İnşaat İkinci Çeyreğe Zayıf Başladı İnşaat İkinci Çeyreğe Zayıf Başladı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık grup toplantısında Hatay’da yaşanan rezerv alan mağduriyeti hakkında konuştu.                        
DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Başkanı Mertcan Titiz ile Hatay Deprem Dayanışması, Suruç Aileleri ve Tüm Emekliler Sendikası’nın da katıldığı Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, konuşmasında rezerv alan mağduriyeti ile ilgili “Acılar yarıştırılmaz. Ama kentini, yakınlarını, çocukluğunu belki de bir kısmımız geleceğimizi bu depremle kaybettik arkadaşlar. Bugün gündemi özel olarak en sona bırakmak istedim. Ve burada şimdi rezerv alan mağdurları da aramızda, deprem mağdurları da aramızda.  Rezerv alan bu ülkede başka bir gündem çok da önemli bir gündem. 
Ölüm, rant, talan ve sömürü AKP’nin parolasıdır. Bugün aramızda Defne’den, Antakya’dan Samandağ’dan arkadaşlarımız gelmiş, kendilerine bir kez daha hoş geldiniz diyorum. 
Deprem yaktı, yaraladı. İktidar görevini ilk gün yerine getirmedi ama hala yerine getirmiş değil. Aradan bir buçuk sene geçmiş olmasına rağmen ilk günlerde enkaz altında depremzedeler ölüme terk edildi, şimdi ise yaraları sarılmayarak, şimdi ise doğru düzgün bilgilendirilmeyerek, şimdiyse konutları yapılmayarak, şimdi ise geleceksiz, belirsiz bir atmosfer içinde bırakılarak depremzedeler diri diri aslında toprağa gömülmüş durumda. Defne, Antakya, Samandağ, İskenderun hâlâ üvey evlat muamelesi görüyor. Depremzedeler hâlâ yaşamlarını konteynırlarda, çadırlara sığdırmış durumda.
 Rezerv alanla ilgili yasa bu parlamentoda çıktığı andan itibaren ilk uygulandığı yer Hatay oldu. Depremzedelere hiçbir açıklama dahi yapılmadan mülkiyetlerine el konuldu. Rezerv alan ilan edilen yerlerdeki mülk sahiplerinin planlama ve onay süreçlerinde inanın hiçbir aşamasında yoklar. Biz biraz önce depremzede arkadaşlarımızla grup salonumuzda bir görüşme yaptık ve onlar bir kez daha aktardı. Gelecek belirsiz, ne olacağı belirsiz, rezerv alan ilan edilen yerlerdeki tasarruf nedir belirsiz. “Dilekçe veriyoruz karşılığı yok” diyorlar. Dilekçeler çalışmıyor, emlak çalışmıyor. Evraksız çalışan bir devlet var. Kağıtsız çalışıyor, kara düzen çalışıyor, ne yaptığı ne yapmak istediği belli değil. Rezerv alan sınırları içinde kalan yapıların yıkılıp yerlerine yenilerinin yapılması için mülk sahiplerinin rızası alınmış değil. 
Oluşacak yeni inşaatların maliyetlerini yine depremzedeye yüklüyorlar. Rezerv alan yasası, mülkiyet hakkını ihlal eden bir yasadır. Çıkarılacak faturayı ödeyemeyecek durumda olan yani rezerv alanda düşünün ki bir yeni ev yapıldı ama. O depremzede veya ki biliyorsunuz deprem o kadar geniş bir yeri yaptı ki insanların sadece evi yıkılmadı, iş yerleri de yıkıldı. Dolayısıyla insanlar işsiz de kal. Dolayısıyla gelirleri de yok. Dolayısıyla depremzede aynı zamanda bir kuru ekmeğe muhtaç durumda ve diyor ki 6.000 TL 4.500 liradan başlıyor, 6.000- 7.000 liraya kadar. Bu parayı ödeyerek evine alabilirsin diyor. Peki onun iyi kötü bir mülkü vardı, iyi kötü 2 odalı başını sokacağı bir yer vardı. Bu parayı ödeyemeyecek. Dolayısıyla artık orada mülkün yokmuş gibi davranılacak. Bu hangi adalete sığar? Hangi vicdana sığar? Ama bu iktidar sığdırıyor vicdanını çünkü cüzdanını doldurmak istiyor. 
