Çukurova Emek ve Demokrasi Güçleri'nin çağrısıyla Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay'dan gelen yüzlerce kişi, Suriye'de Alevi, Kürt, Dürzi ve Süryanilere dönük saldırıları protesto etmek için Hatay'ın Yayladağı Sınır Kapısı'nda buluştu.
Suriye'de Halep ve çevresinde tırmanan çatışmalara karşı Yayladağı Sınır Kapısı'na yürüyen demokrasi güçleri; HTŞ saldırılarına, kadın savaşçılara yönelik işkencelere ve etnik temizlik girişimlerine tepki gösterdi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve beraberindeki heyet, "Suriye'deki ateşi söndürelim, barışa ve diyaloğa hizmet edecek bir dil kullanalım." çağrısında bulundu.
Eyleme DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, HDK Eş Sözcüleri Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu, DEM Parti milletvekilleri George Aslan ve Zeki İrmez, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Didem Göçer, SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, TÖP PM Üyesi İpek Karanfil, SODAP MYK Üyesi Orhan Kok ve DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete katıldı.
“HALEP'TEKİ SALDIRILAR BARIŞ SÜRECİNE SIKILAN BİR KURŞUNDUR”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, eylemde yaptığı uzun konuşmada saldırıların siyasi bağlamına, uluslararası güç dengelerine ve Türkiye'nin söylemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları'nın açıklamasının tümü, gazetecilik ilkelerine uygun biçimde aşağıda yer almaktadır:
“Değerli halklarımız, bugün bizler bütün dünyaya Suriye'ye, Şam'a ve her yere, Suriye'nin sınırından Yayladağı Sınır Kapısı'ndan sesleniyoruz. İki hafta önce burada Türkiye'den gelen bütün savaş karşıtları, barış yanlıları, Alevi kurumları, demokrasi güçleri mesajlarını iletmiş ve Alevi katliamını protesto etmişti. Aradan günler geçtikten sonra Şeyh Maksut ve Eşrefiye'de Kürt halkına dönük bir katliam başlatıldı. Bu katliamı kabul etmek mümkün değildir.
Bakın, Suriye'de SDG güçleri ile Şam yönetimi arasında 10 Mart Mutabakatı görüşmeleri devam ederken; Halep özelinde 1 Nisan Anlaşması gerçekleşmişken; diyalog masası hâlâ sürerken Halep'te bu saldırıların başlatılması, yeni dönemin ve beklenen demokratik entegrasyonun önüne engel koyma çabasıdır. Halep'te Kürt halkına yapılan saldırı demokrasi ve barış sürecine sıkılan bir kurşundur. Asla kabul etmiyoruz.
Kürt halkı ne Şam'da, ne Halep'te, ne Rojava'da, ne Suriye'nin tamamında, ne de Türkiye'de yalnız değildir. Suriye'de gerçekleşen bu katliamlarda IŞİD armalarıyla oraya gelenlerin de olduğu görüntülerden bellidir. Suriye Milli Ordusu, HTŞ, El Kaide ve El Nusra'ya bağlı paramiliter güçlerin bu operasyonlarda yer aldığı bilgisi dünya tarafından bilinmektedir. Biz bunu kabul etmiyoruz.
Hele ki bir kadın savaşçıya yapılanları kabul etmiyoruz. Herkes izledi o videoları değil mi? Bir kadın savaşçının işkence edilerek binadan aşağı atılması ne bir dinde, ne bir vicdanda, ne de kendine insanım diyen birinin kabul edebileceği bir şeydir. Böyle bir uygulama savaş hukukunda dahi yoktur. Biz kadınlar olarak Rojava'da, Halep'te direnen bütün kadınlara on binlerce kez selam olsun.
Bugün MHP Genel Başkanı grup toplantısında bu konuyu gündeme aldı ve DEM Parti'ye eleştiriler sundu. Biz buradan bir kez daha diyoruz ki: Biz Türkiye'nin iç barışını bütün siyasi partilerden daha fazla önemseyen bir partiyiz. Türkiye'nin iç barışını Hatay Yayladağı'ndan Edirne Sınır Kapısı'na kadar savunuyoruz. 'Orada Kürt kanı akmadı' diyorlar. Yanlış. Orada Kürdün, Alevi'nin, Arap'ın, Sünni'nin, Hristiyan'ın, Dürzi'nin kanı aktı. Keşke akmasaydı.
