüne ma Rıhna , Nıhna hon dedik ve şimdi de Samandağ’ı Antakya’ya yeniden kurma iradesini sürdürüyoruz. Faşist devlet deprem sürecinde halklar adına katliama dönüştürmüştür. Siyasi bir tutum alarak başta arap Alevi halkı olmak üzere Antakya halklarına ölüme terk etmiştir. Devletin bu tutumu bugün sürmektedir. Depremi bahane ederek Samandağ’ın Antakya’nın doğasını ve coğrafyasını, kültürünü, tarihini, yok etmeye çalışıyorlar. Yaşam alanlarımıza dokunulmasına izin vermeyeceğiz.
“SORUNLARIMIZ AĞIRLAŞIYOR”
Depremden bu yana yaşadığımız sorunlar çözülmek bir yana daha da ağırlaşıyor. Devlet ülke genelinde olduğu gibi bizim coğrafyamızda da yağma rant ve savaş ekonomisini büyütme telaşında zeytinlikler tarım arazileri ormanlar patronların ihtiyacına göre maden sahasına dönüştürülüp yok ediliyor rezerv alan yasasıyla evlerimize tarihimize kültürümüze el koyuyorlar her sene yüzlerce kuş türünün ziyaret ettiği mülakat cennetine moloz sahasına dönüştürerek yok etmeye çalışıyorlar Dikmece'de zeytinliklerimize yaşam alanlarımıza tarım alanlarımıza el koyuyorlar Yayladağı’nda ve Antakya'nın her alanında taş ocakları kurmaya çalışıyorlar doğamızı yok etmeye çalışıyorlar yaşam alanlarımıza Fabrikalar kuruyorlar çekmecede Gazi Mahallesi'nde az hasarlı orta hasarlı binaların olduğu mahalleler rezerve falan ilan ediliyor evimize tarihimize varlığımıza el koyuyorlar depremin üzerinden 15 ay geçmesine rağmen hala çadırda yaşıyoruz sağlık hizmetine erişemiyoruz konteyner alanlar her yağmurda sular altında kalıyor sivrisinekler var haşerelerle birlikte yaşıyoruz hastalık almış başını gidiyor çocuklarımız eğitime erişemiyor işsizlik ve yoksulluk her geçen gün büyüyor hala enkazlarda kazandığı bedenlere ulaşamayan aileler var Çocukları Kayıp olan yüzlerce insanımız var ve devlet Bu sorunlara yönelik sorulara hiçbir Yanıt vermiyor çünkü suçlular ve hesaplarının boyu dağları aştı.
“PEKİ BİZ NE YAPIYORUZ?”
Dikmece’ den Milleyha’ya Çekmeceden Yayladağı’na, Yediden 70 yediye herkesle bir araya gelip mücadele ederek. Yaşamamıza. Memleketinize sahip çıkıyoruz. Depremin başından itibaren kurduğumuz dayanışmaları ala yaşam alanlarımıza dönük her saldırının karşısında duruyoruz. Deprem sürecinde yöneten bizler bugün de her müdahaleye yönelik ortaya koyduğumuz direnişle. Yönetebileceğiniz ortaya koyuyoruz. Gençler geleceklerine sahip çıkmak, özgür ve eşit bir dünya kurmak için baskılara karşı mücadele ediyor. Sınıf sıralarından sokaklara çıkan liseliler, özgürleşmek için alanları dolduruyor. Kadınlar sokakları, evleri, yaşamlarını, emeklerini kurdukları mücadele hatlarından aldıkları güçle özgür eleştiriyorlar. Deprem dayanışmalarını dan 40 gün hüznümüz isyanımızdır eyleminden bugüne. Ortaya koydukları mücadele bütün bir toplumu değiştirme, dönüştürme iradesini ortaya koyuyorlar. Egemenler kaybedecek. Direnen halklar kazanacak. Kapitalist, emperyalizm girdiği. Bir ekonomik krizi çözmek için savaşı büyütmektedir. Savaş dünyanın her tarafında yayılmaktadır ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu savaşa dünden hazırdır. Suriye savaşı sürecinde