Rezerv alan yasası biraz önce söyledim. Mülkiyet hakkını ihlal ediliyor ve bunun faturasını depremzedelerin üstüne yıkıyorlar. Az hasarlı binalara tadilat ve güçlendirme izni verilmiş, yurttaş az hasarlı binasını büyük masraflar yaparak güçlendirmiş, hasarını gidermiş ve şimdi orada normal hayatını sürmeye çalışırken, ansızın mülk sahiplerine bir bilgi notu geliyor. 
Tebligat bile diyemiyoruz. Çünkü biraz önce avukat arkadaşlar da anlattı. Resmi tebligat olsaydı diyor biz davamızı açabilirdik. Bizi o kadar belirsiz bırakıyorlar ki. Hukuk yolunu da kapatmış oluyorlar bu şekilde. Ve az hasarlı binalar da rezerv alanı içindeyse ve sen ona para koyup güçlendirmişsen ve biz bunları yıkacağız diyorlar bunun. Bu hiçbir vicdana sığmaz. Buna söyleyecek kelime bile bulamıyor. E rezerv alan mağdurlarının talepleri var. Rezerv alan depremzedelerin mağduriyetine dönüşmüştür. Bu mağduriyet derhal giderilmelidir. Depremzede sonuç istiyor, barınacak, ev istiyor, çalışacak, dükkan istiyor, iktidar ve yandaşları her şeyi Allah’ın lütfu olarak gördükleri gibi depremi de şu an Allah’ın lütfu olarak görüyorlar ve depremzedeyi bir müşteri olarak ondan para kazanılacak, yandaş inşaat firmaları ceplerini dolduracak bir müşteri gözüyle bakılıyor. Bu dünyanın neresinde vardır? Hiçbir yerinde böylesi yok. 
O depremin bütün masrafını karşılamak kamu ya ait. Kamu kaynaklarından o evler, o iş yerleri yapılıp depremzede geri verilmelidir. Özellikle işini kaybetmiş depremzedeler, yoksullar, mülksüzleştirme isteniyor. Bunu kabul edemeyiz.
 Ve Hatay için diğer deprem bölgelerinden bir miktar farklı olan bir durum söz konusu. Değerli arkadaşlar, değerli Türkiye halkları Hatay’da bizler bunu çok dile getirdik. Parlamentoda da dışarıda da demografik yapı değiştirilmek isteniyor. Arap Alevileri yaşadıkları mahallelerden çıkarılmak isteniyor. Zaten rezerv alan ilan edilen mahalleler Arap Alevilerinin yoğun yaşadığı mahalleler ve buraya özellikle dışarıdan. Göçle gelen değişik şekillerde gelen insanlar yerleştirilmek isteniyor, işte biraz önce dedim ya evini alamayacak, mülksüz kalacak olan insanların hakkı olan evleri farklı insanlara vererek oradaki demografik yapı değiştirilmek isteniyor. Buradan Alevi Arap Alevi halkı sesini yükseltiyor, buna izin vermeyi istiyor, buna karşı direneceğiz diyor. Buna karşı biz yaşam hakkımızı istiyoruz diyor. Dilimiz, kültürümüz, demografik yapımız değişmesini istiyoruz diyor. Mahallemizin kültürel dokusu korunsun, kentimizin kültürel dokusu korunsun diyor. Evet biz de aynısını diyoruz. Bunların tam da depremzedelerin taleplerinin tamamının hayata geçmesi gerekiyor. Depremden korunmak için yapıyoruz bunları diyor iktidar. Evet depremden korunmaya evet ama yağmaya hayır. Değerli depremzede kardeşlerim bizler ilk günde olduğu gibi bugün de yarın da sizlerin yanında olacağız. Parlamentoda, mahallede, sokakta, her yerde beraberiz. Dayanışmayla bugüne kadar geldik. Bundan sonraki bütün haklarımızı dayanışarak örgütlenerek ortak mücadele ederek. Bütün haklarımızı alacağız. Acılarımızı paylaşarak azaltmaya çalıştık. Bir yandan haklarımızı, hayatlarımızı, kültürümüzü korumak istedik. Başımızı sokacak bir evimiz olsun istedik ve bütün mücadelemizi bizler bunun için verdik. Dediğim gibi dün olduğu gibi de bugün de Dem Parti olarak depremzedelerin yanında olmaya devam edeceğiz.” İfadelerine yer verdi.
Foto-Haber: Neslihan Sağaltıcı
 

Editör: Nezahat Fırıncıoğulları