Biz DEM Parti olarak onurlu bir barış için çizgimizden asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bu yaşanan provokasyonlarda hükümet sözcülerinin kullandığı kışkırtıcı dili yanlış buluyoruz. Suriye'deki ateşe körükle gidilmemelidir. Barışa hizmet edecek bir dil kullanılmalıdır. Buna karşı çıkıyoruz.
Ve tekrar söylüyoruz: Halep'te yaşananları asla kabul etmiyoruz. Yaşamını yitiren bütün Kürtlere, ailelerine ve Suriye halklarına başsağlığı diliyoruz. Yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bir gün bu sınıra barışın tesis edildiğini görmek için geleceğiz.”
“TÜRKİYE'DE DEMOKRASİ İSTEYENLER ONLARIN YANINDADIR”
DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır:
“Bugün Suriye ve Rojava'da Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik büyük bir katliam yaşandığını görüyoruz. Beşar Esad'ın gitmesinin ardından Suriye hükümetinin yerine geçen Colani, Suriye'nin geleceğinin karanlık kalmasını istiyor. HTŞ ile anılsalar da, onların pratiklerini, öldürme biçimlerini biliyoruz. O 40 bin kişilik ordu IŞİD'tir, DAİŞ'tir. Bu saldırıların merkezi Şam değil Ankara'dır.
Rojava'da Kürtler sadece kendi kimliği için değil; Aleviler, Dürziler, Süryaniler ve Suriye'de ezilen bütün halklar için direniyor. Büyük bedeller veriyorlar. Bu mücadele Suriye'nin geleceğini belirleyecek. Egemen güçlerin korkusu Kürtlerdir. Bu yüzden barbarca saldırıyorlar. Ama onlar Kobani'ye, Sincar'a, Kamışlı ve Haseke'ye baksınlar. Bu direniş Halep'te ve Suriye'nin geleceğinde zaferle sonuçlanacaktır.
Kimse dert etmesin; bizler milyonlarız. Bu kirli DAİŞ zihniyetine karşı kazanacağız. Bugün bu katliamlara sessiz kalanlar Türkiye politikalarına karşıdırlar. Rojava'da ve Suriye'de yalnız değiliz. Türkiye'de demokrasi isteyenler onların yanındadır. Bu direniş mutlaka zaferle sonuçlanacaktır.”
“HALEP'TEKİ KUŞATMA ETNİK TEMİZLİK GİRİŞİMİDİR”
HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş:
“Halep'te yaşanan sıradan bir çatışma değildir; açık bir kuşatma ve katliamdır. Yüz binlerce insanın yaşadığı bölgede yapılan bu saldırılar etnik temizlik girişimidir. Cenevre Sözleşmeleri ve savaş hukuku bunu yasaklar. Bu gerçek ortadayken barış çağrılarına bombalarla yanıt veriliyor. Eğer samimilerse, Kürt halkının uzattığı barış ve eşitlik eline bu şekilde karşılık verilmez.
Bölgedeki katliamların durdurulması için uluslararası hukukun işletilmesi şarttır. Halkların ortak mücadelesi büyütülmelidir.”
“BU KATLİAMLARIN SORUMLULARINDAN MEDET BEKLEMİYORUZ”
ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni konuşmasında halkların ortak dayanışmasına vurgu yaptı:
“Suriye'deki halklara sesleniyorum: Direnişiniz direnişimizdir. Yanınızda olmaya devam edeceğiz. Türkiye işçilerine ve emekçilerine çağrımızdır: Bu suça ortak olmayın. Kürt halkının katledilmesinden kimseye ekmek çıkmaz, barış çıkmaz, gelecek çıkmaz. Katliamların sorumlularından medet ummuyoruz. Halklar yan yana gelmeli; zulme karşı dayanacağımız tek güç yine kendimiziz.”