aldıkları görevi sürdürmek istiyorlar. Israil’e atılan füzeler, kürecik ve incirlik üstlerinden imha ediliyor. Devlet Filistin’e dönük saldırılarda. İran’a yönelik saldırılarda açıkça tarafını belli etmektedir. NATO uşağı olarak görevini yapmaya devam etmektedir. Şimdi ise Kürt halkına yönelik bir savaş girişimi tekrar hazırlanmaktadır. Bu durum yağma, rant ve savaş ekonomisini beraberinde getiriyor ve biz emekçiler her geçen gün yoksul ulaşıyoruz. Çalışma koşullarımız daha kötü bir hal alıyor. Onlar her geçen gün karlarına kar katıyor ken. Bizler eve 2 ekmek götüremiyoruz. Kiranızı ödeyemiyoruz ve bu durum bizler savaşı durdurma yazsak. Eğer daha da kötüleşecek, savaşı durduracak tek güç ise halkların ortak mücadelesidir. İşçilerin, emekçilerin, halkların, öğrencilerin örgütlü direnişi savaşı durduracak tek güçtür. Devletin bölgeye yönelik emperyalist ülkeler adına büyüklüğü, savaşı deprem sürecinde bizlere de savaş açarak sürdürmüştür. Antakya halkına karşı bir savaş yürütülmüştür. Hem Antakya’da hem de Anadolu’da halklara, işçilere, öğrencilere, kadınlara yönelik yürütülen bu savaş bir direnişle karşılaşmaktadır. Filistin’e yönelik müdahalelere karşı Türklere yönelik saldırılara karşı Anadolu halkları mücadeleyi sürdürmektedir. Yerel seçimler sürecinde ise ortaya çıkan tabloda son 20 yılın seçimi en düşük katılım oranıyla halkın seçimi ve bu sisteme olan güvensizliği açığa çıkmıştır. Seçilmiş iradenin de kayyumlar tarafından gaspına karşı sokakta direnişle zafer kazanabileceğini ortaya koymaktadır. Depremin yıl dönümünde 10 binlerle meydanları dolduran bizler Antep Başpınar sanayisinde hakları için direnen tekstil işçileri başta olmak üzere direnen bütün işçiler erkek devlet şiddetine karşı sokakları terk etmeyen kadınlar. Nevruz’da milyonlarca meydanları dolduran Kürtler doğasını koruyan köylüler her fırsatta özgürlük diye haykıran öğrenciler, halktan halka dayanışma köprüsü kuranlar egemenlere karşı mücadeleyi büyütmektedir.
Suriye savaşına karşı gelişen direnişten Armutlu gezi direnişine, deprem sonrası dayanışmaya ve bugüne kadar iktidar karşısında geri adım atmayan Antakya halkı kendi kaderini eline almaya çalışıyor. Halkın kültüründe tohumla anmış direniş ve dayanışma kültürü daha da güçleniyor. Mücadele büyüyor, selam olsun direnişi bitenlere şimdi daha çok el ele vermenin daha çok ortaklı aşmanın, kendi şehrimizi kendi emeğimizle yeniden yaratmaya yönündeki çabamızı daha da güçlendirme zamanı. Şimdi taleplerimizi daha bir bir biçimde haykırma zamanı. Şimdi yeni bir yaşam kuracağız iradesini büyütme zamanı. Şimdi unutmayacağız. Affetmeyeceğiz, hesap soracağız, sesini büyütme zamanı. Şimdi kendi kaderimizi elimize almanın zamanı. Şimdi seçilmiş iradenize can Atalay ya daha çok sahip çıkma zamanı. Şimdi savaşa karşı direnişi örgütleme zamanı. Şimdi ekonomik krize, yoksulluğa, baskılara karşı direnişi geliştirmenin zamanı. Özgür ve eşit bir dünya, bizlerin ortak mücadelesiyle mümkün. Yaşasın 1 Mayıs, Tihya Evvel Eyyar, Biji Yek Gulan” ifadelerine yer verildi.
Foto-Haber: Neslihan Sağaltıcı
 

Editör: Nezahat Fırıncıoğulları