“HTŞ'YE VERİLEN DESTEĞİ ÇEKİN”
EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak, Türkiye'nin resmi açıklamalarına atıf yaparak HTŞ ile kurulan ilişkilere dikkat çekti:
“HTŞ'nin saldırıları ve yaşanan katliamlar, bu süreci destekleyen iktidarların niteliğini bir kez daha gösteriyor. Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı açıklamalarına bakın: 'HTŞ yönetimine bildirdik, destek istediklerinde gelebileceğimizi söyledik' deniliyor. Bu, sahadaki ilişkiyi açıkça gösteriyor.
Bu katliamları durdurun. HTŞ'ye verdiğiniz desteği çekin. Halep'teki katliamların önüne geçin. Biz bugün değil, dün de, önceki gün de bu saldırıların karşısındaydık. Suruç, Diyarbakır, Ankara katliamlarını unutmadık.”
“ROJAVA MODELİ HEDEF ALINIYOR”
SYKP Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz ise konuşmasında Rojava'daki yönetim modelinin ortadan kaldırılmak istendiğini belirtti:
“Halkların kendisini yerelden yönettiği, meclislerin söz sahibi olduğu, kadınların ve gençlerin irade koyduğu, Ermeni, Arap ve Kürt yurttaşların temsil edildiği bu model ortadan kaldırılsın isteniyor. Bunun yerine tekçi, askeri ve ekonomik çıkar odaklı bir düzen dayatılıyor. Ancak Rojava halkı, Kürt halkı buna boyun eğmeyecek.”
“SALDIRILAR ÇÖZÜM KARŞITI GÜÇLERİN VARLIĞINI GÖSTERİYOR”
Yeşil Sol Parti PM Üyesi Didem Göçer, saldırıların zamanlamasına ve siyasi bağlamına dikkat çekti:
“HTŞ'nin saldırıları Suriye'de tekçi bir anlayışın dayatılmasıdır. Daha önce farklı halk ve inanç gruplarını hedef alan silahlı yapılar bugün Kürt halkını hedef alıyor. Sivillerin özellikle kadın ve çocukların yaşam hakkı ihlal ediliyor.
Saldırıların SDG ile Suriye ordusu arasındaki entegrasyon görüşmeleri sürerken yapılması, çözüm karşıtı güçlerin varlığını gösteriyor. İnsan hakları örgütlerini sürece aktif müdahil olmaya, Türkiye'yi ise barış ve diyalogdan yana tavır almaya çağırıyoruz.”
“HALKLAR AYAKTA”
TÖP PM Üyesi İpek Karanfil, Alevi yurttaşların bayramı öncesi yaşanan saldırılara dikkat çekti:
“Arap Alevi halkının bayramı 14 Ocak'tır. Ancak Suriye ve Ortadoğu halkları bayrama katliamların gölgesinde giriyor. Buna rağmen eşitlik ve özgürlük isteyen halklar ayakta. Tüm baskılara karşın kimliğine sahip çıkan, özgürlük talebini yükselten Alevi ve Kürt halkı sokakları dolduruyor. Selam olsun direnenlere.”
“SURİYE SURİYELİLERİNDİR”
SODAP MYK Üyesi Orhan Kok, farklı inanç ve kimliklere yönelik saldırılara karşı ortak direniş vurgusu yaptı:
“Kürt, Alevi, Dürzi ve diğer ezilen halkların yalnız olmadığını bir kez daha söylüyoruz. Halkların kazanımları pazarlık konusu edilemez. Suriye Suriyelilerindir. Biz emekçiler, sosyalistler, ezilen tüm toplumsal kesimler olarak Suriye' de yaşanan katliamlara seyirci kalmayacağız. Bu saldırılar karşısında dayanışma büyüyecek.”
“BU KATLİAMCILARIN ANLAYIŞI TARİHSEL OLARAK SÜRDÜ”
DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, saldırıların bölgedeki tarihsel örüntüyle ilişkisine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Rojava'da farklı kimlikler, inançlar ve etnik yapılar birbirini yok etmeden, özgür ve demokratik bir yaşam inşa etti. Bu model tehdit altında. Bugün yaşanan saldırılar Kerbela'dan Dersim'e, Zilan'dan Ağrı'ya uzanan katliamcı anlayışın devamıdır. Hüseyin'i duruş da, hakikat arayışı da sürüyor.”
Foto-Haber: Neslihan Sağaltıcı
